Doğrular ve yanlışlar…

Doğrular ve yanlışlar…

tyesılÖzel bir dönemden geçiyoruz. Demokratik düzene yönelik saldırının tamamen bertaraf edilemediğine ilişkin endişeler yüzünden meydanlarda demokrasi nöbetleri devam ediyor.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Hükümet hem siyasi tarafta hem de ekonomide restorasyon dönemini başlattı. Yaşanan bu süreçte doğru ve yanlışları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Geçen hafta bu köşede iyimser beklentilerimi sizlerle paylaştım. Bir hafta boyunca hem siyasete hem de ekonomiye ilişkin gözlemlerim benim iyimser beklentilerimi destekledi. Öncelikle iletişim diyorum. Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz’dan bir gün sonra ekonomi yönetimi, 18 Temmuz Pazartesi günü açılan piyasalardaki dalgalanma boyutunu asgariye düşürmek için olumlu bir iletişim stratejisi yürüttü.

Burada Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’i ve Merkez Bankası yönetimini tekrar kutluyorum. Küçük bir dipnot düşmek isterim. MB’nin bu süreçteki 25 baz puanlık faiz indiriminin hata olduğu görüşündeyim, umarım yanılırım.

Geçen haftaki kapak haberimizde yer verdiğimiz CEO anketinde CEO’ların önümüzdeki döneme ilişkin en büyük risk olarak rating notunun düşüşünü gördüğünü aktarmıştık. Bu riskin farkında olan Mehmet Şimşek, özellikle Moody’s yönetimiyle bir araya gelerek yeni veri setiyle sunum yaptı.

Merrill Lynch deneyimiyle Şimşek’in yaptığı sunum ve görüşmelerin çok doğru bir adım olduğu görüşündeyim. Ağustos ayı başında Moody’s’in ne açıklama yapacağını bilemiyorum. Açıkçası tahminim de yok. Ancak Bakan Şimşek’in bu adımının iletişim kazalarının ve eksik bilgilerle yapılabilecek değerlendirmelerin önüne geçtiğine eminim.

Burada insan kaynağındaki kalitenin yanı sıra, piyasadan gelen bir yöneticinin piyasa oyuncularına hangi dil, jargon, anlayışla sunum yapmasının, potansiyel soru ve endişelerin ne olduğunu bilmesinin önemi tekrar ortaya çıkıyor. Eminim ‘bakan seçimi’ yapanlar da bu tercihlerin ne kadar önemli olduğunu, bu gibi dönemlerde net olarak görmüşlerdir.

Başarılı bulduğum iletişim çalışmalarını gölgeleyen bir uygulamanın ise Ak Yatırım’ın analisti için getirilen lisans yasağı olduğunu kayda geçirmek isterim. Şirketlerin yaptıkları olumlu açıklamaları çok önemsediğimi tekrarlamak istiyorum. İş dünyası için en önemli etkenin moralite olduğunun farkındayım.

Ama burada ölçü kaçarsa, acemi kovboylar gibi ayağımıza ateş edeceğimizi anımsatmak isterim. Tabii ki şirketlerin yatırımlarına devam etmesi, güven ortamının sağlanması için kararlılık beyan etmeleri önemlidir. Ama tüketicinin kuru laflarla yetinmeyeceğini, içi boş, dayanaksız açıklamaların güven ortamını zedeleyeceğini de iyi bilmemiz gerekiyor.

Son olarak, gazetelerde, TV’lerde yayınlanan şirket ilanlarına ilişkin eleştirimi paylaşmak istiyorum. Demokrasiye destek ilanında ‘muhalefet’ partilerinin es geçilmesi, bizi ne kadar demokratik yapacak merak ediyorum!

İyi bir hafta dileklerimle.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap