En değerli ihracat!

En değerli ihracat!

İç piyasada işler istendiği gibi gitmiyor. Nakit akışındaki sorunlar artıyor, şirketler mal satabilmek için vadelerini uzatmak zorunda kalıyor. Ödemesini yapmayan özellikle büyük boyuttaki şirketlerden alacakların takibinde epey zorluk yaşanıyor.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Büyüklerin ödemeleri geciktirmesi, vadeleri uzatması, küçük ve orta ölçekli işletmeler için domino etkisi yaratıyor. Dolayısıyla ihracat şu anda tam anlamıyla can simidi konumunda.

İyi de can simidinin kalitesi nasıl? Kaliteyi nasıl anlayacağız? İhracat için bazı ölçüm metotları var. Örneğin, kg başına ihracat değeri. Türkiye’de bu tutar 2014’ten beri düşüyor. Bir ara 1,7 dolara kadar yükselmişti. Geçen yıl itibariyle rakam 1,37 dolara kadar geriledi. Yükselir mi?

Mümkün ama koşulları belli. Birincisiyle bağlantılı olarak ikincisi de ihraç ettiğimiz ürünün hangi teknoloji grubunda bulunduğu. Türkiye ihracat ürünlerinin teknoloji dağılımında yüzde 75-76’lık bölümü, düşük ve orta düşük teknoloji grubu alıyor.

İleri teknoloji ve orta ileri teknoloji grubunun payı ancak dörtte bir oranında. İleri teknoloji ürünlerinin payı yüzde 3’lerde. 20 yıldır değişmeyen bir oran maalesef… İhracat rakamları yükseliyor ama ayrıntılara girdiğimizde bence bu ülkenin niteliğine uymayan, kalite açısından sorunlu bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz.

Tablo değişebilir mi? Hiç şüphesiz değişebilir. Nitekim, kapak haberimizde okuyacağınız gibi, bazı şirketler bu tabloyu değiştirmek için büyük çaba harcıyor.

Dünyadaki örneklerinden epey genç bir yapıya sahip olan teknokentler, ihracat açısından en yüksek değer grubunda olan şirketlere ev sahipliği yapıyor. Örneğin kurucusu benim Antakya Lisesi’nden arkadaşım Melih Abdulhayoğlu olan Comodo.

Şirket, geçen yıl hizmet ihracatında birinci oldu. Siber güvenlik konusunda yazılım, ürün geliştiren bu şirkette çalışan sayısı 300’ü buldu.

Geçen yıl 15 milyon dolar olan ihracatını bu yıl yüzde 50 büyütme hedefinde. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Hakkını teslim edelim, hükümetin özellikle AR-GE teşviklerine ciddi bir kaynak aktarımı var. Son yıllarda artan bu desteklerin karşılığının alınacağı konusunda hiç şüphem yok.

Tek endişem insan kaynağı konusundaki sıkıntılar. Bu köşenin müdavimleri insan kaynağını kaybetmemek, korumak için yaptığım uyarıların ve paylaşımların sıklığını biliyor. Sizleri sıkmadan tekrarlamak istiyorum. Sadece mali destek sağlayarak AR-GE çalışmalarından verim almamız mümkün değil.

AR-GE’yi yapacak olan insan kaynağıdır ve bir süreden beri en değerli sermayemizi maalesef Batılı ülkelere karşılıksız olarak hibe ediyoruz! Bu ülkeler de zahmet etmeden, değerli hazinemizi mıknatıs gibi çekiyor.

Kalanlar da ısrarla, inatla bu ülkeye değer katmak, geriden gelen girişimci ruha rol model olmak için çabalıyor. Bu çabalara lütfen bir miktar daha destek olalım. Reçete de, ilaç da belli. Yeter ki tedavi yöntemine geçelim. Tedavi de tahmin edilenden kolay. Yeter ki isteyelim.

İnsan kaynakları ve teknolojinin çok konuşulduğu bir hafta diliyorum.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap