Rekabet fonların verimliliğini yükseltecek

Rekabet fonların verimliliğini yükseltecek

Ağustos ayı içinde TBMM’den geçen kanunlar Türkiye sermaye piyasalarının gelişimi için büyük önem taşıyor. Türkiye Varlık Fonu ve BES’te otomatik katılım, sermaye piyasalarının oyuncularında da büyük bir heyecan yarattı.

Tabloları görmek için görsellere tıklayın.
2058 2059Konuyla ilgili Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Başkanı İlhami Koç’un önemli değerlendirmeleri oldu.

Koç, yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti:
“BES’le bireyler kendi geleceklerine yönelik tasarruf yaparken, aynı zamanda bu tasarrufların ekonomiye uzun vadeli kaynak sağlamasına da katkıda bulunuyor. Ayrıca bu, sistemin ülke içi tasarrufların artmasında önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Birlik olarak BES’teki düzenlemeyi sektörümüz ve ülkemiz adına memnuniyetle karşılıyoruz. Bu noktada, TSPB olarak gerek sistemde oluşturulacak fonların, gerekse oluşturulan fonların mal varlıklarının yönetiminin rekabetçi bir ortamda yapılmasının, verimliliği artıracağı inancındayız. Konu hakkında yapılacak ikincil düzenlemelere Birlik bünyesindeki tüm üyelerimizle katkıda bulunmaya hazırız.”

İŞVEREN KATKISI
Yeni sistemle birlikte işyeri bazlı katılımların yoğunlaşacağını öngören Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Uğur Erkan ise bu kapsamda sistemde daha sağlam bir katılımcı tabanının oluşacağı düşüncesinde. 31 Ağustos itibarıyla bakıldığında toplamda BES’teki sözleşme sayısı 7 milyon 565 bin adet.

Bunun sadece 499 bini işveren grup emeklilik sertifikası. Yine yatırıma yönlendirilen sistemdeki 40,9 milyar TL’nin 1,7 milyar TL’si işveren grup emeklilik sertifikası sözleşmelerine ait. Meclis’ten geçen otomatik katılım düzenlemesinde işyeri katılımı zorunlu tutulmuyor. Ancak sektör temsilcileri sınırlı da olsa bir işyeri katkılı otomatik katılım sisteminin sistemden çıkışları sınırlı tutacağı yorumunu yapıyor.

CAYMA HAKKI VAR
Yeni düzenlemeye göre çalışanlar otomatik katılım ile emeklilik planına dâhil olduktan itibaren iki ay içinde herhangi bir maddi kaybı olmadan sözleşmesinden cayabiliyor.

NN Hayat ve Emeklilik’in yaptırdığı araştırmaya göre otomatik kalımla birlikte, 10 kişiden dördü sistemde uzun süreli kalacağını söylüyor. Bu noktada hem hükümet hem de emeklilik şirketleri için kişilerin sisteme güven

seviyelerini artırmak için rehberlik yapmaları önem kazanıyor. NN Hayat ve Emeklilik CEO’su Frank Eijsink, “Araştırma gösteriyor ki, hem çalışanlar hem de işverenler otomatik katılıma sıcak bakıyor” diyor.

NÜFUS YAŞLANIYOR
Hali hazırda Türkiye nüfusu hızla yaşlanıyor, ortalama yaşam süresi uzuyor ve gelir ihtiyacı olan yaşlı nüfus giderek artıyor. Bu nedenle otomatik katılım esaslı emeklilik sisteminin hızlıca hayata geçirilmesi ve kişilerin tasarruf etmeye bir an önce başlaması gerekiyor.

Bununla birlikte ülke olarak mevcut iç kaynak ve tasarruflarımızı artırmanın, ihtiyacımız olan yatırımlarımızı finanse edebilmenin yolu da BES’ten geçiyor. Uğur Erkan, “BES’i milli bir mesele olarak görüyor ve burada biriken fonların ülkemizin finansal cephanesi olduğunu düşünüyoruz” diyor.

SORUN YANITLAYALIM.
Herkes için devlet katkısı ödenir mi?
BES’e yatırdığınız katkı paylarına karşılık olarak, bu katkı paylarının yüzde 25’i oranında yıllık belirlenen limit dahilinde bireysel emeklilik hesabınıza devlet tarafından ödenen tutar, devlet katkısıdır. Vergi mükellefi olup olmadığına, mesleğine bakılmaksızın bireysel ya da gruba bağlı bireysel emeklilik sözleşmesi dahilinde katkı payı ödeyen TC vatandaşları ile Türk vatandaşlığını kaybedenler ve bunların altsoyları tarafından ya da bu kişiler adına yatırılan katkı payları için devlet katkısı ödenir. İşveren grup emeklilik sözleşmelerine devlet katkısı ödenmiyor.

2060“KREDİ NOTU TAKİP EDİLECEK”
HANDE ŞEKERCİ
İş Portföy Araştırma Bölümü Bölüm Yönetmeni
“Yurt içinde veri akışının yoğun olduğu haftada, yılın ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisinin ilk çeyrekteki yüzde 4,8’e göre hız keserek yüzde 3,3 oranında büyüdüğü görüldü. Böylece ilk yarıdaki ortalama büyüme yüzde 3,9 seviyesinde gerçekleşti.

Makroekonomik görünüm için öncü gösterge niteliğinde olan sanayi üretimi ise temmuz ayında beklentilerden çok daha sert bir şekilde gerilerken, yılın üçüncü çeyreğine ve yılsonu büyüme hedefine ilişkin aşağı yönlü risklerin artmış olduğunu yansıttı.

Temmuz ayı ortasındaki sert yükselişin ardından oynaklık seviyeleri gerileyen Türk Lirası Moody’s’in kredi notuna yönelik kararının beklendiği bir dönemde yurt içi piyasalar tatile girmeden önce oluşan temkinli yatırım ortamı neticesinde sepet bazında değer kaybetti.

Avrupa Merkez Bankası’nın Eylül ayı toplantısında gerekirse Mart 2017’de sona erecek niceliksel varlık alım programını uzatabileceğine dair açıklamalar yapmasına rağmen, gevşeme beklentilerini karşılamamış olması ise Euro’nun güçlenmesine neden oldu.

Buna rağmen, TL’nin Euro karşısındaki değer kaybı daha belirgin oldu. Önümüzdeki dönemde yurt içi piyasalar açısından en önemli gelişmenin kredi notu olacağını düşünüyoruz. Yurt dışında ise FED’in ve Japonya Merkez Bankası’nın 21 Eylül’deki kararları kritik olacak.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap