Son yıllarda psikologların ekonomiye daha
sık köprü attıklarına tanık oluyoruz. Bundan
20-30 yıl önce, “Özünde
deneysel yöntemlere kapalı, matematiksel
bilginin peşinde olan ekonomi
bilimiyle psikologların ne işi
olabilir ki?” sorusu anlamlı olabilirdi.
Fakat günümüz dünyasında anlamını yitirmiş bir soru bu artık.
Çünkü ekonomi bilimi ile psikoloji
artık çok içiçe.
Çünkü insanın
olduğu her sosyal aktiviteye artık psikoloji
biliminin dokunması kaçınılmaz. Bu nedenle
üniversitelerde ekonomi ve psikolojinin
içe içe geçtiği birçok ders var. Bu konuyla ilgili
araştırmalar yapılıyor, tezler yazılıyor.
Şirketler, kendi bünyesinde psikolog istihdam
ediyor.
Fakat bilim insanları bu ilişkiyi iki şekilde
ele alıyor. Birincisi ‘ekonomik psikoloji’,
diğeri ise ‘psikolojik ekonomi.’
Ekonomide şu son aylarda yaşadıklarımıza hangisi ile yaklaşırsak daha tatmin edici,
öğretici ve genel kabul görebilecek bir
sonuç elde edebiliriz acaba. Biz ekonomist
olarak ikincisini seçtik. Yani ‘psikolojik
ekonomi’yi. İktisat bilimcileri ‘ekonomik
psikoloji’yi mikroekonominin alt disiplini
ile kesişen bir konsept ve özünde deneysel
bir yaklaşım olarak tanımlarlar.
En güçlülerle
anket
Fakat ‘psikolojik ekonomi’,
tam da, makroekonomiyi,
yani büyük ölçekteki
ekonomik olayları, inceleme
konusu olarak alır. Deneysel
olmaması ve anketlerden
edinilen bilgilere
dayanması, iktisatçıları
‘Türkiye’ye en uygun terim’
noktasında fikirbirliğine götürüyor.
Biz de Türkiye’nin son birkaç yılının, asıl önemlisi son aylarda
yaşananların en iyi resmini, ‘psikolojik ekonomi’nin en
temel yöntemlerinden biri olan bir anketle analiz etmek istedik
bu hafta.
Sadece geçmişi değil geleceğe ilişkin de çok önemli mesajlar
içeren bir anket çıktı ortaya. Bu sonucu elde edebilmemizin
çok önemli nedenleri var. Birincisi bu sonuçlar anketi
yanıtlayanların kimliğinden kaynaklanıyor. Tümü Türkiye
ekonomisinin en kritik noktalarında yer alan kişiler. Milyonlardan
milyar dolarlara çıkan portföyleri yönetiyorlar. Milyon
dolarlık yatırımların realize olup olmaması onların iki
dudağının arasında. İhracatın geleceğine ilişkin ilk keskin
kokuları alanlar onlar. Siparişler, satışlar, şirket satın almaları, pazarın
genel nabzı ve belki de çok daha
önemlisi toplumun genel nabzını en
iyi onlar tutuyor.
İkincisi çok yalın ve direkt sorular
yönelttik ankete katılanlara. Sağa
sola bükülebilecek, değişik yorumların da çıkarılabileceği sorular değildi
ve sonuçların da yalın ve bir o kadar
önemli mesajlar içermesi ondan.
510 kişiye gönderildi
CEO’lardan söz ediyoruz. Ekonomist ve
Capital’ın oluşturduğu CEO Club’ın üyelerinden.
Hemen hemen Türkiye’nin en etkin
yönetici ve patronlarının tümünün üye
olduğu CEO’lar zaman zaman yaptığımız
anketlere oldukça yüksek bir katılım gösteriyorlar.
Bu, O’nların ekonomik ve sosyal
süreçleri ne kadar yakından izlediğini ve
görüşlerini kamuoyu ile paylaşma
samimiyetlerini ortaya
koyuyor.
Türkiye’nin ağırlıklı
olarak ekonomik ve buna
bağlı olarak sosyal yaşamı
ndaki son gelişmeleri
ve geleceğe ilişkin beklentileri
kapsayan son anketimize
de CEO’lardan yoğun bir katılım
gerçekleşti. Geçen hafta başında 510
üyeli CEO Club’a gönderdiğimiz ankete
194 yanıt geldi.
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►