İyi yönetime ödül mü, ceza mı?

İyi yönetime ödül mü, ceza mı?

Torba Kanun Tasarısı, TBMM’nin gündeminde. Otomobiller için getirilen ek vergi artışı, tasarıyla ilgili tartışmaların özünü oluşturdu.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Oysa, iş yaşamı, şirketler, bireyler için önemli sayılabilecek düzenlemeler gözden kaçtı. Vergi yazarımız Fatih Köprü, ‘Vergide Gündem’ sayfasında bu konuyu ayrıntılı bir şekilde işledi.

Amacım ayrıntıları tekrarlamak değil, yeni vergi yükü getirilen iki alana değinmek. Birincisi, bankacılık sektörünün ödeyeceği kurumlar vergisi oranı 2 puan artırıldı. İkincisi de, kârını şirketten çekmeyenler bu tutarın yüzde 1’ini vergi olarak ödeyecek.

Kişisel görüşüm, en son yapılacakları ilk önce yapma konusunda iyi bir becerimiz olduğu! 23 yıl öncesine gidelim. 1994’te ekonomiyi krize sokan hükümet, 5 Nisan Kararları ile ‘Net Aktif Vergisi’ getirmişti.

Bu verginin adı hiç unutulmadı ama etkisinin ne olduğunu kimsenin anımsadığını zannetmiyorum. Türkiye’de şirketlerin işletme maliyetleri zaten yüksek. Ücretlerin üzerindeki yük oranı itibariyle, OECD ülkeleri arasında ön sıralarda yer aldığımızı biliyorsunuz.

Akaryakıt başta olmak üzere lojistik ve altyapı giderlerinin dünyadaki rakiplerle kıyaslanamayacak düzeyde yüksek olduğu da ortada. Şirketlerimizin rekabet gücünü artıracak önlemler yerine yeni yükler getirmenin nasıl sonuçlar getireceğini kestirmek zor değil.

İyi yönetilen, insan kalitesine yatırım yapan, dünyayla rekabet ederek bilançosunu zayıflatmamayı hedefleyen şirketler ödülü mü hak ediyor, cezayı mı? Buna bir karar vermek gerekiyor.

Örneğin, kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 10 civarında. Bu verginin büyük bir bölümünü 100 şirketin ödediğini de biliyoruz. Benzer şekilde, şirketlerin mali yapısını güçlü tutmak için kârını şirket bünyesinde bırakan iş insanları için ne diyelim?

Ekonomi yüzde 5 civarında büyüyor diye aldanmayalım lütfen. Yazı işleri müdürümüz Orhan’ın “Gösterge” sayfalarında okuyacağınız gibi inşaat yatırımlarının payını çıkardığımızda bu oran yüzde 1,4.

İnşaat sektörünün büyümesinin tek başına ekonomiyi taşımak için yeterli olmadığı bir ortamda, girişimcileri heyecanlandıracak motivasyona ihtiyaç var. Dünyada başarı örneği olan markalarımızın iş yaşantısını kolaylaştırmanın, moral motivasyonlarını üst düzeye getirmenin yollarını bulmalıyız.

Girişimcilik potansiyelimiz yüksek ama bunun da mutlak bir şekilde moraliteyle desteklenmesi gerekiyor. İyi yapanı ödüllendirelim lütfen… Bunların sayıları az değil ama sesleri az çıkıyor diye aldanmayalım.

Moralitesi yüksek bir hafta diliyorum…



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap