|
10 fon, 2010'un ilk yarısında ekonominin iyi gideceğine yönelik planlar yaptı.
Haber : Mine Zeybekoğulları / 20.12.2009
Son beş yıldır Türkiye’nin gündemine yerleşen
girişim sermayesi (private equity)
yatırımları, büyümek isteyen yerel şirketler
açısından hem gerekli sermayeyi sağlıyor hem de şirketin yeni pazarlara açılmasına imkan sağlıyor. Türkiye’de kurulu
girişim sermayesi şirketi sayısı az olmasına karşın, bugün bu alanda 20’ye yakın
uluslararası şirketin İstanbul’da ofisi bulunuyor ve bu
şirketler çeşitli fonları aracılığıyla Türk şirketlerine ortaklık ya da hisse alımı yoluyla yatırım yapıyorlar.
2009 yılı, bu alanda bir ‘durma ve bekleme’ yılı oldu.
Global kriz, her alanda olduğu gibi,
girişim sermayesi yatırımlarına
da dünya ölçeğinde darbe vurdu.
Hem alıcı hem satıcılar açısından
‘kazan-kazan’a dayalı bir yapıya sahip
olan girişim sermayesi yatırımları,
2009 yılında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemli ölçüde
geriledi.
Özel sermaye ve risk sermayesi
olarak farklı kullanımlarına karşın,
bizim tümünü ‘girişim sermayesi’
adı altında değerlendirmeyi tercih
ettiğimiz bu yatırımlar, hem adet
bazında hem toplam işlem tutarı
açılarından 2008’den 2009’a ciddi bir düşüş gösterdi.
10 girişim fonunun ilk tablosunu görmek için resmin üzerine tıklayın.
Finansman ihtiyacı arttı
Ernst&Young’ın son yayınladığı rapora göre, Türkiye’de
2008 yılında 20’nin üzerinde toplam tutarı 3 milyar
dolara yaklaşan girişim sermayesi yatırımı gerçekleşirken;
2009’un ilk 10 ayında tüm satın alma ve birleşme
işlemlerinin büyüklüğü ancak 2.8 milyar dolara ulaşabildi.
Bunun içinde girişim sermayesi yatırımlarının payı,
değeri açıklanmamış işlemler de hesaba katılarak 400-
500 milyon dolar aralığında tahmin edilirken, işlem sayısı dokuzda kaldı.
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|