‘Fırsat penceresi’ni boşa harcıyoruz

‘Fırsat penceresi’ni boşa harcıyoruz

‘Fırsat penceresi’ tabiri yakın zamana kadar Türkiye’de oldukça popülerdi. Tam ifadesiyle ‘demografik fırsat penceresi’ olan bu tabir, nüfus içinde 15-64 yaş grubunda olanların payının yani çalışabilir yaştaki nüfusun artmasını ifade ediyor.

DR. ORHAN KARACA 
okaraca@ekonomist.com.tr

Bunun ‘fırsat’ olarak görülmesi ise bu nüfusun istihdam edilebilmesi halinde ekonomide bir hızlı büyüme döneminin başlayabilmesi ihtimalinden kaynaklanıyor.

1990’lı yıllarda Türkiye’de çalışabilir yaştaki nüfusun payı artmaya başlamış ve bu da önümüze böyle bir fırsat getirmişti. Ancak şu ana kadar bu fırsatı pek de iyi kullanabildiğimiz söylenemez. Maalesef bu pencerenin açılmaya başladığı dönemden bu yana işgücü piyasasına yeni giren gençlere yeterince istihdam olanağı sağlayamadık.

Nitekim, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) geçen kasım ayına ilişkin en son verileri de 15-24 yaş arasındaki genç nüfusta işsizlik oranının yüzde 19,3 olduğunu gösteriyor. Yani neredeyse her beş gençten biri işsiz durumda bulunuyor.

KAPANMAYA BAŞLADI
Açıldığı dönemde kullanmayı beceremediğimiz ‘fırsat penceresi’ şimdi ise kapanmaya başladı. TÜİK önceki hafta 2018-2080 dönemine ilişkin yeni nüfus projeksiyonlarını yayınladı.

TÜİK’in tahminlerine bakılırsa, 15-64 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı 2016’da yüzde 68’e kadar ulaştıktan sonra düşüşe geçti. Bu oranın 2017’de yüzde 67,9 olduğu tahmin ediliyor. 15-64 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payının önümüzdeki dönemde de genelde düşüş eğiliminde olacağı ve 2025 yılında yüzde 66,8’e ineceği öngörülüyor.

TÜİK’in daha uzun döneme ilişkin öngörüleri de var. Bu öngörülere göre, 15-64 yaş grubunun toplam nüfus içindeki payı 2040 yılında yüzde 64,4’e, 2060 yılında yüzde 60,4’e ve 2080 yılında da yüzde 58,7’ye inecek. Yani 40 yıl kadar sonra pencerenin açıklığı 1990’lı yıllardaki seviyesine geri dönecek.

İşin kötüsü, bu kez pencerenin açıklığı, çocuk nüfusun değil yaşlı nüfusun artması nedeniyle azalacak. TÜİK’in projeksiyonlarına göre, halen yüzde 9’un altında olan 65 yaşın üstündeki nüfusun oranı 2040 yılında yüzde 16,3’e, 2060 yılında yüzde 22,6’ya, 2080 yılında ise yüzde 25,6’ya çıkacak.

Oysa pencerenin açılmaya başladığı 1990’lı yıllarda bu oran yüzde 5’in altındaydı. O zaman pencereyi daraltan, nüfus içindeki payı yüzde 30’u aşan 0-14 yaş grubundaki çocuklardı. Bugünün çocukları yarının büyükleri olduğu için, bir dönem pencereyi kapatan çocuk nüfus daha sonra açılmasını sağlıyor. Yaşlıların ise yeniden gençleşip bunu yapabilecek halleri elbette yok!

Neyse ki pencere kapanmaya başlasa da bu sürecin tamamlanmasına daha çok uzun bir süre var. Pencerenin açılmakta olduğu dönemde kullanamadığımız ‘fırsat’ı bu süre içinde kullanabilirsek, zamanı geldiğinde yaşlı nüfus sorununun üstesinden gelebiliriz. Aksi takdirde çocuklarımızın işi epey zor olacak.

100 MİLYON NE ZAMAN?
Türkiye’nin nüfusunun ne zaman 100 milyonu bulacağı eskiden beri merak edilir. TÜİK’in son nüfus projeksiyonlarına bakılırsa, bunun için daha 22 yıl var. TÜİK’in ana senaryosu, Türkiye’nin nüfusunun 2040 yılında 100 milyonu aşacağını gösteriyor.

Yine aynı senaryoya göre Türkiye’nin nüfusu 2069 yılında 107,7 milyonla zirve yapacak ve daha sonra yavaş yavaş azalmaya başlayacak. Yaşlı nüfusun artmasıyla ortalama yaşımız da artıyor. Ortanca yaşın 2018 yılında 32, 2023’te 33,5, 2040’da 38,5, 2060’ta 42,3, 2080’de ise 45 olması bekleniyor.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap