|
Tekstil ihracatçıları, kurların yükselmesiyle 'altın çağ' dönemine girdi.
Haber : Ekonomist Online / 25.09.2011
Türkiye’de tekstil ve perakende
sektörleri, son yılların en farklı
dönemini yaşıyor. Özelikle
2003’ten bu yana düşen döviz
kurları nedeniyle ihracatta fiyat
tutturamayan tekstil sektörü, şimdi
döviz kurunun artışıyla birlikte ciddi bir
rahatlama yaşıyor. Bunun aksine perakende
sektörü, artan kurlardan dolayı
kira, ithalat gibi kalemlerde yaşadıkları
sıkıntının yanı sıra, bir de ithalata getirilen
ek vergi nedeniyle iyice karamsar bir
tablo çiziyor. Yıllarca ihracatta zorlandıklarını söyleyen ve ekonomi yönetiminden
kurlarla ilgili düzenleme yapmaları-nı talep eden tekstil ihracatçılarının yüzü
ise yıllardan sonra ilk kez gülüyor.
Türkiye’nin bu iki lokomotif sektöründeki
son durumu görüşmek üzere bir
araya geldiğimiz, tam 40 yılını tekstil sektörüne
veren APS Tekstil’in patronu Osman
Benzeş, bu tabloyu biraz farklı yorumluyor.
2003’ten bu yana perakende
sektörünün altın çağını yaşadığını, kendilerinin
ise büyük zahmetler çektiklerini
söyleyen Benzeş, “Perakendeciler
özellikle bu yıl ve 2012’de biraz sıkıntı
çekecekler. Kenarda nakdi olanlar bu
süreci atlatır, ancak kapanan şirketler
olabilir” diyor. Benzeş ile tekstil sektörünün
bugününü, perakendecilerin çıkış
noktalarını ve APS Tekstil’i konuştuk.
Ekonomist: Türkiye sithalata ek vergi
getirildi, perakendeciler bu durumdan sıkıntılı. Öte yandan üretimi Türkiye’de
olanlar durumdan memnun. Bu konuda
neler düşünüyorsunuz?
Osman Benzeş: 2003 yılından bu yana
Türkiye’de perakende sektörü altın
çağını yaşadı. Öncelikle inanılmaz bir
alışveriş merkezi (AVM) furyası vardı.
Arka arkaya AVM’ler açıldı. Bu ne demek?
Hava parasız kalabalık bir yerde
dükkan sahibi olmak demek. Perakendede
dükkan açmanın en büyük maliyeti
neydi geçmişte? Caddede dükkan
bulmak ve oraya milyonlarca lira hava
parası vermek. Ayrıca bankalar 2001
krizinden sonra büyük kredilerden ziyade
bireysel kredilerde büyüdüler. Vatandaş
yoğurdu bile beş taksitle alır oldu.
Perakendede alışverişin cazibesini
artırdılar.
Döviz kurunun düşük olmasının da tabii
ithalat yapan perakendeciler için avantajı
vardı değil mi?
İthalatta kim nerden ithalat yaptıysa
bırakın doların Euro’nun artmasını, hep
düştü. Dolar 1.150’lere kadar geldi. Bütün
bunlar perakende sektörünün çok
büyümesini sağladı.
Peki aynı dönemde tekstil üretici ve
ihracatçılarının durumunu özetleyebilir
misiniz?
Perakendeciler altın çağı yaşarken,
biz işin zahmet ve eziyetindeydik, gelirlerimiz
düştü. Döviz aşağı düştükçe bizim
de ihracat bacağımız aksadı. Biz ABD ile
çalışıyorduk. ABD’nin Türkiye’deki en
büyük üreticilerinden biriydik. ABD için
olağanüstü bir yatırım yaptık Merzifon’da.
Bizim fabrika açıldıktan 1 yıl sonra
ABD’liler gittiler. Doların çok değer
kaybetmesi, TL’nin değer kazanmasından
dolayı fiyatların yükselmesi nedeniyle
ABD’liler dedi ki, “Biz bu farkı ödemek
zorunda değiliz.” Başka ülkelere gittiler
ve bir daha da gelmediler. Şu anda
ABD, Türkiye’de kayıptır.
Peki o dönemde nasıl bir çıkış yolu buldunuz?
Bu işler hiç de kolay değildi. Yeniden
pazarımızı değiştirdik. ABD’den
Avrupa’ya geçtik. Avrupa’da pazarımızı
büyütmeye çalıştık. Yeni fabrikadan dolayı
3- 5 milyon dolar para kaybettik,
bunlar kolay değil. Şimdi bunlar oluşurken
perakende bacağı altın çağını
yaşadı.
1 | 2 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|