|
Uzun süreli çözüm beklemek için henüz erken.
Haber : Kıvanç Özvardar / 30.10.2011
Uzun bir aradan sonra Euro, geçen
hafta ilk kez rahat bir nefes
aldı. Çarşamba günkü Euro
Bölgesi liderlerinin heyecanlı
zirvesinden sonra Euro
yeniden yükselişe geçti. Anlaşmanın yarattığı
olumlu havayla Euro, dolar karşısında 1.40’ı geçerek yedi haftanın zirvesine
çıktı.
İç piyasalarda ise Merkez Bankası’nın TL’yi güçlendirme planının etkisiyle
dolar, 1,75’in altına geriledi. Avrupa
hisse senedi piyasaları kararı olumlu
karşılarken, Asya borsaları da artıda kapandı.
İMKB Endeksi ise haftanın son
günlerinde yüzde 2’lik değer kazancıyla
57.000 puanı zorladı. Zirve sonrası konuyla
ilgili Citibank analisti Osamu Takashima
“Özel kreditörler (borç veren
özel kişi ve kuruluşlar) için borçların silinmesi
gibi birçok detay nihayet açıklığa kavuştu, bu durum Euro’ya büyük
destek verecek” diyor.
Piyasanın tepkisi ise yatırımcıların
ne kadar büyük bir sabırsızlıkla Euro
borç krizindeki belirsizliğin sonlanmasını beklediklerini ortaya koyuyor. Bu
belirsizlik, Avrupa ekonomilerinin
2012’ye ilişkin tahminlerinin üzerine
kara bulutlar örtüyordu. Bölge ekonomileri,
ekonomik büyüme tahminleri
üzerinde birbiri ardına düzeltmeler yapıyordu:
Alman hükümeti, bu yıl için önceden
yüzde 2,9 olarak yaptığı GSYİH büyüme
tahminini yalnızca yüzde 1,0 olarak
revize etmişti. Fransız hükümeti de
kısa bir süre önce
2012 için belirlediği
yüzde 1,75’lik büyüme
tahminini tutturamayacaklarını açıklamıştı. Yüksek borcuyla
dikkat çeken İtalya
da Avrupa Komisyonu’nun
tahminine
göre yalnızca yüzde
0,7 büyüyecek.
Berenber Bank’ın
başekonomist Holger
Schmieding, “Euro Bölgesi ülkeleri büyüyen
durgunluk tehlikesinden sorumlular”
diyor. Birçok ekonomist de ekonomideki
bu gerilemenin en önemli
nedenini henüz çözülemeyen borç krizi
olarak görüyor.
Hedefler farklı
Ancak Avrupa hükümetleri birbiri
ardına toplanırken belirsizliğe bir son
verilmesi zor. Anlaşmaya varılması güç,
çünkü Euro bölgesi ülkeleri birbirinden
çok farklı hedeflere sahipler: Bir yandan
güneydeki İtalya, Portekiz ve İspanya olmak
üzere yüksek borçlu ülkeler, borçlarını ödeyecekleri konusunda yatırımcıları
ikna edebilmek için, Yunanistan’ın
durumunun bulaşıcılığı korkusuyla kurtarma
fonunun genişlemesini ve
etki alanının artırılmasını talep
ediyor.
Öte yandan ise Almanya,
Finlandiya ve Hollanda gibi kuzeydeki
ülkeler özel kreditörlerin borçların büyük
oranda silinmesi önerisini kabul etmeleri
için bastırıyorlar-bu durum güneyli
ülkeler için yatırımcıları korkutması
açısından büyük endişeler uyandırıyor.
Bu durumda hem ekonomisi en iyi
durumda, hem de bankaları Yunanistan borçlarının silinmesinden olumsuz
anlamda en çok etkilenecek ülkelerden
bir olan Fransa, bir ara ülke pozisyonunda
bulunuyor. Bununla birlikte kuzey
ülkeleri, EFSF’ye (Avrupa Finansal
İstikrar Fonu, yani Euro’yu kurtarma
fonu) en büyük katkıda bulunduklarından
daha çok müzakere gücüne sahip.
Zirveden çıkan karar
Geçen hafta çarşamba günkü Brüksel
zirvesinde Avrupalı liderler, en azından
kısa dönemli sorulara bir çözüm
getirmiş oldular. Zirveden çıkan kararlarla
kurtarma fonu EFSF’nin kapasitesi
artırıldı, bankaların sermaye yapısı yeniden
düzenlendi ve Yunanistan’ın borcunun
önemli bir bölümü silindi. Silinen
bu miktar, üç ay önce kararlaştırılan borçların yüzde 21’inin silinmesinden
de daha fazla. Yalnızca özel borçların bir bölümü silineceğinden-örneğin
Avrupa Merkez Bankası’na olan borçlar
değil- Yunanistan’ın silinen borcu 100
milyar Euro civarında olacak.
Ancak borç silinmesi Yunan ve uluslararası
bankalar için yeni bir çalkantıya
neden olabilir. İşte bu nedenle Avrupalı
hükümetler, bankaların sermaye yapılarının yeniden düzenlenmesi sorununu
da çözmek zorundalar.
1 | 2 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|