Fırtına ve önlem uyarısı

Fırtına ve önlem uyarısı

23-24 Mart tarihlerinde düzenlediğimiz Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, dünyadaki olumsuz gelişmelere karşılık uyarılarda bulunmuş ve şirketlere “Kredi yerine ortak bulun, sermaye piyasalarından alternatif ürünler kullanın” çağrısı yapmıştı.

önemli göstergelerden biri.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Bu çağrı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından eleştirilince, Bakan Şimşek’in istifa kararı aldığı söylentisi dolaştı. Söylenti, Bakan Şimşek tarafından twitter üzerinden verilen mesajla boşa çıkarıldı.

İç tartışmalar ağırlıklı gündem hızla ısındı. Suriye kaynaklı gerilimle ısınma derecesi arttı. Döviz kurları kayda değer bir atak yaptı ve yeni rekorlar kırıldı.

İstifa söylentileri dış gündemle birleşince hem TL faizleri yükseldi, hem borsa düştü, hem de döviz kurları piyasadaki moraliteyi olumsuz etkileyecek düzeyde dalgalandı.

Dış gündemdeki yoğunluk, ne kadar hassas bir durumda olduğumuzu tekrar anımsattı. Nasıl olmasın ki? Dünyanın iki süper gücü, 911 kilometre sınırımız olan Suriye üzerinde hesaplaşma noktasına hızla yaklaşıyordu. Belki de bu satırları okuduğunuzda hesaplaşmanın ilk adımları atılmış olacak, bilemiyorum açıkçası.

Askeri yığınak, karşılıklı sert suçlama ve alınan tutumlar, sadece Türkiye için değil, dünya için ciddi bir risk oluşturuyor. Bu risklerden en çok etkilenecek ülkelerin başında da Türkiye geliyor.

Bir kere insani olarak “savaş kötüdür”… Savaşın vahşetini zaten yedi yıldan beri komşumuz Suriye’de yakın bir şekilde görüyoruz. Vicdanı sızlatacak görüntü, fotoğraf ve haberleri yedi yıldır kesintisiz izliyoruz. Üstelik savaşın bölgesel bir yapıya bürünme, yayılma riski de hiç de yabana atılacak cinsten değil.

Göstergelerimizin de iç açıcı olduğu söylenemez. İhracat artıyor ama ithalat neredeyse ihracatın iki katı oranda büyüyor. Cari açıktaki büyüme de devam ediyor. Bunu finanse edecek sağlıklı kaynaklar bulmakta bir süreden beri zaten sıkıntı yaşıyoruz. Ayrıca, özel sektördeki dev kuruluşların kredi yapılandırma istekleri, “Acaba yenileri de gelecek mi?” sorusunu gündeme getiriyor.

Bütün bu faktörler Türkiye ekonomisini hırpalamaya devam edecek gibi görünüyor. Hasarı kontrol altına almanın birinci yolunun iç piyasadaki gerilimi düşürecek adımlar atmaktan geçtiği biliniyor. Dışarıdaki ‘kusursuz fırtına’nın gerekli kıldığı önlemlerden kaçınmak isteyebiliriz ama sonuçlarından kaçamayacağımızı bir süreden beri zaten görüyoruz.

Haftayı kapatırken, önde gelen bir iş insanın söylemini aktarmak istiyorum: “Dışarıda rüzgar o kadar sert esiyor ki, iç gündemle bu rüzgarın hızını daha da artırmamak gerekiyor. Aksi takdirde işimiz daha da zorlaşacak.”

Dünya ve Türkiye için sakin bir hafta diliyorum.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap