Dost ülke sayısı artıyor…

Dost ülke sayısı artıyor…

tyesılBaşbakan Binali Yıldırım, yeni hükümet programını okuduğu TBMM’de, dış politikaya ilişkin özel bir vurgu yapmış ve “dost ülke sayısını artıracağız” diyerek dış politikada yeni bir dönem işareti vermişti.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Bu beklentimi de 8 Mayıs tarihli editör köşesinde sizlerle paylaşmıştım. Nitekim, işaret, somut politikaya dönüştü. Önce İsrail ile el altından yürütülen görüşmeler nihayete vardı ve iki ülke arasındaki diplomatik kriz sona erdirildi. Ardından Rusya adımı geldi.

Her ne kadar Rusya ile ilişkilerin eski sıcaklığına ve büyüklüğüne ulaşması için bir süre daha beklememiz gerekiyorsa da olumlu adımların ilk nüveleri görüldü. Şimdi sırada Mısır var. Suriye ile barışmanın yaratacağı etki kadar olmasa da Mısır ile ilişkilerin düzelmesini son derece önemsiyorum. Bunun da iki gerekçesi var.

Birincisi, Mısır’a 2 milyar doları aşkın Türk yatırımlarının geleceği ve Suudi Arabistan ile Körfez ülkelerine yapılan ihracatın lojistiğinde sağladığı olumlu katkı. Bu katkı, geçmişte Türk şirketlerinin bu pazarlardaki etkinliğine önemli bir katkı yapmıştı. Bazı kolaylıklar hemen gelir mi bilemiyorum ama en azından umut etmek için gerekçemiz var.

İkincisi de Doğu Akdeniz’in ekonomik paylaşımlarını içeren ‘Munhasır Bölge’lere ilişkin tartışmalarında bölgenin diğer büyük ülkesiyle en azından ‘barışık’ bir ortamda bulunmak. Ki, bu bölgede milyarlarca metreküplük doğalgaz kaynakları olduğunu anımsatmama gerek var mı bilemiyorum!

Biz kendi bölgemizdeki dost ülke sayısını artırmaya çalışırken, Türkiye ile ilgili olmayan bir referandum, AB’de ve dünyada gündemi değiştirdi. Brexit’ten bahsediyorum. Aylardan beri konuştuğumuz bu konu, beklentilerin aksine ‘ayrılık’ kararıyla sonuçlandı. Bu kararda ‘hayır’ olmadığı, 3 liderin istifasıyla kendini gösterdi.

Ayrılma referandumunun fikir babası, İngiltere Başbakanı David Cameron, “Ayrılığa evet” kararı çıkmasından sonra görevinden istifa etti. Ayrılığın iki keskin savunucusu Boris Johnson ve Nigel Farage, karar çıkar çıkmaz, geri çekildiler. Johnson, “Muhafazakar Parti Başkanlığı’na aday olmayacağım” dedi, Farage ise Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) liderliğinden istifa etti. İstifa kararlarından anladığım şu: Her 3 lider, ayrılık kararının İngiltere’ye ne kadar negatif bir tablo çıkartacağını bildiğinden, hiç kimse ödenecek faturanın sorumluluğunu üstlenmek istemedi.

Ama piyasalar fatura ödemeye devam ediyor. Talip’in hazırladığı kapak haberinde okuyacağınız gibi mali piyasalar yeniden şekilleniyor, Brexit’in artçı sarsıntıları, bayram seyran demeden kendini piyasalarda göstermeye devam ediyor. Üstelik, bu kez Avrupa’nın zayıf bankacılık sistemi öne çıkmaya başladı.

Şu gerçek, finansçı CEO’ların tahminleri ne olursa olsun, piyasalar çalkalanmaya, yeni yön bulmaya devam edecek. Biz de asgari katkımızı sizlere sunarak, bu sürecin daha kolay yönetilmesine yardımcı olmaya çalışıyoruz.

İyi bir hafta dileklerimle…



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap