Markaların yurtdışı atağı

Markaların yurtdışı atağı

Markalarımızın yurtdışında satış ağlarına sahip olmasını, bayrak göstermesini istiyoruz. 1970’lerin başında STFA’nın başını çektiği müteahhitlik sektörü, 50 yıla yaklaşan bu süreçte ciddi bir mesafe kaydetti.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Türk müteahhitlerinin yönettikleri projelerin tutarları 10 milyarlarca doları buluyor. İkinci hamle, sanayi devlerinden geldi. Arçelik, Anadolu Efes, Şişe Cam, Yıldız Holding gibi büyük sanayi kuruluşları, kurdukları üretim tesisleri, marka satın almalarıyla, global dünyanın bir parçası oldular. Bu şirketlerin global dünyadan sağladıkları gelirlerin tutarı, cirolarının neredeyse yarısına ulaşıyor.

Bu ataklar, perakende sektörünün devreye girmesiyle yeni bir evreye girdi. Giyim ve gıda sektöründe çok sayıda şirket, yakın coğrafyadan Uzakdoğu, Avrupa, Amerika kıtasına kadar yayılma stratejisini benimsedi.

Ayşegül ve Burcu’nun kapak haberinde okuyacağınız gibi, çok sayıda perakendeci yurtdışındaki satış ağlarını güçlendirmek, yenilerini eklemek için arayışta. Hedefler iddialı. Ciro beklentileri yüksek. Gerileyen bir ülke, pazar olursa da telafi etmek için yeni pazarları devreye sokmaya kararlı bir yapıdan bahsediyoruz.

Bugünkü yapının önümüzdeki beş yılda alacağı mesafeyi bir düşünelim. Muhtemelen, iç piyasadan daha yüksek oranlarda sağlanan cirolar göreceğiz. Evet, ülkemiz 80 milyonluk bir pazar ve yabancı kuruluşlar da bu pazardaki potansiyel için şirket satın alıyorlar. Yabancılar satın almalarla iç piyasada büyümek isterken, Türkler neden yurtdışına gidiyor? Bence iki yanıtı var. Birincisi, iç piyasada büyüme limitleri zorlanmaya başlandı.

stelik kârlılık sıkıntısı da yaşanıyor. Kapak haberinde özellikle gıda sektöründeki kâr kıyaslamasına dikkat çekmek istiyorum. Giyim başta olmak üzere diğer perakende markaları için de ciddi bir potansiyelden bahsediyoruz. Özellikle de Körfez bölgesinde. Bu yüzden yurtdışına çıkanları, bayrak açanları kutluyorum.

Bu konuya ilişkin son ifadeleri bir uyarıyla bitirmek istiyorum. Bugüne kadar yurtdışı ataklarında yeterli hazırlık yapmayan, yapamayan şirketler gördük. Onların bir süre sonra nefessiz kaldığına da tanıklık ettik. Yeteri kadar ders alındığı görüşündeyim. Sonuç alarak, lütfen biraz daha hazırlık yaparak, kervanı yolda değil evde düzerek sefere çıkalım…

Zorunlu bir açıklama. Bugüne kadar rakip derginin, tirajlara ilişkin yanıltıcı rakamlarına ilişkin bir yanıt yazmamayı tercih ettim. Merak eden okurlara, dostlara açıklamalar yaptım. Fakat kıyaslanmayacak veriler kullanılmaya devam edildi. Bu yüzden ben de sizlere Ekonomist’in tiraj bilgilerine ilişkin bilgi aktarmak istiyorum.

Ekonomist’in üç farklı kanaldan satışları var. Birincisi, geleneksel bayi ağıyla yapılan satış. 2017’de bu kanaldan 183 bin 85 adetlik satış rakamına ulaşıldı. İkincisi, kurumsal ve bireylerin abonelikleri. Bu kanala ilişkin toplam rakam da 36 bin 883. Üçüncüsü de, Turkcell ve Türk Telekom’un yanı sıra çeşitli platformlardaki dijital satışlar. Bu rakam da toplamda 202 bin 737. Dijital kanaldaki büyüme aydan aya hızlanıyor. Örneğin aralık ayında e-dergi satışları 40 bine dayandı.

Motivasyonu yüksek bir hafta dileklerimle.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap