Emtia piyasasında altın ve petrole dikkat!

Emtia piyasasında altın ve petrole dikkat!

Geçen yıl emtia piyasası yükseliş eğilimindeydi. Bu yıl, özellikle jeopolitik risklerin artması, FED’in faiz artışı ve ABD’deki vergi reformu ile büyümenin devamı altın başta olmak üzere emtia ürünlerine rağbeti artırabilir. Özellikle altın ve petrol fiyatlarına dikkat çekiliyor.

GÖZDE YENİOVA
gyeniova@ekonomist.com.tr

Emtia piyasasında geçen yıl yatırımcısına en fazla kazandıran ürün yüzde 56,18 ile paladyum olurken, en çok kaybettiren yüzde 22,3 ile şeker oldu.

Tabloyu görmek için görsele tıklayın.
Emtia piyasasında işlem gören 19 ürünün fiyat hareketlerine baktığımızda, emtia grubu yatırım araçlarından paladyum, bakır, çinko, nikel, kurşun, alimünyum, brent petrol, altın, ham petrol, pamuk, gümüş, doğalgaz ve platinin değer kazandığı görülüyor.

Şeker, kakao, kahve, buğday, soya fasulyesi ve mısır ise 2017’de en fazla değer kaybeden emtia ürünleri oldu.

DEĞERLİ METALLER ÖNDE
Emtia piyasası 2017 yılı genelinde yükselirken, tarımsal ürünlerde buğday ve pamuk dışında bir düşüş söz konusuydu. Enerji fiyatlarında ise brent petrol yüzde 17, ham petrol yüzde 12 değer kazandı. Değerli metaller önceki yıla göre yıl boyunca daha istikrarlı seyir izledi.

Altın yüzde 13, gümüş yüzde 6, bakır fiyatları ise son dört yılın zirvesine çıkarak yüzde 30 değer kazandı. Uzmanlara göre yurtiçinde ise 2017 yılı içerisinde yapılan referandum ve sınırda yaşanan jeopolitik-siyasi riskler ile küresel risk algısının seyri başta altın olmak üzere emtia ürünlerine talebi destekledi.

Geçen yılın performansı bu şekildeyken, 2018’in de emtialarda hareketli bir yıl olması bekleniyor. Uzmanlara göre, bu yıl da emtia fiyatlarının küresel ticaret ve talepteki toparlanmayla yüksek seyri beklenebilir.

Global ekonomilerde yaklaşık 10 yıldır enflasyon temasını öne çıkarmak için yürütülen gevşek para politikası sonucu fiyat endeksleri tatmin edici şekilde yükselmeye başladı. Çin’de üretici fiyatları tüketici fiyatlarının üzerinde artarken, diğer yandan petrolde arz yönlü endişeler emtia ve enerji fiyatlarını öne çıkardı.

PETROLDE NE BEKLENİYOR?
Bu yıl ABD’de üretimin günlük 10 milyon varilin üzerine çıkarak OPEC’in önde gelen üreticilerini geride bırakması bekleniyor. Ancak şimdilik ABD’de stokların ciddi şekilde düştüğü ve bunun petrol fiyatlarını yukarı yönde etkilediği görülüyor.

Öyle ki, petrol fiyatları 2014 yılından bu yana en yüksek seviyeye geldi. Brent petrol, 70 doların hemen altında işlem görüyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), 2018’e yönelik petrol fiyatları tahminlerini 3 dolar yükseltti.

Petrol için ABD tarafındaki petrol arz miktarı ve OPEC üyelerinin arz kısıntısı konusunda 2018 sonuna kadar vardıkları anlaşmaya devam edip etmeyeceği fiyatlamalarda belirleyici olacak.

Global Menkul Değerler Araştırma Birimi Direktörü Sertan Kargın, ekonomide güçlü büyümelerin güçlü talep getireceği için petrol fiyatları açısından olumlu olacağını söylüyor. Kargın, ancak Rusya ve OPEC’in yükselen fiyatları fırsat bilip üretimi tekrar hızlandırması durumunda fiyatlarda bir konsolidasyon görülebileceğine dikkat çekiyor.

Sertan Kargın, “Bunun yanı sıra ABD’de kaya gazı üreticilerinin de fiyatlardaki yükselişi fırsat bilip tekrar güçlü bir şekilde devreye girmesi durumunda fiyatlarda bir düşüş görme ihtimalimiz mevcut. Brent petrolde yıl genelinde 71-63 dolar aralığında bir dengelenme beklenebilir” diyor.

ALTIN ÖNE ÇIKABİLİR
Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Beste Naz Köksal, enerji fiyatlarındaki toparlanmayla enflasyonist baskı oluşumunun yatırımcıyı altın ve gümüşe yönlendirebileceğini söylüyor. Köksal, “Nitekim ABD’de 10 yıllık tahvilin faizinin yüzde 2,50 üzerine çıkması sonrası dolarda beklenen değerlenme görülmezken, ons altının 1.320 dolar üzeri atak yaptığı görüldü.

Altın fiyatının hem TL hem de ons bazında 2018 yılında yükseliş seyrini koruyabileceğini düşünüyoruz” diyor. Büyük ekonomilerde şoklar yaşanmadığı sürece ons altının 1.250 dolar altına gerilemesinin düşük olasılık olduğunu ifade eden Köksal, “TL bazında ise gram cinsinden altın fiyatının 170 TL ve üzerini görmesi yüksek olasılık dahilinde” diyor.

Alnus Yatırım Araştırma Uzmanı Vahap Taştan da bu yıl altın talebinin yükseleceği görüşünde. Taştan, “Gram altın cephesinde ise kısa vadede ilk iki ay için kısmi bir aşağı hareket, 2018 genelinde ise dövizden daha iyi getiri sağlanacağını düşünüyoruz. Bu çerçevede ons altının katkısıyla ve Dolar/TL’deki ana desteklere gelmemizden dolayı gram altın için de 2018 daha iyi olabilir” diyor.

JEOPOLİTİK ETKİ
Emtia piyasasında jeopolitik risklerin her zaman fiyatlamalar üzerinde etkisi olabileceğini kaydeden uzmanlar, petrol ve altın fiyatları üzerinde duruyor. Işık FX Araştırma Uzmanı Burak Yunuscular, geçen yıl Kuzey Kore gerginliğinin ve ABD’nin Irak’taki bölgesel Kürt yönetimine ilişkin girişimlerinin emtia fiyatlarına önemli etki yaptığını söylüyor.

Yunuscular, bu yıl içinde olabilecek herhangi bir anlaşmazlık ve gerginlik ortamında altın başta olmak üzere emtia ürünlerine rağbetin artacağı ve arz-talep dengesinden dolayı fiyatların da yukarıya çekilebileceğini belirtiyor.

Ayrıca FED’in faiz artırımının doların daha da güçlenmesine ve emtia fiyatları üzerinde satış baskısının artmasına yol açması bekleniyor. Burak Yunuscular, “Başkan Trump’ın politikalarına ilişkin vergi kanunu ile büyümenin artarak devam etmesi ve enflasyonun yükselmesi muhtemel. Bunlar da emtia ürünlerini olumlu etkiler” diyor.

BAKIRA DİKKAT!
Ahlatcı Yatırım Araştırma Uzmanı Muammer Demir, bu yıl içinde emtia piyasalarında özellikle küresel risk iştahı eğiliminin önemli olacağına dikkat çekiyor. Demir, “2018 yılında da 2017 yılına benzer bir görüntüyle emtia piyasasında değer kazanımlarının devam edeceğini düşünüyoruz. Özellikle küresel piyasalarda güvenli liman olma özelliğiyle ons altın, gümüş ve endüstri metalleri arasında bakırın ön plana çıkmasını bekliyoruz” diyor.

Muammer Demir’e göre, emtia piyasası üzerinde olumlu gelişmelerin başında global büyümenin 2017 yılındaki gibi devam edeceği beklentisi, tüketici güveni verilerinin beklentilerin üzerinde seyretmesi, makro ekonomik verilerde yaşanan iyileşmelerin talepteki artışları destekleyebileceği öngörüsü geliyor.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap