Para yolunu buluyor!

Para yolunu buluyor!

Paranız bir miktar yüksek olsun. İster TL, isterse döviz, fark etmiyor. Banka banka mevduat faizi pazarlığı yapıyorsunuz. Vade zaten kısa süreli, neredeyse ayda bir kez 5-7 bankadan adeta ihale yapar gibi teklif alıyorsunuz.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Maksat, getiri oranınız 0,25 puan veya yarım puan daha yüksek olsun. Kimi banka yeni mevduat kazanma, kimisi de var olan müşterisini kaybetmeme peşinde. Hazine bonosu veya devlet tahvilini saymıyorum.

Bireysel yatırımcı sayısı da az, ne de olsa enflasyon kadar getiriye sahip değil. Gayrimenkule yatırım yapmak istiyorsunuz ama amortisman süresinin 20 yılı geçmesi kafanızı karıştırıyor. Hatta bazı bölgelerde yatırdığınız parayı kira bedelleriyle geri alabilmek için 25 yıl, bazı semtlerde 27-28 yıl beklemeniz gerekiyor.

Oysa, bir portföy yönetim şirketinin fonuna para yatırsanız, bu paralarla yapılan satın almalarda bu süre muhtemelen 14-15 yıl olacaktır. Arada yüzde 20 düzeyinde getiri farkı var. Kim bu farkı göz ardı edebilir ki?

Teknoloji şirketlerine, yenilenebilir enerji projelerine, start up’lara bireysel yatırım yapmak fiilen imkansız gibi. Oysa, bu şirketlerin gelecekte büyük rakamlara imza atacağına inancınız var.

Lakin, yatırım için bireysel seçenek neredeyse yok! Büyük paralarınız olacak ki, en az 5-6 tanesine yatırım yapabilesiniz. Neden mi 5-6 şirket? Bazı şirketlerin batma riski yüksek olduğundan, iş fikri tutan 1-2 şirketten kazanacağınız paralarla yatırımınıza ciddi bir getiri sağlama olanağı olabilsin diye…

Bir seçenek daha sunalım. Diyelim ki, büyük projelere yatırım yapmak istiyorsunuz. Ne de olsa Hazine garantisi var, kazanç konusunda şüpheniz yok. Sizin bireysel olarak bu projelerin bir parçası olma olanağınız yok.

Ama fonların var. Veya sukuk yoluyla gelirinizi artırma. Hepsi, yeni seçenekler. Üstelik Talip’in hazırladığı haberde okuyacağınız gibi çok hızlı büyüyorlar.

Rakamlar ortada, bütün fon pazarının büyüklüğü 50 milyar lirayı bulmuyor. 3,5 milyon civarında fon yatırımcısı var. Ancak kısa bir süre öncesine kadar bunların neredeyse yüzde 70’i likit fon. Yani, her an bozdurulabilecek, getirisine pek bakılmayan fonlar.

Şimdi bu oran, yeni ürünlerle yüzde 60’lara geriledi. Bankalar, kıt olan mevduat kaynaklarına alternatif olabilecek yeni ürünler konusunda cömert değiller. Nasıl olsunlar ki?

Bugün yüzde 14 ile topladığı mevduatın kendisine maliyeti yüzde 17’yi geçiyor. Ama bu oranlarla kredi kullandırdığı zaman da hükümetten, yasal otoritelerden, danışmanlardan sürekli zılgıt yiyor!

Bu tablo karşısında, yeni kurulan, farklı yatırım alternatifleri sunan fonlar hızlı büyüyor. Sadece gayrimenkul yatırım fonlarının büyüklüğü 2 milyar TL’yi aştı. Oysa iki yıl önce bu fonlar yoktu. Korkunun ecele faydası yok.

Yeni fonlar geliyor, gelmeye de devam edecek. Sonuç mu? Hem yatırımcı daha iyi getiri sağlayabilecek hem de şirketler kurumsal finansmana daha çok ulaşabilecek. Örnek mi istiyorsunuz? Tahincioğlu’nun projelerinden hangi portföy yönetim şirketlerine satış yaptığına bir bakın.

Yeniliklerin konuşulduğu bir hafta diliyorum.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap