‘Merkez’ler 2018’de de piyasayı yönlendirecek

‘Merkez’ler 2018’de de piyasayı yönlendirecek

Aralık ayında merkez bankalarının kritik faiz toplantıları var. FED tarafında faiz artışı beklentisi fiyatlara girmiş durumda. MB’den de kurdaki baskıyla birlikte faiz artışı gelebileceği konuşuluyor. 2018’de FED’in faiz artırımlarına rağmen global tarafta bol likiditenin devam etmesi bekleniyor.

TALİP YILMAZ
tyilmaz@ekonomist.com.tr

Uzmanlar, değerlemeler de dikkate alındığında Türkiye’ye para girişinin süreceğini tahmin ediyor. Son küresel kriz sonrasında para politikaları, ağırlıklı olarak geleneksel olmayan hamlelerin etkisiyle oldukça etkinlik kazandı. Bu da merkez bankalarını küresel ekonomideki ana aktörler haline getirdi.

Tabloyu görmek için görsele tıklayın.
Krizin üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine karşın merkez bankaları halen ön planda kalmaya devam ediyor. Yılın son ayına girdiğimiz bu günlerde, başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve TCMB’nin faiz toplantıları ve 2018 yılına yönelik verecekleri mesajlar önem kazanacak. Çünkü küresel ekonomide gözlenen toparlanma eğilimiyle birlikte önemli gelişmiş ülke merkez bankaları para politikasında normalleşme sürecine başladı.

Dünyada kısa-orta vadede faiz arttırma eğiliminde ABD başı çekiyor. İngiltere Merkez Bankası (BoE) ile Kanada Merkez Bankası’nın da faiz artırma eğiliminde olduğu görülüyor. Gedik Yatırım Ekonomisti Erol Gürcan’a göre, ECB ve Japonya Merkez Bankası (Boj) ise yakın dönemde ülke ekonomilerinde toparlanma görülmesine karşın halen hedeflerinden uzak kalmaya devam etmeleri nedeniyle, uzun bir süre daha politika faizlerini düşük tutmaya devam edecek.

FED FAİZ ARTIRACAK
Yatırım Finansman Ekonomisti Hilmi Yavaş, özellikle istihdam boşluğunun ortadan kalkmasıyla ekonominin aşırı ısınmasının önüne geçmek isteyen FED’in, büyüme ivmesi de gücünü devam ettirirken faiz arttırma konusunda geç kalmak istemediğini söylüyor.

Yavaş, “ECB tarafında ise henüz ekonomik görünüm, aşırı gevşek para politikası olmadan kendi kendine enflasyonist riskleri ortadan kaldıramayacak durumda. Dolayısıyla 2019 sonuna kadar faiz artışı piyasa tarafından beklenmiyor” diyor. Japonya’da da durumun buna benzer olduğunu söyleyen Yavaş, İngiltere’de ise ekonomik endişelerin ön planda olduğunu ve ekonomik görünüme ilişkin beklentilerin olumsuz yönde şekillenmeye devam ettiğini ifade ediyor.

BİLANÇOYU DA KÜÇÜLTÜYOR
Merkez bankalarının genişleyici faiz politikalarının devamı, en azından faiz artırma tarafındaki hareketleri,gelişmekte olan piyasalara para girişi için kritik öneme sahip. FED, küresel kriz öncesinde 800-900 milyar dolar civarında olan ve krizden çıkış için başvurulan varlık alım programlarının etkisiyle 4,5 trilyon dolar civarına yükselen bilançosunu ekim ayı itibariyle küçültmeye başladı.

Bu işlem aylık 10 milyar dolar seviyesinden başlayıp her üç ayda bir yapılması planlanan kademeli artışla 12 ay sonunda 50 milyar dolar seviyesine ulaşacak. Daha sonra ise küçültme miktarı bu seviyede kalacak.

Erol Gürcan, bundan sonraki süreçte hem kademeli faiz artırımlarına hem de bilanço küçültmeye devam eden bir FED’in olacağı vurgusunu yapıyor. Gürcan, “FED’in 12-13 Aralık’taki toplantısında 0,25 baz puanlık bir faiz artırımına gideceğini ve 2018 yılının tamamında da üç veya dört kez faiz artırabileceğini düşünüyoruz” diyor.

PARA GİRİŞİ SÜRER
Türkiye özelinde finansmana erişim veya para girişi anlamında ciddi bir risk görmeyen Erol Gürcan, yabancı finansman maliyetlerinde ise bir miktar artış görülebileceği kanaatinde. Kur ve faizlerin halihazırda bulunduğu seviyelere dikkat çeken Gürcan, “Türkiye özelindeki risklerin azalması ve enflasyon tarafında iyileşme görülmesi gibi olası pozitif gelişmelerin TL varlıklara olan ilginin yüksek seyretmeye devam etmesini sağlayabileceğini düşünüyoruz” diye konuşuyor.

Garanti Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdürü Tufan Cömert, FED haricindeki diğer büyük merkez bankalarının hala bilançolarını büyütüyor olmaları nedeniyle piyasalardaki likiditenin 2018’de de yüksek seyredeceğini söylüyor.

Cömert, “Bunun genel olarak küresel risk iştahını yüksek tutması ve Türkiye’nin de bundan payını alması beklenebilir” diyor. Cömert’e göre, Türkiye’nin kendine has risklerinin azalması durumunda, bir süredir benzer ülkelere göre oldukça zayıf seyreden ve oldukça ucuz olan yurtiçi piyasalarımıza ciddi girişler görebiliriz.

İHTİYATLI İYİMSERLİK VAR
FED’in üç faiz artırımı beklentisinin zaten piyasalarda fiyatlandığını söyleyen İntegral Yatırım Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu ise daha fazla faiz artacağına yönelik beklentiler oluşursa bunun gelişen ülke para birimlerini kötü etkileyeceğini anlatıyor. Daha yavaş faiz artırımı algısının oluşmasının ise piyasalar için olumlu olacağını söyleyen Turşucu, 2018 yılında gelişmekte olan piyasalara para girişinin bir miktar daha azalarak da olsa devam edeceği kanaatinde.

İş Yatırım’ın 2018’e yönelik baz senaryosuna göre, gelişmekte olan ülkelerde güçlü büyüme devam edecek. Risk iştahının canlı kalmasına paralel olarak sermaye girişlerinde ihtiyatlı iyimserlik sürecek. İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu, gelişmiş ülke merkez bankalarının beklenenden daha sıkı bir para politikası uygulaması durumunda ise gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahında ilave bir düşüş olacağını anlatıyor.

GELİŞMEKTE OLAN PİYASALARDA DURUM NASIL?
Büyümesi yavaşlayan ve enflasyon sorunu olmayan gelişmekte olan ülkelerdeki merkez bankalarının (Rusya,Brezilya, Hindistan, Güney Afrika, Endonezya) destekleyici küresel ortamın yarattığı fırsatı kullanarak para politikasını gevşettiğini görüyoruz.

İş Yatırım Ekonomisti Muammer Kömürcüoğlu, böyle bir ortamda bozuk dış dengesi ve yüksek enflasyonu ile gelişmekte olan ülkelerden olumsuz ayrışan Türkiye’de ise Merkez Bankası’nın faizleri yüksek tutmak zorunda olduğunu söylüyor. Kömürcüoğlu, “Benzer şekilde son Muam bir yılda enflasyonu yükselen Meksika da bu durumla mücadele etmek adına para politikası faizini yükselten ülke grubunda” diyor.

TCMB NE YAPAR?
TUFAN CÖMERT (GARANTİ YATIRIM)
“Son dönemde artan risk algısı nedeniyle fonlama maliyetini tavan olan yüzde 12,25’e kadar çeken TCMB’nin kendisine alan yaratmak için 14 Aralık’ta geç likidite penceresi (GLP) faizinde artışa gitmesi bekleniyor. Piyasa fiyatlaması 175-200 baz puan civarında bir artış beklentisini yansıtıyor. Bu artışın TL’ye istikrar kazandıramaması ve enflasyon beklentilerinde kötüleşmenin sürmesi halinde 2018 içinde ek faiz artırımı ya da diğer önlemlerin gündeme geldiğini görebiliriz!’

TUNCAY TURŞUCU (INTEGRAL YATIRIM)
“Aralık toplantısında TCMB ‘nin GLP faiz oranını 50 baz puan arttırarak yüzde 12,25’den yüzde 12,75 seviyesine yükseltmesini bekliyorum. 2018 yılında mevcut GLP üzerinde fonlama sistemini koruyacağını tahmin ediyorum!

HİLMİ YAVAŞ (YATIRIM FİNANSMAN)
“TCMB’nin faiz artırmakta isteksiz olduğu beklentisiyle USD/TL’deki hareketler güçleniyor ve bu şekilde olumsuz fasit bir daire oluşuyor. Bu noktada kuru aşağı yönlü olumlu etkileyecek karar reel faiz konusunda belirsizliğin ortadan kaldırılmasıdır. TCMB bu konuda politika faizini arttırarak bunu sağlayabilir. Düşüncemiz TCMB’nin yaklaşık 100 puanlık ek sıkılaştırma yapması durumunda ilk aşamada reel faiz belirsizliği önemli miktarda ortadan kalkacaktır!



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap