İleri teknoloji ve insan kaynağı

İleri teknoloji ve insan kaynağı

Uludağ’dan iyimser döndük. Bin 500’e yakın iş insanı, 4-5 aylık görüşme maratonunu iki günün içine sıkıştırdı. İş insanları, yeni konular, konuşmacılar, içeriklerle karşılaşmanın yanında, meslektaşlarıyla, farklı sektörlerden yönetici ve patronlarla bir araya gelmekten dolayı mutluydu.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Yabancı konuklar işbirliği olanaklarını aradı, hatta bazı girişimler filizlenmeye başladı. Zirve’ye ilk kez katılan Anadolu kökenli bir şirketin patronu, 2018’deki zirve için şimdiden sponsorluk bütçesi ayırdığını da beni arayarak beyan etti.

Pozitif enerjiyle yüklenmiş olarak İstanbul’a geldik. Bu haftaki konumuz, ileri teknolojinin pik noktası olan savunma sanayi. Geçmişte de bu alanla ilgilenmiş ve iş fırsatlarını öne çıkaran bir çalışma hazırlamıştık. Yeni boyutuyla, özellikle büyük, uluslararası dev konumuna gelen kuruluşların planlarına odaklandık.

Ne de olsa, bu kuruluşlarla iş yapan, tedarik zincirinin bir parçası haline gelen şirket sayısı on binleri aşıyor. Yenileri de yıllık 6 milyar doları bulan bu ekosistemin bir parçası olmak için çaba gösteriyor. Biz de Özlem’in hazırladığı bu araştırma ile binlerce şirketin arayışına katkı sunmak istedik.

Madalyonun diğer tarafında ne var? İleri teknoloji=AR-GE’dir. Bunu sağlayacak olan da kaliteli insan gücüdür. Türkiye’nin 140 milyar dolar civarında olan ihracatında ileri teknolojinin payı yüzde 3’e ancak yaklaşabiliyor. İhraç ettiğimiz ürünlerde kg değeri, son üç yılda 1,37 dolara kadar geriledi.

Son yıllarda yaptığı girişimlerle cirosunun yarısından fazlasını yurtdışından sağlayan Simit Sarayı’nın yönetim kurulu başkanı Abdullah Kavukcu, Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde (UEZ), “Türkiye’de ortalama kg ihraç değerinin 1,5 doları bulmadığı bir ortamda biz 15 dolar/kg üzerinden ürün satıyoruz” diyordu. Savunma sanayiinde bu rakam 500 doları aşıyor. Hatta bazı ürünlerde 250 bin doları da bulabiliyor.

Dolayısıyla ihracatın değer olarak düzenli artmasının, mühendislik ve tasarım içerikli ürünlere bağımlı olduğunu anımsatmak isterim. Bunu sağlayacak olan da kaliteli insan kaynağıdır. Temel bilimlerin bu kadar örselendiği bir ortamda, nitelikli insan kaynağına ulaşmanın yolu da, eğitim sistemini yeniden gözden geçirmektir. Özellikle de öğretmenlerimizin kalitesinin nasıl artırılacağı üzerine daha çok kafa yormamız gerekiyor.

PISA testlerinde son yılların en büyük atağını yapan Estonya’nın eski eğitim bakanı Jaak Aaviksoo’nun Uludağ’da panelde yaptığı konuşmadan kısa bir alıntıyla bitirmek istiyorum: “Para iyi eğitimi illa ki getirmez. Hocalarınıza, öğretmenlerinize yatırım yapın. Onları kontrol etmeyin, onları yönlendirmeyin, onlara güvenin. İyi hocalar çocuklara iyi eğitim vereceklerdir.”

Öğretmen ve akademisyenleri kucakladığımız bir hafta olsun…



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap