Riskleri minimize edebilecek miyiz?

Riskleri minimize edebilecek miyiz?

tyesılGün geçirmeyelim ki, moralimizi, sabrımızı test ettirecek bir gelişme olmasın. Kamuda, iş dünyasında soruşturmalar, gözaltı ve tutuklama furyası devam ederken, Suriye’ye askeri harekatı ve ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun konvoyuna yapılan saldırıyı bir haftaya sığdırdık!

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Bununla da yetinmedik. Merkez Bankası faiz indirmeye devam etti ve negatif faiz dönemine girdik! Tabii, FED Başkanı Janet Yellen’in ağzından çıkacak ifadelerin ne anlama geldiğini yorumlayarak haftayı kapattık.

Yeni haftaya nasıl başlayacağız, yıl sonuna kadar nasıl bir piyasa bekliyoruz? 15 Temmuz’dan bu yana iyimserliğimi öne plana alırken, özellikle hukuk alanındaki kaygılarımı sizlerle paylaşıyorum. Bir hafta boyunca iş ve finans dünyasından edindiğim izlenimler doğrultusunda bazı gelişmeleri aktarmak istiyorum.

Birincisi, Türkiye’nin yüzde 3-3,5 bandından daha düşük bir büyümeye razı olma lüksü yok. Bu yılki büyüme performansında da yılın üçüncü çeyreğindeki zayıflamayı dikkate almamız gerektiğini düşünüyorum. Dış politikadaki sıkışmışlığın getirdiği fatura ağırlaşırken, iç piyasadaki dengeleri daha iyi gözetmemiz gerektiği ortada. Dolayısıyla bayram tatilinden sonra iş dünyasının yeniden ekonomi gündemine dönmesi, yaşamsal bir önem arz ediyor.

İkincisi, OHAL’in devamı gelecek mi? Üç aylık sürecin ardından uzatmanın gündeme gelmesinin iş dünyasındaki moraliteyi olumsuz etkileyeceği söyleniyor. Her ne kadar hükümet üyeleri “OHAL bizim için geçerli, sizinle ilgisi yok” dese de, iş dünyasını rahatlatmaya yönelik mesajlar verse de, iş dünyası OHAL’in uzatılmasını ekonomi için bir risk olarak görüyor.

Üçüncüsü, Cerablus operasyonunun ilk etapta başarılı olması, Türkiye’de moralleri yükseltti. 15 Temmuz sürecinden geçen TSK’nın bu operasyonu icra etmesi, kurumun yeteneğini sorgulayanlara iyi bir yanıt oldu. Fakat Suriye’de ne kadar kalınacağının önemli bir soru olduğu unutulmamalı.

Dördüncüsü, Moody’s ekim ayında rating notumuzu açıklayacak. Genel beklentiye göre not düşüşüyle ‘yatırım yapılabilir’ kategoriden düşeceğimiz tahmin ediliyor. Bankacılar bu risk karşısında ne kadarlık fon çıkışı olabileceğinin ve bu çıkışın piyasaları ne kadar etkileyeceğinin hesabını yapıyor. Tasarruf sahibinin 1 Nisan 2003 Tezkere kararından sonra yabancı portföy yöneticilerine taş çıkartacak yetenekte kararlar aldığını anımsatmak istiyorum. Doların 3 TL’nin üzerindeki hareketlerinde satış yaparak pozisyon alan yatırımcılar dolar alımı yaparak sattığı dövizi yerine koyuyor. Nitekim bir haftada 2 milyar dolarlık DTH artışı olduğu bilgisi aktarıldı.

Beşincisi, Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde daha agresif kararlar alma olasılığı. 0,25 puanlık indirimler yerine 1 puanlık bir indirimin getireceği riski iyi hesaplamamız gerekiyor.

Sonuçta ne öneriyoruz? Kapak haberinde Talip’in yazdıklarını okumanızı ve bu doğrultuda stratejinizi gözden geçirmenizi…

İyimserlik dolu bir hafta dileklerimle…



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap