Geleceğin BES dünyası için dijital dönüşüm şart

Geleceğin BES dünyası için dijital dönüşüm şart

Danışmanlık şirketi Deloitte, Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) hayata geçen son düzenlemeleri ve bireysel emeklilik sektörü verilerini analiz ederek ‘Bireysel emeklilik sektöründeki beklentiler ve trendler’ başlıklı raporunu yayımladı.

Tabloyu görmek için görsele tıklayın.
Raporun trendler bölümünde dikkat çeken noktalardan biri de emeklilik şirketlerinin geliştirmesi gereken stratejiler oldu. Buna göre; BES’te katılımcı sayısı artışı azalırken, mevcut müşterileri korumanın önemi ise artıyor. Şirketlerin bir yandan operasyon maliyetlerini azaltacakları diğer yandan da müşteri memnuniyetini artıracakları üst seviye dijital dönüşüme ayak uydurması gerekiyor.

DOĞRU ÜRÜN, DOĞRU FİYAT
Deloitte Türkiye Danışmanlık Hizmetleri’nin kıdemli müdürlerinden İrem Aktaş, şirketlerin operasyon ve hizmet modeli ile dijital ve self servis kanallarını geliştirmeleri gerektiği gibi, müşteri deneyimini de iyileştirmeleri gerektiğine dikkat çekiyor. Aktaş, emeklilik şirketlerinin doğru müşteriye doğru hizmet, ürün ve fiyat sunmalarının da önem taşıdığını belirtiyor.

İrem Aktaş, emeklilik şirketlerine şu önerilerde bulunuyor: “Big Data’yı yönetebilen, veri madenciliği yaparak müşteriye uygun ürün/hizmet sunabilen BES şirketleri, dijital dönüşümü hayata geçirerek müşteri memnuniyetini artırabilir. Böylece yeni satış fırsatları yakalayabilir ve maliyetlerin düşürülmesini sağlayabilir.

Müşteri verilerini ve davranışlarını veri analiziyle inceleyen şirketler, müşterilerine kişiselleştirilmiş hizmet sunabilir. Yapay zekâ kullanarak operasyonel iş yükü yaratan tekrarlı işlerin otomatize edilmesi de maliyetlerin düşürülmesinde yardımcı olabilir. Böylece şirketler, BES’in devam eden potansiyelini kullanabilir.”

‘ROBO-ADVISORY’ DÖNEMİ
BES’in getirdiği avantajlar arasında yüksek fon getirisi sağlaması ilk sıralarda gösteriliyor. Nitekim Türkiye Sigorta Birliği’nin verilerine göre; son 10 yılın ortalamasına bakıldığında BES fonlarının tamamının TÜFE’nin ortalama 2 puan üzerinde reel getiri elde ettiği görülüyor. Sadece 2017 yılı getirilerine bakıldığında TÜFE + 3,2’lik bir reel getiri söz konusu.

Ludens’in verilerine göre ise BES’in başladığı Ocak 2004 ile Aralık 2017 arasındaki dönemde, BES fonları yüzde 379,4 oranında getiri sağladı. 2007-2017 dönemini kapsayan son 10 yıllık süreçte; BES fonlarının ağırlıklı getirisi yüzde 168,3; 2012-2017 yılları arasında yüzde 57,2; 2017 yılında ise yüzde 14,8 oldu.

Ancak İrem Aktaş, BES katılımcılarının fon dağılımlarını fazla değiştirmedikleri ve bu yüzden yüksek fon getirisi elde edemedikleri için de BES’i seçmedikleri; ağırlıklı olarak ilk üç yıl içerisinde sistemden kendi istekleriyle ayrıldıklarının raporlandığını aktarıyor.

Aktaş, çok sayıda katılımcının olduğu BES’te tüm müşterilere yatırım danışmanlığı verilemeyeceği için ‘robo-advisory’ (Robotik danışma) kullanımının önerildiği söylüyor.

“Bu yöntemle, müşterilerin verileri analiz ediliyor ve müşterilere tahmini getiri miktarı da gösterilerek fon dağılımı sunuluyor” diyen Aktaş, müşteri fon dağılımını kabul ettiğinde ise belirli algoritmalar kullanılarak portföyün ‘robo-advisory’ tarafından yönetildiği bilgisini paylaşıyor. Fon getirisinin yanı sıra, Ocak 2013’ten beri getirilen yüzde 25’lik vergi avantajına da dikkat çekiliyor.

DOLAR VE ENFLASYON, TAHVİL PİYASASINA YÖN VERECEK
BARIŞ KESKİN
İŞ PORTFÖY SABİT GETİRİLİ PORTFÖY YÖNETİMİ MÜDÜR YARDIMCISI
“Geçen hafta yurtdışında piyasaları etkileyen en önemli gelişme, ABD 10 yıllık faizinin yüzde 3 seviyesini 2014 yılından beri ilk defa aşmasıydı. Bu hareketle birlikte gelişmekte olan ülke (GOÜ) para birimleri de değer kaybetti faizin geçen hafta sonuna doğru yüzde 3’ün altına inmesiyle GOÜ para birimleri kayıplarının bir kısmını geri aldı.

Türkiye’de ise TCMB faiz kararı en önemli gündem maddesiydi. TCMB’nin geç likidite penceresi borç verme oranını beklentilerin üzerinde 75 baz puan artırmasıyla TL, benzer ülke para birimlerine göre olumlu ayrıştı. TCMB beklentisiyle yüzde 12,60 seviyelerine gerileyen 10 yıllık faizler, kararın ardından yüzde 12,50 seviyelerine doğru gerilese de ABD faizlerindeki yükseliş ve ABD dolarının küresel olarak değer kazanmasıyla birlikte tekrar yüzde 12,60 seviyesinin üzerine yükseldi. Bu hafta tahvil piyasasını yurtdışında ABD dolarının küresel hareketinin, yurtiçinde ise açıklanacak nisan ayı enflasyon rakamının etkilemesini bekliyoruz.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap