Organik konuşun, yaşayın!

Organik konuşun, yaşayın!

Bu hafta siyaset ağırlıklı bir metin yerine, organik yaşam üzerine yazmak istiyorum. Kapak konumuzu da bu yönde hazırladık. Özlem, bu piyasanın nasıl büyüdüğünü, ürün çeşitliliğini, girişimciler için getirdiği potansiyeli kaleme aldı. “Mutlaka okuyun” derim.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Girişimci değilseniz bile o dünyanın bir parçası olmak sizi mutlu edecektir. Aile olarak da elden geldiği kadar organik ürünler tüketiyoruz. Pazar günleri Kartal ve Maltepe’de, çarşamba günleri de Kadıköy Özgürlük Parkı’nda kurulan pazarların müdavimi olduğum için esnafını, üreticilerini şahsen tanıyorum.

Pazarda satacak ürünü kalsın diye organik marketlere sınırlı domates veren, geçen yıl yaşamını yitiren, rahmetli Mersinli Mehmet Amca gibi…

Tabii, sadece İstanbul’da Feriköy’de başlayan organik pazarlar değil, sayıları gittikçe artan, mahalle aralarında açılan organik marketler de bu pazarın büyümesine ciddi bir katkı yapıyor. Kişisel olarak bazen pazarlardan, sıklıkla da Ataşehir’deki Nektar Organik’ten haftalık alışverişimizi yapıyorum.

Kurucusu sevgili Korkut ile Ege’nin farklı ilçelerinden, Mersin, Antalya, Eskişehir veya Ankara’dan gelen organik ürünler üzerine sohbetler yapıyor, yeni ürünleri tadıyoruz.

Çok iyi geliyor, tavsiye ederim. Siyasi ve ekonomik gündemden kurtulup organik ürünler, yaşam üzerine konuşmak, tartışmak, fikirleri paylaşmak çok iyi geliyor. Mutlaka deneyin derim.

Organik ürünler pazarı, dünyada da Türkiye’de de iki haneli büyüyen alanlardan. Büyüyen pazara yanıt vermek için ‘organik tarım’ üretimine soyunan çiftçi sayısı da giderek artıyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım Daire Başkanı Dr. Sabahat Güllüoğlu’na göre bu sayı 77 bini geçti. Tarım alanlarının yüzde 2’sinde organik tarım yapılıyor.

Türkiye’de organik tarım için inanılmaz bir potansiyel var. Kapak haberinin metnini okurken, geçmişte röportaj yaptığımız, Amerika’da akademisyenlik yaşamını sürdüren Prof. Dr. Vefa Tarhan’ın Türkiye’nin üç sektörde stratejik üstünlük kurabileceği söylemi aklıma geldi. Vefa hocama göre, bunlar tarım, lojistik ve sağlık sektörleriydi.

Tarım, özellikle de organik tarım. Dünyada iklim değişiminin sosyal yaşamı bu kadar olumsuz etkilediği bir ortamda, organik ürünlere olan talep yükseliyor. Yükselen bu dalganın parçası olmanın iki yolu var.

Birincisi, daha fazla organik ürün üretmek ki bu düzenli olarak artıyor. İkincisi de bu ürünleri işlemek ve yüksek değerlerle ihracatını yapmak. 2023 için konulan 2,5 milyar dolarlık organik ürün ihracatı hedefi bence mümkün. Potansiyelimiz, kaynaklarımız, bilgi birikimimiz bunun için yeterli. Arkası da gelecektir, emin olun.

Organik tartışmaların yaşandığı bir hafta diliyorum.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap