Gelecek 25 yıl

Gelecek 25 yıl

“Krizli ülkelerle ilişkiyi sürdüreceğiz”
Son 25 yıldaki en büyük başarı hikayelerinden biri ihracatta yazıldı. Türk ihracatçıları, 1990’da 13 milyar dolar olan ihracatı 25 yılda 150 milyar seviyelerine getirdi. İhracatta yeni dönem planlarını Ekonomist’e anlatan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Ticari ilişkilerimizi şartların mümkün kıldığı en üst seviyede tutmak için çaba sarf edeceğiz” diyor.

Aram Ekin Duran / eduran@ekonomist.com.tr

Türkiye ekonomisinin son 25 yılda imza attığı en önemli başarı hikayelerinin başında ihracat geliyor. 1990’da 13 milyar dolar olan ihracat, bugün 150 milyar dolarlara ulaşmış durumda. Bu başarının arkasında kuşkusuz ihracatçıların tüm dünyaya mal satmak konusundaki özverili ve inatçı tavırları yatıyor. Ekonomist’in 25’inci yılında, son 25 yılda ihracat ve ihracatçının yaşadığı değişimi, yeni dönem hedeflerini Türkiye’deki tümihracatçıların çatı kuruluşu olan Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi ile konuştuk. Büyükekşi’ye sorularımız ve aldığımız yanıtlar şöyle:

Son 25 yılda Türkiye’nin ihracatı nasıl bir gelşim gösterdi?
1980’li yıllardan itibaren dışa açılım politikasına ağırlık veren Türkiye’nin ihracattaki performansı giderek artış eğilimine girdi. 1980 yılında ihracatı sadece 2,9 milyar dolar olan, hizmet geliri ve turizm geliri yok denecek kadar az olan bir Türkiye vardı. 1990 yılında ise 13 milyar dolar ihracat yapan Türkiye, 2000 yılına gelindiğinde ihracatını 27,8 milyar dolara çıkardı. 2001 yılında patlak veren ekonomik krizle birlikte değişen koşullar uzun vadede ihracat üzerinde etkiler bırakmıştı. Kriz sonrasında dalgalı döviz kuruna geçiş ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ekonomide ciddi bir ivme yakalanmasına neden oldu.

İhracatta en önemli sıçrama hangi dönemde yaşlandı?
2005 yılına gelindiğinde ihracat rakamları beş yıl içinde yaklaşık iki kat artarak 73,4 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu yıllarda AB ile müzakerelerin başlaması, siyasi istikrar ortamı ve dünya ekonomisindeki olumlu seyir ekonomik performansa ve ihracata ivme kazandırdı. 2010 yılında yaklaşık 114milyar dolar düzeyine ulaşan ihracat, 2014 yılı sonunda 157,6milyar dolara ulaştı. 2015 yılı ise uzun süreden beri artış eğiliminde olan ihracatın dolar bazında bir miktar gerilediği bir yıl oldu.

Türkiye ihracatındaki yapısal dönüşüm nasıl gerçekleşti?
İhracatımızdaki yapısal dönüşüm 1980’li yılların başında 24 Ocak Kararları ile gerçekleşti. Böylece kapalı ekonomiden vazgeçerek ticaret, ihracat, kalite, rekabet terimleriyle tanıştık. Öyle ki, 1980’lerin başında TL konvertibl değildi. 1989 yılında konvertibl hale geldi. 2000’li yılların başında dönüşümsürecine giren dış ticaretimiz, geçen yıllarda meyvesini verdi. 2000 yılı verileri değerlendirildiğinde ihracatta payı en yüksek olan sektörler yüzde 19,5 ile giyimeşyası, yüzde 6,3 ilemotorlu kara taşıtı ve römorklar, yüzde 5,9 ile tarım ve hayvancılık ve yüzde 5 ile kimyasal madde ve ürünleri sektörleriydi. Bu tabloda giyim eşyası ve tarım ürünleri gibi birim fiyat ve katma değer bakımından görece düşük sektörlerde yoğunluk yüksekti.

Bugün ihracatın yapısı nasıl şekillenmiş durumda?
2014 yılına gelindiğinde bambaşka bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz.Motorlu kara taşıtları sektörünün payı yüzde 12,9’a yükselerek ihracat pastasının en büyük paydaşı haline geldi. İkinci sırada yüzde 8,7 pay ile giyimeşyası yer alırken, üçüncülüğü yüzde 5 ile kimyasal madde ve ürünleri alıyor. Onu da mobilya ve kuyumculuk sektörü yüzde 4,8 pay ile izliyor. Değişimler ihracat sepetinde emek yoğundan sermaye yoğun sektörlere doğru bir eğilim olduğunu gösteriyor. İnovasyon, AR-GE, tasarım ve markalaşma sayesinde, daha yüksek katma değer yaratan ürünlerin payı Türk ihracatında her geçen gün artıyor.

Başarı getirecek 5 faktör
1- Katma değerli üretime yoğunlaşılmalı,
2- azar çeşitliliği sağlanmalı,
3- iskleri hedge edecek enstrümanlar kullanılmalı,
4- Kriz dönemleri fırsat olarak görülmeli,
5- Pazar ülkelerdeki ticari ataşeliklerle yakın ilişkiler kurulmalı.

gelecek-25-yil-20Küresel dinamikler göz önüne alındığında, Türkiye’nin ihraç ürünleri portföyü ve niteli¤i yeterlimi?
İhracat verilerinin yıllık değerlendirilmesi yapıldığında, Türk ihracatının gelecekte olumlu seyir izlemesi bekleniyor. Bununla beraber, bugüne kadar yaşanan değişimsürecinin yeni bir safhaya geçmesi de olmazsa olmaz bir gereklilik. İhraç portföyünde geçmişe nazaran sermaye yoğun ve bilişimteknolojilerine doğru bir evrilmenin varlığı inkar edilemez. Lakin bu dönüşümün yeterli olup olmadığı konusunda tereddütler mevcut. Bilhassa, teknoloji devlerinin yarattıkları yüksek katma değerler, dünya ekonomisinde rekabeti farklı boyutlara taşıyor. Bu bakımdan Türkiye’nin bu alanlara ağırlık vermesi gerekiyor. Portföyde var olan ürünlerin geliştirilmesinin yanı sıra, yeni ürün tasarımıyla ihracat portföyünün özellikle yüksek katma değerli ürünler ağırlıklı olmak üzere genişletilmesi önem arz ediyor.

Son dönemde ihracatta bölgesel ve küresel geliflmelerin etkisiyle bir gerileme söz konusu. Bu durum devam edecekmi?
Bu dönemde Türkiye miktar olarak daha fazlamal satmış olsa da ihraç fiyatlarındaki gerileme nedeniyle daha az ihracat geliri elde etti. 2015 yılında başta petrol fiyatlarının düşüşü kaynaklı olmak üzere mal ve hizmet ithalatındaki düşüşün etkisiyle cari açığımız açısından oldukça başarılı bir performans sergiledik. Türkiye için kırılganlık arz eden cari açık/GSYH oranı 2014 yılı sonu itibariyle yüzde 5,8 iken bu yılın sonundaOVP hedefi olan yüzde 5,2 seviyelerinde gerçekleşmesini bekliyoruz.

2015’te ihracattaki gerilemede hangi nedenler etkili oldu?
2015 yılında sadece bizimdeğil aynı zamanda dünya ticaretinin gerilemesine neden olan iki ana unsur var: Petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüş ve ABD Doları’nın diğer para birimlerine karşı değer kazanması. Yine de biz Türkiye olarak 2015 yılında dünya ticaretindeki payımızı arttırmaya devam ettik. Binde 9’a yaklaşan payımızı 2023’e kadar binde 1,5 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. En büyük ticaret partnerimiz olan Avrupa Birliği’nin toplam ithalatından aldığımız pay ise ekimayı verilerine göre yüzde 1,19 ile tarihinin en üst seviyesine ulaştı. 2015 yılının dünya ekonomisine getirdiği bütün zorluklara ve ihracatımızdaki dolar bazlı daralmaya rağmen, diğer ülkelere kıyasla ihracat performansımızın olumlu bir noktada olduğunu söyleyebiliriz.

Yakın gelece¤e iliflkin en önemli beklentileriniz nelerdir?
2015 yılı Türkiye ekonomisi açısından her ne kadar zorlu bir yıl olarak geçse de, Türkiye her anlamda bu yılı başarıyla geride bıraktı. 2016 yılında, 64’üncü Hükümet Programı kapsamında hazırlanan yapısal reform adımlarıyla birlikte ihracatımızın ithalata olan bağımlılığı azaltılacak. Türkiye ekonomisi için kırılganlık arz eden cari açıkla mücadelede önemli adımlar atılacak. Büyümemiz daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulacak.

Özellikle kriz alanları olan Rusya- Ukrayna, Suriye-Irak,Mısır-Libya gibi bölgelere ihracatta önümüzdeki dönem hedefleri nelerdir?
Biz, var olan ticari ilişkilerimizi her zaman daha ileri seviyeye taşımaya çalışıyoruz. Genel olarak bu konuda da başarılı olduğumuz kanaatindeyim. Fakat bahsedilen bölgelerde ciddi siyasi problemler yaşanıyor. Bu sorunlar ihracatımızda olumsuz etkilermeydana getiriyor. Sadece kriz nedeniyle, bu bölgelere olan ihracatımızda 4milyar dolara yakın bir kayıp söz konusu. Öte yandan, söz konusu kriz bölgelerine ihracatımızda meydana gelen daralmaların kalıcı olmayacağını düşünüyorum. Çünkü bu ülkelerle ticari ilişkilerimizin gelişmesi sadece Türkiye için değil söz konusu bölge ülkeleri için de oldukça önemarz ediyor. Biz ticari ilişkilerimizi şartların mümkün kıldığı en üst seviyede tutmak için çaba sarf edeceğiz.

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap