|
2009'u küçülmeyle kapatan ekonominin 2010'da büyümesi kesin gibi.
Haber : Orhan Karaca / 17.01.2010
2009’u yüzde 6 dolayında bir küçülmeyle
kapattığı tahmin edilen
Türkiye ekonomisinin
2010’da yeniden büyümeye geçeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Fakat bu büyümenin ne kadar olacağı konusunda bir görüş birliği yok. Hükümetin
büyüme hedefi yüzde 3.5 ve
uluslararası kuruluşların büyüme tahminleri
de genelde bu hedef dolayında.
Mesela IMF ve OECD’nin büyüme
tahmini aynı ve yüzde 3.7 düzeyinde
bulunuyor. Fakat 2010’da büyümenin
çok daha yüksek olabileceğini tahmin
eden iktisatçılar da var. Bahçeşehir
Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Seyfettin Gürsel bu isimlerden biri ve
tahmini yüzde 5.5 düzeyinde. (Referans,
12 Ocak 2010). Bilgi Üniversitesi
Öğretim Üyesi Asaf Savaş Akat ise yüzde
5.2’lik (Vatan, 3 Ocak 2010) büyüme
tahmini yapıyor. Ekonomist Araştırma
Birimi’nin (EAB) hesapları da bu
yıl yüzde 6’ya yakın bir büyümenin
mümkün olduğunu gösteriyor.
Baz etkisinin gücü
2010’da büyümeyi etkileyecek faktörlerin
başında “baz etkisi” var. Geçen
yıl özellikle ilk iki çeyrekte ekonominin
üretim hacminin normalin çok altında
olmasından kaynaklanan baz etkisi,
2010’da büyümeyi yükseltici yönde çalışacak.
Baz etkisi, yabana atılabilecek bir
etki değil. Bu etki, daha önceki kriz yılları
sonrasında da ekonominin hızlı
büyüme oranlarını yakalamasını sağlamıştı. Mesela 1994 yılında yüzde 5.5 küçülen
ekonomi, 1995 yılında yüzde 7.2
büyümüştü. 1999 yılındaki yüzde
3.4’lük küçülmeden sonra 2000 yılında
yüzde 6.8’lik büyüme olmuştu. 2001 yılındaki yüzde 5.7’lik küçülmeden sonra
da 2002 yılında yüzde 6.2’lik büyüme
görmüştük.
İç ve dış talep
2010’da büyümeyi destekleyecek bir
unsur da yabancı sermaye girişinin yeniden
hızlanmaya başlaması olacak. Geçen
yıl 8 milyar dolar civarına kadar düşen
doğrudan yabancı sermaye girişinin, bu
yıl 13 milyar dolar civarına yükselmesi
bekleniyor. Türkiye’de tasarruflar yetersiz
olduğundan, ekonomideki büyüme
yabancı sermaye girişine epeyce bağımlı
durumda bulunuyor.
2010’da dış talepten büyümeye gelen
destek, biraz düşük olacak gibi görünüyor.
Çünkü dünya ekonomisinde
resesyon sona ermesine rağmen ihracatımızın yarısını yaptığımız Avrupa’da
büyümenin düşük olması bekleniyor.
2010’da dünya ekonomisinde
beklenen büyüme yüzde 3.1 iken Euro
Bölgesi’nde beklenen büyüme yüzde
0.3 düzeyinde. Bu durum, eğer ihracatçılarımız alternatif pazarlara yönelme
konusunda olağanüstü bir başarı
gösteremezse, dış talepten büyümeye
gelen desteğin sınırlı kalacağı anlamına geliyor.
Türkiye’de büyümeyi en fazla etkileyen
faktör olan iç talep konusunda
ise durum şimdilik biraz karışık. Halihazırda ekonomik birimlerin geleceğe
güveni düşük olduğundan şu anda
2010’da iç talepte durum pek parlak olmayacağa benziyor.
Öte yandan enflasyondaki son gelişmeler,
Merkez Bankası’nın iç talebi
desteklemek için faizleri düşük tutma
politikasını sürdürmesinin de zor olduğuna işaret ediyor. Hazine’nin artan
borçlanma ihtiyacı da piyasa faizlerinin
bugünkü düşük seviyelerinde çok fazla
kalamayacağını düşündürüyor.
1 | 2 | 3 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|