Geleceğin anahtarı…

Geleceğin anahtarı…

Sizlerle bu köşe aracılığıyla 13 yıldan beri iletişim içindeyiz. Müdavimler için en tanıdık sözcükler; değişim, dönüşüm, girişimcilik, yenilikçilik, fark yaratmak, kadının işgücüne katılımı, birinci sınıf hukuk, demokrasi, inovasyon, ileri teknoloji ve EĞİTİM KALİTESİ oldu. Bu süreçte ne kadar mesafe aldığımız ortada. Lakin, iyimser yapımı koruyorum.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Bu sayımızı, beşinci yaşına giren özel araştırmamıza ayırdık. Rakamlar, göstergeler, istatistikler çelişkili. Kadınlarımızın işgücüne katılımında yüzde 33’teyiz. 27 yıl öncesinin bile 1 puan gerisindeyiz! 2009’dan bu yana düzenli bir yükseliş var ama OECD ülkelerinin ortalaması bizim iki katımız.

Hızlı bir tempo bizi bekliyor. Bir diğer gösterge Dünya Ekonomik Forumu’nun cinsiyet eşitliği endeksi. Buna göre 144 ülke arasında 130’uncu sıradayız. Bu sıralamadan kişisel olarak şüpheliyim ama 20 basamak daha yukarıda olsak bizi tatmin edecek mi? 50’nci sırada olsak “İyidir” diyecek miyiz? Ben demiyorum ve demeyeceğim, açık ve net.

McKinsey’in raporu, biraz daha iç acıcı. Ama bunu da yeterli görmüyorum. Özellikle bazı sektörlerde beyaz yakalı kadın profesyonel sayısında ciddi anlamda sıkıntı var! Sıkıntıyı azaltacak temel faktör, bu sektörlerdeki patronların ‘kadın’ üst düzey yönetici sayısını arttırmak için atacakları adımlar. İlk adımı atsınlar, o şirket/şirketlerde nasıl bir değişim olacağını kısa sürede göreceklerine inanıyorum.

TÜİK’in açıkladığı istatistiklere göre büyüme tempomuz yükseldi, kişi başına gelir zannedildiği gibi düşmedi. Toplumsal yaşamda karşı karşıya kaldığımız tablo ise bu açıklamaları doğrulamaktan uzak kalıyor. İşsizlik yükseliyor, kişisel gelirler azalıyor. Kilit nasıl açılacak?

Hukuk devleti ilkesinin restorasyonu için hızlı adımlar atılması, birinci ve en güçlü seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Hürriyet’in ekonomi yazarı Uğur Gürses’e göre, OHAL’in kaldırılması halinde, döviz kuru yükseliş bir yana hızlı bir gerileme sürecine girer. Ayrıca, yerli ve yabancı yatırımcılardaki tedirginlik önemli düzeyde azalır ve normalleşme yönünde beklentiler güçlenir.

İkincisi ve önemlisi, kadınları iş yaşantısının içine daha fazla katabilmek. Kadınların işgücüne daha fazla katılmasının yolunun açacak temel gelişme, genç kızlarımızı, özellikle de kırsal kesimdeki genç kızlarımızı iyi eğitebilmemiz. Ayşe-Hüsnü Özyeğin’in AÇEV’i, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Türk Eğitim Vakfı gibi eğitim kurumlarının çalışmalarına kısa bir süre ayırır ve incelerseniz, ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz.

Üniversite öğrencileriyle yaptığımız sohbetlerden edindiğim izlenim şu: Listemizde yer alan 50 Kadın CEO ve listede yer bulamayan çok sayıda kadın yönetici, genç kuşaklar tarafından yakından izleniyor. Gençler, rol modellerini iyi seçiyorlar ve güçlü bir şekilde gelmek istiyorlar. Barajın kapağını aralayalım ve sonucu görelim. Pişman olmayacağımız kesin.

Cinsiyet ayrımcılığının azaldığı bir hafta olsun.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap