|
Öne çıkan 6 göstergeyi analiz ettik.
Haber : Ekonomist Online / 26.12.2010
İki yıl önce finansal piyasalarda patlayan
global kriz, reel piyasalarda büyük
ekonomik durgunluk, küresel
anlamda derin darbe alan istihdam
piyasasında ise yüksek işsizlik oranları
şeklinde yansıdı. 2009’un sonlarında
panik havasından görece çıkılıp,
resesyondan çıkış stratejileri ilk umutlarını
vermeye başlarken, korkulan oldu
ve bu kez de Avrupa’da krizin ikinci
perdesi açıldı.
Birinci perdede başrolde çürük gayrimenkul
varlıklar bulunurken, ikinci
perdede ‘PİİGS ülkeleri’ olarak da adlandırılan
başta Yunanistan, Portekiz,
İrlanda, İtalya ve İspanya devlet borçları
ve açıkları vardı.
Kemerler sıkıldı
Piyasalara likitidite enjekte
eden ABD’de banka borçları ve
şişen spekülatif balonu indirmek
için devlet, borç yükünü
üzerine aldı. Avrupa’da ise
bütçe açığının GSYİH’nin
yüzde 3’ü olma koşuluna
karşılık Euro’yu oluşturan
Maastricht Anlaşması’nı
imzalayarak taahhüt eden
hükümetlerin bu oranları
yüzde 12’lere kadar varıyordu.
Bu kez kurtarma mekanizması
Avrupa Birliği ve IMF
destekli fonlar ve ağır kemer
sıkma politikaları oldu.
Rakamlara bakıldığında OECD
ülkeleri geçen yıl GSYİH’larının toplam
yüzde 9’u kadar açık verdikleri görülüyor.
2011’de ise bu oranın çok az
bir miktar azalması bekleniyor. Büyük
ekonomilere bakıldığında ise bu oran
en yüksek yüzde 11.5 ile İngiltere’de,
hemen arkasından ise ABD geliyor.
IMF’ye göre ise büyük ekonomilerin kamu
borcu, geçen yıl ortalama yüzde 97
idi ve bu oran tarihinde hiç olmadığı
kadar hızlı bir şekilde yükseliyor. IMF,
2015’te bu oranın yüzde 110 olmasını
bekliyor (2007’de yüzde 70’idi).
İkinci dipten dönüş
2010 yılının dünya ekonomisine yön
veren göstergelerinden önemli bir bölümü
de Asya kaplanları Çin ve
Hindistan’dan geldi. Yüzde 9’lara varan
yüksek büyüme oranı ve cari fazlası veren
Çin ve Hindistan, dünya ekonomisinin
lokomotifi oldu. 2010’da ikinci dipten
dönen dünya ekonomisinde küresel
büyüme umutları orta vadeye ertelenirken,
geminin kaptan koltuğunda yeni
aktörler oturuyor. IMF’nin Ekonomik
Görünüm Raporu’na göre küresel
GSYİH’sı bu yıl yüzde 4,5 oranında artacak;
bu da finansal krizden öncesinden
daha yavaş, ama dünyanın yüzde
4’lük ortalama büyüme hızından daha
yüksek.
Fakat görünen o ki, önümüzde krizin
merkez üssü gelişmiş ekonomilerden
ziyade gelişmekte olan ekonomilerin,
dünya ekonomisinin şekillendirmede
bugüne
kadar
olmadığı kadar
çok rolünün
olduğu bir dönem
var.
6 göstergenin
önemi
Örneğin 2011’de gelişmiş ekonomiler,
vergi artırımı ve harcama
kesintilerini içeren ve toplam
GSYİH’lerinin yüzde 1.25’ine
denk gelen görülmemiş bir mali sıkılaştırmaya
gidecek. OECD, krizin gelişmiş
ekonomilerin potansiyel üretimini
yüzde 3 oranında düşürmüş durumda
olduğunu ortaya koyuyor.
Güven arayışının azamiye çıktığı
oranda güvensizliğin de arttığı günümüzde
uluslararası serbest piyasalarda
1 | 2 | 3 | 4 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|