Kendimizi dinleme zamanı

Kendimizi dinleme zamanı

Bilgi Üniversitesi bünyesinde Next Academy’i kuran Levent Erden, eylül ayının sonunda akademinin yeni döneminin ilk konuşmacısı için beni de davet etmişti.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Konuk konuşmacı Stanford Üniversitesi Ignition Lab Direktörü Michael Sturtz’du. Sunumun ilk slaytlarından biri “Geri çekil ve kendini dinle” başlığını taşıyordu. Bence bu başlık tam da Türkiye’ye uyuyor.

Hakikaten siyaset ve yönetim katında bulunanların tamamının kısa bir süreliğine de olsa geriye yaslanıp derin bir nefes almasına ve uzaklara bakarak kendisini dinlemesine ihtiyaç var.

Komşularla ilişkilerin, güney sınırımızın tamamındaki askeri operasyonların, ABD ve AB ile siyasi gerilimin ve ekonomide geldiğimiz noktanın kendimizi dinlemeyi zorunlu kıldığı görüşündeyim. Önümüzde nasıl bir tablo var? Sıralamak istiyorum.

Birincisi, son IMF raporu gösteriyor ki, dünya ekonomisindeki büyüme hızlanacak. Son yıllarda durgun seyreden dünya ticareti de tekrar büyüme trendine kavuştu. ABD gibi AB’de de büyüme hızlanıyor.

AB’nin lokomotifi Almanya’nın yanında Polonya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerde de büyüme oranı yükseliyor. Bu ülkelerde işsizlik de yok denecek seviyelerde. Hindistan, Çin gibi dev ülkelerin yanı sıra, Uzakdoğu’nun etkileyici büyüme temposu canlılığını koruyor.

Kuzey komşumuz Rusya da yeniden büyüme dönemine giriyor. Sonuçta, bu büyümeden pay alma potansiyelimiz yüksek.

İkincisi, bugüne kadar cari açık konusunda en büyük sıkıntımız enerji faturasıydı. Petrol fiyatları 50 dolarlı seviyelerde dolanıyor. 140 dolarlı seviyelerden bu rakamlara gelinmesi olumlu.

Üstelik İran ile varılan anlaşma, enerji kökenli cari açık rakamını küçültme potansiyeli taşıyor. Bu da bizler için iyiler hanesine yazılacak bir gelişme.

Her şey olumlu mu? Hayır, değil maalesef. Örneğin, kişisel olarak en büyük riskin enflasyon cephesinde olduğu görüşündeyim. Türkiye’nin yer aldığı gelişmekte olan ülkeler kategorisinde enflasyon oranı, ortalama yüzde 4’lerde iken, bizde bu oran iki haneli.

Hükümetin bu oranı tek haneye, dahası hedeflenen yüzde 5’lere indirmesi kısa vadede pek mümkün görünmüyor. Türkiye’de bu hedef sadece ücretler için dikkate alınıyor! Bu da kişisel gelirlerin reel olarak azalmasından başka bir sonuç yaratmıyor.

Daha önemli bir sorunumuz, moralite. Döviz kurlarındaki ciddi dalgalanma, sosyal ve ekonomik olarak moralite düşüklüğüne yol açıyor. Moraliteyi bütün göstergelerin üzerinde tuttuğumu anımsatmak isterim. Kurları bazı önlemlerle kısa sürede eski seviyelerine yakınlaştırabiliyorsunuz. Ama moraller aynı hızda yerine gelmiyor!

İlk başladığım konuyla bitireyim: Önümüzdeki hem siyasi hem de ekonomik tablonun, geriye yaslanmayı, derin bir nefes almayı ve kendimizi dinlemeyi gerekli kıldığı görüşündeyim. Bunu yaparsak ciddi anlamda faydasını göreceğimize inanıyorum.

İyi haftalar…



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap