Enerjimizi doğru kullanıyor muyuz?

Enerjimizi doğru kullanıyor muyuz?

Ekonomiden hızlı büyüme rakamları geliyor ama sürdürülebilirliği konusunda endişeler var. Piyasadaki nakit sıkışıklığını aşmak için Kredi Garanti Fonu’nu (KGF) devreye sokan hükümet, ekonomideki likidite sıkışıklığını giderdi.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Şirketler vergi, SGK borçlarını ödedi. Çalışanların birikmiş maaşları yatırıldı, hammadde satın alındı, stoklar güçlendirildi. Hatta bazı şirketler eldeki fazlayla bankalarda mevduat yapabilir duruma geldi. Anadolu’da faaliyet gösteren bir şirketin mali işler müdürü, kısa bir süre önce bana, “Uzun bir aradan sonra mevduat için bankacılarla pazarlık yapmanın keyfini yaşadım” diyordu.

Bu rahatlık ekonominin gidişatına, büyüme temposuna yansıdı mı? Moralite olarak tartışılabilir. Bir kere korkulan olmadı ve KGF ödemeleri yapılmaya başlandı. 200 milyar liralık kredinin 20 milyarlık taksitlerinin ödendiği hesaplanıyor.

Batık kredi oranı düşük. Likidite sıkışıklığının aşılması, ekonomideki büyüme performansına da yansıdı. Nitekim yılın ilk yarısında yüzde 5’lik büyüme temposu yakalandı. Yıl sonunda bu rakamın yüzde 7’yi bulacağı söyleniyor. Devamı gelecek mi?

İşte orada bir sıkıntıdan bahsediliyor. Bir bankanın genel müdürü, “KGF kredileri öncesindeki havaya yakınız. Büyümenin devamı için yeni hikayeye ihtiyaç var” diyor. Anadolu’nun sesi olarak kabul edilen, Gaziantepli Sanko Holding’in onursal başkanı Abdulkadir Konukoğlu, “KGF kredilerinin getirdiği rahatlama, olumlu etki epey azaldı.

Hükümetin bu etkinin devamı için KDV iadelerini şirketlere yapması önemli bir rahatlama getirir” diyerek hükümete çağrı yapıyor. Borçlanma limitlerini aşan, yeni borçlanma olanakları arayan kamu tarafı, birikmiş KDV alacaklarını şirketlere öder mi? Yanıtını siz verin…

Bu gelişmelere rağmen, faiz tartışmaları aynı gaz devam ediyor. Mevduat faizlerinin yüzde 14’lerde, enflasyon oranının yüzde 12’ye yakın olduğu bir ortamda bu tartışmalar için ciddi bir enerji harcamanın ne sonuç getireceğini hakikaten anlamıyorum. Kurlardaki hareketliliğin borçlu şirketler için ciddi bir risk yarattığı biliniyor. Üstelik dünyada likiditenin azaldığı, bağımlı olduğumuz dış borçlanma maliyetlerinin arttığı bir ortamda, enerjimizi doğru yerde kullanıp kullanmadığımızı sorgulamamız gerektiği görüşündeyim.

Etrafı eleştirirken, biz üzerimize düşeni yapalım istedik. Burcu ve Ayşegül’ün hazırladığı kapak haberi de bunu içeriyor. Dikkatinizi çekerim, bir süreden beri, sektörlerinde hızlı büyüyen alanları öne çıkartıyoruz. Estetik ekonomisi, ev perakendeciliğine yönelik kapak haberlerimiz gibi.

Şimdi de içecek sektöründe bayilik veren şirketleri araştırdık. 20 şirket 800’e yakın girişimciyle el sıkışmak için arayışta. Diğerlerine göre daha düşük maliyetle iş kurmanın mümkün olduğunu gösteren bu fırsatları daha da büyütmek bizim elimizde. Yeter ki enerjimizi doğru yönde ve doğru yerlerde kullanalım.

Pozitif enerjinin yüksek olduğu bir hafta diliyorum…



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap