|
Çin'i beklemeyin. siz Çin'e gidin...
Haber : Emrah Gürkan / 11.09.2011
Uzun yıllar bir tehdit olarak algılanan Çin, artık
herkesin daha fazla etkin olmak için çabaladığı
bir pazar. Son yıllarda ortaya çıkan ve adeta ‘tüketim
çılgınlığı’ tabir edilebilecek gelişmeler
Çin’e bakış açılarını kökten değiştiriyor. Çünkü
bu yönüyle Çin, yani 100 milyon zengini ve yıllık
1,5 trilyon dolarlık ithalatı ile Çin, artık ettiği
tehditlerle değil sunduğu fırsatlarla anılıyor.
Her yıl büyüyen ekonomisi ve 1 milyarı aşan nüfusu ile Çin,
artık herkes için fırsatlar ülkesi. Bu yüzden de dünyanın dört
bir yanından yüzbinlerce şirket, bir taraftan Çin’in müthiş ithalatına göz dikmişken diğer taraftan da uluslararası rekabet güçlerini
artırmak için fabrikalar kuruyor, ortak yatırımlar yapıyor.
Bugün Çin’de üretimin üçte biri, ihracatın yüzde 50’si yabancı
ortaklı şirketler tarafından gerçekleştiriliyor.
Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın 2005 yılı başı itibarıyla uygulamaya koyduğu Asya-Pasifik Stratejisi sonucunda Türkiye’nin Çin
ile ilişkilerinde gözle görülür bir gelişme yaşandı. Fakat buna
karşın hala bu dev fırsatlar ülkesinden Türk şirketlerinin aldığı
pay çok düşük.
Halbuki hazır giyimden gıdaya, inşaat malzemelerinden müteahhitlik
hizmetlerine kadar hemen her alanda Çin’in Türk şirketlerine
sunduğu çok önemli fırsatlar var. Bu haftaki kapak haberimizi
bu fırsatlara ayırdık.
Niçin Çin?
Çin, 1.5 trilyon dolarlık ithalatıyla girişimcilere ve şirketlere
müthiş fırsatlar sunan bir ülke. Öncelikle Çin’de orta sınıf sürekli
gelişiyor ve 100 milyonluk zengin kesim de tüketimin motorunu
oluşturuyor. Kişi başına düşen milli gelir son 10 yılda
ortalama yüzde 11 arttı. Yine aynı dönemde 200 milyon Çinli
yoksulluktan kurtulmuş durumda. 2010 itibariyle orta sınıf nüfusun
500 milyona yaklaştığı tahmin ediliyor. Ülkede nüfusu 1
milyonun üzerinde 100 şehir var ve bu şehirlerde 530 milyon insan
yaşıyor. Yapılan tahminler ise 2030 yılında 1 milyar insanın
şehirlerde oturacağını gösteriyor.
Hızla bir tüketim toplumuna dönüşen Çin’de müthiş bir
marka çılgınlığı da yaşanıyor. Üst gelir grubu neredeyse markasız hiçbir şeyi satın almıyor. Bu tüketiciler de başta Şangay ve
Beijing olmak üzere Shenzen, Guanzhou ve Tianjin şehirlerinde
yaşıyor. Şangay’da kişi başına düşen milli gelir Güney Kore’ye
eşit durumda.
Bugün Şangay’daki yüzlerce alışveriş merkezinde dünyanın
tüm ünlü markaların mağazalarını bir arada görmek mümkün.
Louis Vuitton ve Moet-Chandon şarapları gibi lüks tüketim mallarının sahibi olan LVMH, global cirosunun yüzde 20’sini
Çin’den gerçekleştiriyor. Aslında sırf bu örnek bile potansiyeli
ortaya koymaya yetiyor.
Ülke çok dinamik
Çin ekonomisi, bu yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine
göre yüzde 9.6 büyüdü. Çin'de bu yılın ilk yarısında kişi başına düşen milli gelir kentsel bölgelerde yüzde 7.6, kırsal bölgelerde
ise yüzde 13.7 arttı. Büyüme rakamlarıyla herkesi kıskandıran bir performans gösteren Çin, dinamikliğiyle de durgunlaşan
ekonomilerden sıyrılıyor.
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|