9 soru, 9 yanıt

9 soru, 9 yanıt

Geçtiğimiz haftalarda bu sayfalarda otomatik katılımla ilgili sorulara yanıt aramaya başlamıştık.

Bu hafta da en çok merak edilen konuları Hazine Müsteşarlığı tarafından hazırlanan yanıtlarla açıklamayı sürdürüyoruz.

1. Otomatik katılım kapsamında çalışan sayısı nasıl ve hangi tarih esas alınarak hesaplamalıdır?
Çalışanların otomatik katılıma dahil olma şartlarını taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın (45 yaş altı/ üstü çalışan sayısı, yerli/yabancı/yurtdışında çalışan, şubelerdeki ve/veya birden fazla işyeri noktasında çalışan ayrımı yapılmaksızın) SGK’ya yapılan bildirime göre işverene bağlı olarak çalışan sayısı hesabı yapılır. Çalışan sayısı tespit edilirken, kapsama alınma tarihinde en güncel SGK verisi (net çalışan sayısı) göz önünde bulundurulur. Örneğin, 250 çalışanı olan ve 01.04.2017 tarihinde sisteme girmesi planlanan bir işyerinin tespiti için 01.04.2017 tarihi itibarıyla en güncel SGK kaydı göz önünde bulundurulur.

Tabloyu görmek için görsele tıklayın.

2. Çalışanın kapsama girip girmediğine (45 yaş hususu) hangi tarih itibariyle karar verilmelidir?
İşverenin kapsama alınma tarihi itibarıyla, 45 yaşını doldurmamış olan çalışanlar kapsama alınacak.

3. Birden fazla işverenle çalışanların sisteme katılımı nasıl olacaktır?
Çalışan, her bir işvereni nezdinde ayrı ayrı işverenin emeklilik planına dahil edilecek.

4. Fonlar hangi yatırım araçlarında değerlendirilecektir?
Fonlar ilgisine göre; kamu/özel borçlanma araçları, mevduat, katılma hesabı, kira sertifikası, hisse senedi, değerli maden, yabancı menkul kıymet, borsa para piyasası, ters repo gibi çeşitli faiz içeren veya içermeyen yatırım araçlarında değerlendirilir.

5. İşverenler anlaşmış olduğu emeklilik şirketini değiştirebilir mi? Çalışanın ödemelere ara verme olanağı var mıdır?
İşverenin emeklilik şirketini değiştirmesi aktarım olarak tanımlanıyor. İşverenin şirket ile yapacağı emeklilik sözleşmesinin imza tarihinden itibaren iki yıl, aktarılan şirkette ise bir yıl kaldıktan sonra farklı bir emeklilik şirketine geçmesi mümkün. Çalışanın talebi üzerine katkı payı ödemelerine ara verilebilir ancak üç ayın sonunda tekrar katkı payı tahsil edilmeye başlanır. Çalışanın üç ayda bir söz konusu talebini yinelemesi gerekir.

6. Çalışan, mevzuatta belirlenen katkı payı oranını (yüzde 3) değiştirebilir mi?
Evet, çalışan kesinti oranını işverene bildirerek artırabilir veya varsa artırmış olduğu tutarı yine
Kanunda belirtilen kesinti oranından az olmamak kaydıyla düşürebilir. Ödemeler için matbu bir tutar belirlenemez, katkı payları oransal olarak hesaplanır.

7. İşveren çalışana fayda sunmak amacıyla, otomatik katılım sistemi kapsamında ödenecek katkı paylarını çalışan ücretinden kesmek yerine kendisi ödeyebilir mi?
Hayır. Bu kapsamda ödeme yapmak isteyen işveren, grup emeklilik planı (İGES) kurmak zorunda olup, çalışanı her halükarda otomatik katılım sistemine dahil etmek durumundadır.

8. Çalışan caydıktan/ayrıldıktan sonra istediği zaman tekrar sisteme girebilir mi?
Cayma/ayrılma işlemi gerçekleştirilen bir çalışanın, kendi talebi doğrultusunda, tekrar sisteme dâhil edilmesi mümkün değil. Ancak, aynı işyerinde çalışmaya devam eden ve gerekli koşulları sağlayan çalışanlar ortalama iki yılda bir tekrar sisteme dahil edilir.

9. Sistemden çıkıp tekrar giriş yapan bir çalışan, sistem kapsamında sunulan avantajlardan aynı şekilde yararlanmaya devam edebilecek midir?
Sistemden çıkıp tekrar giriş yapan bir çalışan, yüzde 25’lik devlet katkısından tekrar faydalanabilir ancak önceki hak edişe ilişkin süre kazanımlarını kaybedeceğinden hak ediş süresi yeniden başlar. Bununla birlikte, 1.000 TL başlangıç devlet katkısı, sisteme girişte bir defaya mahsus olmak üzere verildiğinden, söz konusu katkıdan tekrar faydalanamaz. Sistemden emekli olması durumunda, yüzde 5’lik ilave devlet katkısından faydalanması mümkündür. Çalışanın daha önce sistemde geçirdiği süreler emekliliğe esas süresine sayılmaz.
VADELİ ALTIN KONTRATLARINDA ALIMLAR AĞIRLIKTA
ÇAĞATAY AZAKLI, CFA
İŞ PORTFÖY ALTERNATİF YATIRIM ÜRÜNLERİ PORTFÖY YÖN. PORTFÖY YÖN.
“Yıla yükselişle başlayan altın fiyatları, dolar endeksinde bir süredir devam eden düşüşün geçtiğimiz hafta son bulması ve küresel tahvil faizlerinde yükselişin devam etmesiyle sert şekilde gerileyerek 1,200 dolar seviyesinin altına sarktı.

Hatırlanacak olursa, hem birkaç hafta önce Trump ve ekibinin doların aşırı değerli olmasına atıfta bulunması, hem de Trump’ın seçim kampanyasında söz verdiği altyapı yatırımları gibi enflasyonist baskı yaratacak konularda geri adım atılması beklentisiyle yıl başından bu yana dolarda küresel anlamda gevşeme söz konusu olmuştu.

Ancak Trump, başkanlığı devralır almaz aldığı aksiyonlarla (Obamacare ve NAFTA’nın revizyonu için yapılan çalışmalar, TPP ticaret anlaşmasının iptali, Keystone XL boru hattı ve Meksika sınırına duvar yapımının onaylanması) sonuçları ne olursa olsun sert adımlar atabileceği imajını çizdi.

Buna bağlı olarak, küresel tahvil faizlerinde yükseliş devam ederken, altın fiyatları geriledi. Bu yıl için küresel yatırımcıların pozisyonlarına bakıldığında, geçtiğimiz yıl fiziksel altın talebinin en büyük kalemi olan ETF’lerden nette çıkış gerçekleştiği ancak vadeli altın kontratlarında alımların ağırlıkta olduğu görülüyor.

Bu hafta, ABD Merkez Bankası (FED) toplantısı başta olmak üzere, tarım dışı istihdam ve Brexit’in İngiltere parlamentosunda görüşülmesi takip edilecek. Ayrıca, Trump ve ekibinin dolara ilişkin yorumları da fiyatlamalarda belirleyici olacak olup, dolarda yaşanabilecek yeni bir gevşeme altın fiyatlarını destekleyecek.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap