Reform beklentisi

Reform beklentisi

24 Haziran’da yeni anayasal düzene uygun olarak hem Cumhurbaşkanı hem de TBMM seçimleri yapıldı. Sonuçlar o gece alındı ve Türkiye 25 Haziran ile başlayan haftaya yeni beklentilerle başladı.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Hafta boyunca yaptığım sohbetlerden, iş insanlarının yaptıkları açıklamalardan yola çıkarak bu beklentilere ilişkin kısa bir sıralama yapmak istiyorum.

Birincisi, iş dünyası seçim öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dile getirdiği gibi OHAL’in hızla kaldırılmasını bekliyor.

OHAL’in kaldırılmasının yanı sıra birinci sınıf hukuk için atılacak adımların, özellikle yabancı sermayeye ihtiyacın yüksek olduğu bu dönemin sancısız bir şekilde atlatılmasına büyük katkı yapacağı ifade ediliyor.

İkincisi, iş insanları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kuracağı yeni kabinede ekonomiyi yönetecek bakanın, iş dünyasına güven veren bir kişi olmasını bekliyor. Doğal olarak bakanın yanı sıra alt çalışma ekibinin de kimlerden oluşacağı dikkatle izlenecek.

Üçüncüsü, kamu kesiminde bir süreden beri yaşanan harcama eğiliminin yerini mali disipline bırakması bekleniyor. Son 10 yıllık süreçte önce IMF, ardından AB çıpalarının kaybedilmesinin ardından Türkiye ekonomisinin en büyük can simidi olarak kalan mali disiplin son üç yılda ciddi bir şekilde zedelendi.

Bir bankacının dile getirdiği gibi, “Gelirleri artıracak, harcamaları azaltacak bir modele ihtiyaç var.” Türkiye ekonomisinin kronik cari açık sorununa ‘bütçe açığı’ sorunu da eklenmek üzere. Bütçe açığındaki hızlı yükseliş iş dünyasını kaygılandırıyor.

Beklenti de kamunun ‘diyet’ yapması. Bu diyetin harcama kadar teşvik sisteminin yeniden gözden geçirilmesini içermesi gerektiği de dile getiriliyor.

Dördüncüsü, büyüme modelinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Özellikle ‘beton’a dayalı büyüme modeli yerine üretime dayalı büyüme modeline geçilmesi öneriliyor. Burada da tarım, hayvancılık ve turizm sektörlerinin öne çıkması gerektiği söyleniyor.

Yeni bir model olabilir mi? Mümkün. Türkiye’nin yeni bir öykü yazabilecek potansiyele sahip olduğunu bu köşenin müdavimleri defalarca okudu. 15 Temmuz hain darbe girişiminden hemen sonra 16 Temmuz’da TBMM’de dört partinin kararlı tutumu, Yenikapı’daki miting, Türkiye’de yeni bir heyecan ve pozitif hava yaratmıştı. Her ne kadar kısa sürede bu havayı kaybetsek de, yeniden kurgulamak mümkün.

İçteki enerjimizi verimli bir şekilde kullanabilir ve dünyadaki değişimin, dönüşümün, dijitalleşmenin bir parçası haline gelebilirsek yeni bir öykünün çatısını kurgulamış oluruz. Tabii, öykünün kurgusu yanında, zengin bir içerikle sunumunu yapacak insan kalitesini göz ardı etmemek gerektiğini tekrar anımsatmak istiyorum.

Enerjimizin yükseldiği bir hafta olması dileğiyle…



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap