Otomatik katılımda çıkış sınırlı olur

Otomatik katılımda çıkış sınırlı olur

Türkiye’de tasarruf oranının artırılmasında ve Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) desteklenmesinde 2013 yılı başında devreye alınan yüzde 25 devlet katkısı önemli rol oynadı. 15 temmuz darbe kalkışması sonrası, hükümetin ekonomik reformlara ivedilikle devam edeceği, planlarda bir değişiklik olmadığı mesajları veriliyor.

Tabloyu görmek için görsele tıklayın.
590Bu konuda beklentilerden biri de BES’te otomatik katılım. Konuyla ilgili eleman.net’in 10 bin 840 adayın ve 3 binden fazla şirketin katılımı ile gerçekleştirdiği anket, otomatik katılımla ilgili çarpıcı mesajlar veriyor.

Bu anketten çıkan sonuçlara göre, çalışanların yüzde 65’i BES kapsamındaki otomatik katılım uygulamasına sıcak bakmıyor. Ancak uygulama yürürlüğe girdikten sonra ayrılmayı düşünenlerin oranı yüzde 50’nin altında kalıyor. Eleman.net’in murahhas üyesi Savaş Ünsal’a göre, bireysel emeklilik ve otomatik katılım kavramlarının hem işverenlere hem de çalışanlara doğru aktarılması, BES’in büyümesine yardımcı olabilir.

ŞİRKETLER KATKI SAĞLAMALI
Ankete katılan çalışan ve adayların yüzde 65’inin otomatik katılımı desteklemediğini vurgulayan Ünsal, otomatik katılımın faydalı olduğuna inanan ve desteklediğini belirtenlerin oranının yüzde 26 ile sınırlı kaldığını anlatıyor. Ünsal sözlerine şöyle devam ediyor:

“Buna karşın, belirli bir süre prim ödedikten sonra BES’ten ayrılabilmeye izin veren opsiyon süresinin sonunda sistemden çıkacağını belirtenlerin oranının yüzde 50’nin altında kalması da dikkat çekici.

Kararsızlarla birlikte değerlendirildiğinde, BES’te kalmaya devam edebileceğini belirtenlerin oranı yüzde 52’yi buluyor. Çalışanlarını BES’te yer almaları için teşvik ettiğini belirten şirketlerin oranı yüzde 36 iken, şirketlerin yüzde 29’u BES kapsamında çalışanlarına katkı sağladığını söylüyor.” Otomatik katılımda şirketlerin üzerinde durduğu en önemli konuların başında da işveren katkısının geldiğini burada hatırlatmakta fayda var.

İYİ ANLATILMALI
Savaş Ünsal, anketin, bireysel emeklilik ve otomatik katılımın kavramlarının hem işverenlere hem de çalışanlara doğru biçimde tanıtılmasının önemini gösterdiğine inandıklarını aktarıyor. Ünsal’a göre bir süredir üzerinde çalışılmakta olan otomatik katılım düzenlemesi yürürlüğe girmeden önce, sistemin tüm bileşenlerinin potansiyel katılımcılara ve işverenlere ayrıntılı biçimde aktarılması gerekiyor.

Otomatik katılımın soru işaretlerinin ortadan kaldırılmasıyla sistemin büyümesine mutlaka yardımcı olacağını söyleyen Ünsal, “Otomatik katılım dendiğinde [ çalışanların ilk aklına gelen maaşlarından kesinti yapılacağı düşüncesi oluyor. Oysa BES’in kendilerine sağlayacağı avantajları bilirler ve işverenlerinin de katkıda bulunduğunu görürlerse, sistemden çıkacağını söyleyenlerin oranı daha da düşecektir” diyor.

SORUN YANITLAYALIM…
Eşim ve çocuğum adına ödeme yaparsam, onlar da devlet katkısından yararlanabilir mi?

“Eşiniz veya fiil ehliyetine sahip çocuğunuz adına yatırdığınız katkı payları üzerinden katılımcı bazında belirlenmiş yıllık brüt asgari ücret tutarındaki sınır dâhilinde yüzde 25 oranında devlet katkısı ödenir. Dolayısıyla, bireysel emeklilik sistemine dâhil olan her aile bireyiniz devlet katkısı ve sistemin diğer tüm avantajlarından faydalanır.

Devlet katkısından faydalanmak için katkı payı ödemesi dışında herhangi bir işlem yapmanız gerekmez. Emeklilik şirketleri, yatırdığınız katkı paylarını sizin adınıza Emeklilik Gözetim Merkezi’ne (EGM) bildirir ve hesaplanan devlet katkısı, bireysel emeklilik hesabınıza ödenir!’
393“MB’NİN REZEVLERİNDEKİ ARTIŞ, TAMPON OLUŞTURUYOR”
Nilüfer Sezgin İş Portföy Başekonomist
“Merkez Bankası’nın net uluslararası rezervleri, 22 Nisan’da gerilediği 26,9 milyar dolarlık dip seviyesinden 15 Temmuz 2016 itibarıyla 33,8 milyar dolara yükseldi. Enerji ihracatçısı KİT’lere yapılan satışların azalması, günlük döviz satım ihalelerinin durdurulması ve ihracat reeskont kredilerinin geri ödemeleri sayesinde net döviz rezervinin arttığı izleniyor.

Ancak, net rezervlerin mevcut seviyeleri uzun yılların en düşük seviyelerine yakın kalmaya devam ediyor. Merkez Bankası’nın brüt rezervleri ise 22 Nisan’daki 114,6 milyar dolar seviyesinden 15 Temmuz’da 122,7 milyar dolara kadar yükseldi ve tarihsel olarak bakıldığında güçlü seviyelerde.

Piyasalardaki dalgalanmanın kalıcı olmaması durumunda, döviz likiditesi anlamında reel sektörün ve bankacılık sektörünün önemli bir sıkıntı yaşamayacağı söylenebilir. Ayrıca, Merkez Bankası’nın rezervlerindeki artış piyasaların içinden geçtiği stres dönemlerinde risklere karşı bir tampon oluşturuyor.

Ancak, yatırımcı algısının bu dönemde iyi yönetilmesi, yabancı yatırımcıların Türkiye’deki 75 -80 milyar dolar civarındaki hisse senedi ve tahvil portföylerini azaltmamaları açısından önem arz ediyor. Benzer şekilde, yurtiçi yerleşiklerin tasarruflarını döviz yatırımına yönlendirmeleri de bu sayede azaltılabilecek.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap