Fonlar nasıl değerlendirilmeli?

Fonlar nasıl değerlendirilmeli?

Bireysel Emeklilik’te Otomatik Katılım sisteminde 1 Ocak’ta bin ve üzeri çalışanı olan işletmelerdeki 1,8 milyon katılımcı sisteme girerken, 1 Nisan’da 250 ve bin arasında çalışanı olan işletmelerdeki 4 milyon çalışan sisteme dahil oldu.

Tabloyu görmek için görsele tıklayın.
Bugün gelinen noktada ise EGM verilerine göre 6,8 milyon kişiden 2 milyon 994 bini sistemde kaldı. 3 milyon 774 bin 365 kişi ise sistemden çıkma hakkını kullandı.

Çalışan sayısı daha az olan iş yerlerindeki çalışanlar da otomatik katılımla birlikte BES’e dahil olacak. Böylece toplamda 14 milyon çalışan, 2019 yılı başına kadar sisteme girecek. Gelinen noktada otomatik katılımdaki 2,9 milyon çalışanın yaklaşık 375,5 milyon TL’si sistemde birikmiş durumda.

İKİŞER ADET FON
Peki otomatik katılım sisteminde kalanlar, fonlarını nerede değerlendirecek? Otomatik katılım sisteminde, emeklilik şirketleri tarafından emeklilik planlarında, birer adedi faiz içermeyen yatırım araçlarına yönelik tercihte bulunan çalışanlara sunulmak üzere, başlangıç fonu ve standart fon türlerinden ikişer adet fon sunuluyor.

Katılımcılar sisteme dahil olduklarında, ödedikleri katılım payları ilk yılda başlangıç emeklilik fonlarında değerlendiriliyor. Bir yılını dolduran ve herhangi bir fon tercihinde bulunmayan çalışanların birikimleri başlangıçtaki “faiz içeren” ve “faiz içermeyen” fon tercihlerine göre standart fonda yatırıma yönlendiriliyor. Emeklilik şirketleri tarafından başlangıçfonundan veya standart fondan ayrılmayı tercih eden çalışanlara risk profili anketi sunuluyor.

Anket sonucu bağlayıcı olmamak kaydıyla şirketler tarafından, “faiz içeren” değişken fonlardan dört farklı risk kategorisinde, “faiz içermeyen” değişken fonlardan ise iki adet fon kategorisinde olmak üzere toplamda altı adet fon seçeneği sunulacak. Risk kategorisi fonlarına 1 Temmuz 2017 tarihinden, standart fonlara ise 1 Ocak 2018 tarihinden sonra yatırım yapılabilecek.

ALTI DEFA DEĞİŞEBİLİYOR
Gönüllü ve otomatik katılım BES’te yılda altı defa fon dağılımı değiştirilebiliyor. Otomatik katılımda fon çeşidi sınırlı. Katılımlar ilk başta son derece korumacı portföyleri olan başlangıç fonlarına yönlendiriliyor. Yatırımcı cayma süresi yani iki ay geçtikten sonra diğer değişken fonlara geçiş yapabiliyor.

Eğer hiçbir değişiklik tercihi yapılmaz ise birikimler birinci yılın sonunda otomatik olarak standart fona aktarılıyor. Katılımcıların dikkat etmesi gereken önemli bir konu, kendilerinin risk profili ve faiz tercihine uygun değişken fonu bularak bu fonlara geçiş yapmaları. Bunu ikinci ayın sonundan itibaren yapabiliyorlar. Çünkü başlangıç ve standart fon, daha çok kaybettirmeme üzerine stratejisi yapılmış fonlar.

Oysa emeklilik sisteminin amacı, emeklilikte belli bir birikime ulaşmak için belli bir reel getiri elde etmek olmalı. Bunun için yapılması gereken de daha uzun vadeli risk alabilen yatırımlar. Bu da OKS’de bir tek “Muhafazakar”, “Dengeli”, “Atak/Dinamik/Büyüme”, “Agresif” olarak adlandırılabilecek dört farklı risk seviyesindeki değişken fonlar aracılığı ile mümkün olabilir.

FON PERFORMANSLARINI İYİ YÖNETMEK İÇİN HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?
Fon yönetiminde, doğru fon seçiminden daha ziyade doğru bir varlık dağılımı yapılması ve değişen piyasa koşullarına göre fonun aktif yönetilmesi öneriliyor. Esnek fonlar haricinde kalan fonlar ağırlıkla tek bir varlık sınıfına yatırım yapıyor. Aynı varlık sınıfının getirilerinin sürekli olarak yüksek kalması, ekonomi piyasalarında mümkün değil. O nedenle, dağılımın iyi yapılması önem kazanıyor.

“YURTDIŞI YERLEŞİKLERİN YATIRIMLARI EN GÜÇLÜ SEVİYEYE ULAŞTI”
NİLÜFER SEZGİN
İŞ PORTFÖY ARAŞTIRMA BÖLÜMÜ BAŞEKONOMİSTİ
“Merkez Bankası’nın haftalık olarak yayınladığı verilere göre, yurtdışı yerleşiklerin portföy yatırımları üç aylık trend olarak Mayıs 2015’ten beri en güçlü seviyesine ulaştı. 31 Mart -19 Mayıs arasında hisse senedi piyasasında 0,6 milyar dolar, tahvil piyasasına 1,5 milyar dolar ve Eurobond piyasasına 1,9 milyar dolarlık yabancı girişi hesaplanıyor.

Yılbaşından bu yana bakıldığında ise hisse, tahvil ve Eurobond piyasalarına yabancı girişi sırasıyla 1,5 milyar dolar, 1,9 milyar dolar ve 3,3 milyar dolar seviyesine ulaştı. Tahvil piyasası dışındaki piyasalar için 2013 yılından bu yana en güçlü Ocak-Mayıs dönemi yaşandığı söylenebilir. EPFR verilerinde, benzer dönemde yabancı yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy girişlerinin 73 milyar dolar ile 2013 yılından beri en güçlü seviyesine ulaştığı görülüyor. Özellikle Eurobond ve hisse senedi piyasasına ilgi son beş yılın rekor seviyelerinde.

Gelişmekte olan ülkelere yönelik ilginin canlı olmasında belirleyici unsurlar, küresel büyüme görünümünün iyileşmesi, birçok gelişmekte olan ülkede cari açığın ve enflasyonun gerilemesi gibi temel göstergelerde yaşanan iyileşmeler ve küresel faizlerin düşük seyrinin devam etmesi olarak sayılabilir. ABD’de Trump’ın vadettiği mali teşvikleri hayata geçirememesi ve doların ılımlı seyri de gelişmekte olan ülkelere yönelik iştahı besliyor. Yurtiçinde ise referandum sürecinin geride kalması ve Merkez Bankası’nın enflasyon odaklı sıkı bir para politikası uygulaması Türkiye’nin bu olumlu rüzgarı arkasına alabilmesine zemin hazırlıyor.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap