Temmuzda 1,5 milyon yeni katılımcı gelecek

Temmuzda 1,5 milyon yeni katılımcı gelecek

Geçen hafta içinde Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, yılbaşından bu yana 5 milyon 600 bin kişinin Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) otomatik katılımla girdiğini açıkladı.

Tabloyu görmek için görsele tıklayın.
Şimşek, otomatik katılımda sistemden çıkışın yüzde 52 gibi yüksek bir rakam olduğunu belirterek “Çıkış öngöremediğimiz kadar kötü” açıklamasını yaptı. Bilindiği üzere yıl başında bin ve üzeri çalışanı olan şirketler, Nisan itibarıyla da 250 bin arası çalışanı olan şirketler ile kamu şirketleri sisteme dâhil olmuştu.

Sektör temsilcilerinin otomatik katılım devreye alınırken üzerinde en çok durduğu konu, ‘işveren katkısı’ydı. Sektör temsilcileri otomatik katılımda en başarılı örnek olarak gösterilen İngiltere’de işveren katkısı ile birlikte cayma oranının düşük olduğu vurgusunu yapıyordu. Bu gün gelinen noktada Mehmet Şimşek’in açıklamalarından da anlaşıldığı üzere cayma oranı beklenenin üzerinde.

Emeklilik Gözetim Merkezi’nin 2 Haziran verisine göre, sistemde 2 milyon 647 bin katılımcının 463 milyon TL’lik fon birikimi sağlanmış durumda. Sistemde beklenenden yüksek bir cayma oranı var.

14 Mayıs’ta piyasada olan Ekonomist Dergisi’nin kapak haberinde ‘Kalmalı mı? Çıkmalı mı?’ sorusuna yanıt aramıştık. İşveren katkısı olmamasına rağmen, sunulan avantajlar dikkate alındığında otomatik katılımda kalınmaya devam edilmesi önerisi ön plana çıkmıştı. Mehmet Şimşek’in açıklamaları ve i Temmuz’da 100-250 arası personeli olan işletmelerdeki yaklaşık 1,5 milyon çalışanın sisteme gireceğini dikkate alarak, otomatik katılımın avantajlarını tekrar hatırlatma ihtiyacı duyduk.

  • Otomatik katılımda gönüllü katılımda olduğu gibi yüzde 25 devlet katkısı avantajı var. Gönüllü katılımla BES’iniz olsa bile, otomatik katılımda da devlet katkısından faydalanıyorsunuz.
  • Otomatik katılım ve gönüllü katılıma dayalı bireysel emeklilik sistemi, gerek emeklilik şirketleri için arz ettiği masraf yapısı gerekse de müşterilere sunulan kesinti yapısı bakımından farklılaşıyor. Otomatik katılım kapsamında açılan BES sözleşmelerinde maksimum yüzde 0,85 fon işletim gider kesintisi dışında başka kesinti olmuyor.
  • Otomatik katılımda da katılımcı gönüllü katılımdaki gibi yılda altı kez fon tercihlerini değiştirebiliyor.
  • Otomatik katılımda bir yıl sonra ilave olarak bin TL ilave teşvik veriliyor.
  • Otomatik katılımda katılımcılar, emekli olduktan sonra eğer toplu para yerine en az 10 yıllık bir gelir sigortası almayı tercih ederlerse, birikimlerinin yüzde 5’i oranında daha devlet katkısına hak kazanıyor.
  • 1 Temmuz’dan itibaren otomatik katılım fonlarında fon miktarının en fazla yüzde 30’u bir portföy yönetim şirketi tarafından yönetilecek. Yani bir emeklilik şirketi en az dört emeklilik şirketi ile çalışmak durumunda. Bu da portföy yönetiminde rekabeti getirecek.

SORUN YANITLAYALIM.
Otomatik katılımda fon tercihi yaparken nelere dikkat edilmeli?
Gönüllü ve otomatik katılım BES’te yılda altı defa fon dağılımı değiştirilebiliyor. Otomatik katılımda fon çeşidi sınırlı. Katılımlar ilk başta son derece korumacı portföyleri olan Başlangıç Fonları’na yönlendiriliyor. Yatırımcı, cayma süresi yani iki ay geçtikten sonra diğer değişken fonlara geçiş yapabiliyor. Eğer hiçbir değişiklik tercihi yapılmaz ise birikimler birinci yılın sonunda otomatik olarak standart fona aktarılıyor.

Katılımcıların dikkat etmesi gereken önemli bir konu, kendilerinin risk profili ve faiz tercihine uygun değişken fonu bularak bu fonlara bir an önce geçiş yapmaları. Bunu ikinci ayın sonundan itibaren yapabiliyorlar. Çünkü başlangıç ve standart fon nispeten kaybettirmeme üzerine stratejisi yapılmış fonlar. Oysaki emeklilik sisteminin amacı, emeklilikte belli bir birikime ulaşmak için belli bir reel getiriye ulaşmak olmalı. Bunun için yapılması gereken de daha uzun vadeli risk alabilen yatırımlar. Bu da Otomatik katılım sisteminde bir tek ‘Muhafazakâr, ‘Dengeli, ‘Atak/Dinamik/Büyüme, ‘Agresif olarak adlandırılabilecek dört farklı risk seviyesindeki değişken fonlar aracılığı ile mümkün olabilir.

YURTDIŞINDAKİ TAHVİL HAREKETLERİ TAKİP EDİLECEK”
SENEM UĞURLU
İŞ PORTFÖY KIDEMLİ PORTFÖY YÖNETİCİSİ
“Tahvil piyasaları için geçtiğimiz haftanın en önemli gündem maddesi Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz toplantısıydı. FED faizleri 25 baz puan artırdı, önümüzdeki döneme ilişkin faiz artırım tahminlerini korudu ve bilanço daraltılması ile ilgili somut bir plan açıkladı.

Özelikle hafta içinde gelen TÜFE rakamından sonra FED’den güvercinvari bir duruş bekleyen piyasalar, enflasyondaki düşüşün bir kerelik fiyat indirimlerinden kaynaklandığına vurgu yapılması kararını bir miktar şahince buldular. Amerikan 10 yıllıkları hafta başında yüzde 2,2 seviyesindeyken, yüzde 2,13’e kadar geriledikten sonra tekrar yüzde 2,17 seviyelerine yükseldi.

Yurtiçinde de Merkez Bankası (MB) beklendiği gibi faizlerde değişikliğe gitmedi, gıda fiyatlarındaki düşüşe rağmen enflasyondaki yüksek seyre dikkat çekerek sıkı duruşunu korumaya devam etti.

Hafta başında hazinenin yüklü ihale programında beklentilerden fazla borçlanması sonrasında yüzde 10,40 seviyelerinden yüzde 10,60’a kadar yükselen 10 yıllık tahvil faizi, MB kararı sonrasında yüzde 10,50’lere geriledi. Yurtiçinde veri akışının yoğun olmadığı bu hafta faizler yurtdışındaki tahvil hareketleri takip edilecek.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap