|
Özkural, Türkiye'nin "creme de la creme" ülkeler arasında bulunduğunu söylüyor.
Haber : Kıvanç Özvardar / 28.08.2011
2008’de patlak verip 2009’da kısmen
yatıştıktan sonra dünyanın
kapısını yeniden ve daha şiddetli
bir biçimde çalan ekonomik krizde
gözler yeni sürecin getirdiklerinde.
Uzun yıllardır bulunduğu İngiltere’de
2005 yılından bu yana Bank of America
Merrill Lynch’te görev yapan Ozan M.
Özkural, Temmuz 2009’dan beri CEEMEEA
bölgesi Borç Sermayeleri Piyasaları
Genel Müdür Yardımcılığı pozisyonunda.
Uluslararası piyasalardaki sermaye
hareketleri ve gelişmelerine oldukça hâkim
olan Özkural, yükselen kriz algısını
abartılı buluyor. Özkural, gerek iç,
gerekse dış konjonktür açısından Türkiye’nin
finansal ve ekonomik konumunu
ise oldukça olumlu değerlendiriyor.
Genç yönetici ile küresel ekonomideki
gelişmeler ile Türkiye’deki yansımalarını
konuştuk.
Ekonomist: Volatilitenin oldukça yüksek olduğu son dönemde krizin ikinci bir fazına geçildiği konuşuluyor. Uluslararası piyasayı daha
iyi tanıyan biri olarak, sizce bu konjonktür nereye
doğru gidiyor?
Ozan Özkural: Türkiye de dâhil olmak
üzere hiçbir ülke birbirinden bağımsız
değil. Ancak bu konjonktür içinde ben
yine de Türkiye’nin yerini diğer ülkelere
kıyasla çok daha sağlam görüyorum.
Bunun birkaç nedeni var. Şöyle ki: Türkiye
bankacılık sektörü dünya çapında
bakıldığında çok güçlü bir konumdadır.
Türkiye’deki karar organlarının birlikte
hareket ediyor oluşu büyük bir avantaj.
Kriz kelimesini kullanma konusunda biraz
tedirginim. Elbette geçtiğimiz aylarda
da piyasada volatilite vardı, ama aslında
son iki hafta içinde dünyada gerçek
anlamda değişen ve gerçek bir krizi
tetikleyecek değişikliklerin olmadığı kanısındayım.
Yani sizce piyasalar durumu biraz abartıyor
mu?
Bence abartıyorlar. Önceden (2008
ve öncesi) belki fazla aç gözlülük vardı,
ancak simdi de fazla korku mevcut. Durumu
biraz da rehavet tetikledi. Ağustos
ayı çoğu yatırımcının ve özellikle Avrupa’nın
tatil yaptığı ve normal koşullar altında
durağan olan bir aydır. Ancak böylesine
sakin bir dönemde ortaya atılan
argümanlar rahat bir şekilde başka yönlere
çekilebiliyor. Nitekim bunun sonucu
olarak hali hazırda mevcut olan konular
tekrardan bir büyüteç altına yatırıldı.
Bu süreçte yurt dışındaki Türkiye algısı nasıl?
Türkiye’nin durumu ve gidişatı bono
yatırımcılarının büyük bir kesimi tarafından
çok pozitif algılanıyor ve genel
anlamda Türkiye ve Türkiye’den çıkan
Eurobond’lara çok ciddi bir talep mevcut.
Özellikle Türkiye’deki bankacılık
sektörünün güçlülüğü, sermaye yeterlilik
oranlarının ve BDDK’nın uyguladığı
sıkı regülasyon çok büyük birer artı
olarak değerlendiriliyor.Türkiye’nin
Çin’i bile geride bırakacak bir hızla büyümesi
yatırımcıları çok pozitif etkiliyor.
Ancak kafalarındaki tek soru işareti son
zamanlarda hızla büyüyen cari açık.
Ciddi bir durgunluk beklentisi var, ne kadar
diğer pazarlara yönelsek de yüzde 45 oranında
ihracatta Avrupa’ya bağımlı bir ülkeyiz. Size göre
ne gibi faktörler cari açığı geriye düşürebilir?
Türkiye’de gerçek anlamda bir ekonomik
küçülme olmadığı surece cari
açığın tamamen kapanması mümkün
değil ve zaten yatırımcıların da beklentisi
bu cari açığın tamamen kapanmasından
daha ziyade büyüme trendinin
yerini küçülmeye bırakması yönünde.
Bu konudaki en büyük risk Türkiye’nin
toplam ihracatında Avrupa’nın
yüksek pay sahibi olması ve bu yüzden
Avrupa’daki reel ekonominin gidişatına
olan hassasiyetimiz. Kendi enerjimizi yeterince
üretemememizden kaynaklanan
bu ithal etme ihtiyacı da cari açık konusundaki
en büyük problemlerimizden.
Cari açığın son bir yıldaki hızlı tırmanışını
tetikleyen unsurların arasında
yurt içindeki tasarruf oranının finanse
edebildiğinden daha çok yatırım yapması
tetikliyor. Bu büyüme trendini tersine
çevirecek gelişmeleri yavaş yavaş
görmeye başlıyoruz.
Peki Türkiye’nin güçlü yönleri neler?
Başbakanın
krizin teğet bile geçmeyeceği yönündeki
açıklamalarına katılıyor musunuz?
Hiçbir ülkenin, dünyanın en büyük
ekonomilerini sarsan böyle bir dalgalanmadan,
az bile olsa etkilenmeden
çıkması söz konusu olamaz. Çünkü içinde
yaşadığımız dünya çok entegre bir
durumda. Ancak aynı nedenlerden dolayı
artık ABD ve Avrupa ile dünya göbekten
bağlı değil ve tüketim gücü artık
daha ziyade Türkiye’nin de içinde bulunduğu
güçlü gelişmekte olan ülkelere
kayıyor.
Türkiye’nin avantajı, kendi etrafındaki
ekonomilere daha fazla entegre olmaya
başlamış olması ve global bir belirsizliğin
mevcut olduğu bir ortamda
karar mercii olarak çok çabuk ve etkili
kararlar verebilecek bir hükümetin basta
olması. Krize karşı önlem almak için
belli bir reaksiyon verilmesi gerekiyorsa,
reaksiyonun gelme zamanı Türkiye’de
Amerika ve Avrupa’ya göre çok daha çabuk
olacaktır.
Gelişmekte olan ülkeler içinde Türkiye’nin
konumu nedir?
Türkiye’yi diğer gelişmekte olan piyasalarla
kıyasladığımız zaman güçlü dinamiğinin,
nispeten derin piyasalarının
ve sağlam bankacılık sektörünün çok az
ülkede olduğunu söyleyebilirim. Rusya
ve Orta Doğu ile Türkiye’yi kıyaslarsak, o
ülkelerin sahip oldukları doğal kaynaklarından
ortaya çıkan büyük bir avantajları
var. Ama iş yapmanın kolaylığı, şirketlerinin
ve çalışanlarının profesyonelliği,
yerel mevzuatın şeffaşığı, bankacılık
sisteminin gücüne baktığınız zaman,
Türkiye hakikaten çok daha üstün bir
durumda.
1 | 2 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|