Nasıl barışacağız?

Nasıl barışacağız?

Hükümet, yeni paket ve aflarla sürekli olarak iş dünyasıyla ‘barış’ yapma hedefinde. SGK, Bağ-Kur, vergi barışı için yasal düzenleme yapıldı. Sıra, iki yıl önce çıkan ‘Varlık Barışı’nda.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Sonuçta her alanda barışmaya yönelik girişimler var. İyi de barış iki tarafın olumlu yaklaşımıyla sağlanabilir. Hükümetin “Gel barışalım” talebine, iş dünyası her zaman olumlu yanıt vermiyor!

Vermediği için de barışma tekliflerinin sıklığı dikkat çekiyor. Bu tekliflerin ne anlama geldiğini, Maliye Bakanlığı’ndan emekli, halen yeminli mali müşavirlik hizmeti veren bir arkadaşıma sordum. Yanıt, kısa ama çok anlamlıydı: “İç barışı sağlasak, hiçbirine ihtiyacımız kalmayacak.”

İş dünyasına, yerli ve yabancı yatırımcılara verilen mesajlar maalesef yerini bulmuyor. Bu yüzden de döviz kurları yükselmeye devam ediyor.

Verilen güvencelere rağmen serbest piyasa ekonomisinin kurallarına uyum konusundaki şüpheler kalkmış değil. Bu yüzden geçen haftaki kapak haberimizde yer verdiğimiz olumsuz senaryo realize oldu ve dolar 4,50 TL seviyesini test etti. Şimdi de yeni seviyeler dillendirilmeye başlandı.

Bu süreçte şirketler ne yapıyor? Doğal olarak ihracata yöneliyor. Hatta bir süreden beri ciddi bir yönelim içindeler. Orta ölçekli bir şirketin CFO’suyla geçen hafta sohbet ediyordum.

Bana söylediklerini aynen aktarıyorum: “Üç aydan beri döviz borcumuzu azaltmak için gelen TL’lerle döviz alıyoruz. Genel müdür, iç pazardaki randevularını iptal edip tamamen dış pazarlara yöneldi. Fuar fuar geziyor, yeni pazarlar bulmaya çalışıyoruz.”

Avrupa Birliği, ihracat pazarlarımızın neredeyse yarısını oluşturuyor. Özellikle Batı Avrupa’ya göre daha hızlı büyüyen Doğu Avrupa ülkeleri, Türk ihracatçılar için gözde konumunda. Afrika, bir başka yakından izlenen pazar. Türk şirketleri, bu pazarlardaki etkinliklerini artırmak için fırsat kolluyor.

Öne çıkan bir başka pazar da Latin Amerika. Aram’ın hazırladığı kapak haberinde okuyacağınız gibi, coğrafya olarak ne kadar uzak olursa olsun, son 10 yıllık süreçte ihracatımızda ciddi bir yükseliş var. Üstelik, önümüzdeki dönemde bu yükselişin hızlanması söz konusu.

Bunun iki nedeni var. Birincisi, Türk Hava Yolları’nın (THY) Latin Amerika ülkelerine düzenlediği uçuş sayısında, özellikle de direkt uçuşlardaki artış. İkincisi de, Türk dizilerinin bu ülkelerde ilgi görmesi, kültürel yakınlığa yol açtığı gibi, Türk ihraç ürünlerine olan ilgiyi de artırıyor.

Latin Amerika’da en büyük Türk yatırımcı kimliğini taşıyan, Yıldırım Holding’in icra kurulu başkanı Yüksel Yıldırım, büyümeyi yetersiz görenlerden. Yıldırım, “Bize sıcak ilgi gösteriyorlar. Üşenmeyelim ve bu ülkeleri daha yakından tanıyalım. Sandığımızdan daha fazla fırsatlar var” diyor. Bence Yüksel Yıldırım’a kulak verelim…

İç barışın konuşulduğu bir hafta diliyorum.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap