Yıldız, iki yılda 2 milyar $ ödeyecek

Yıldız, iki yılda 2 milyar $ ödeyecek

Avukat Aydoğan Semizer, Yıldız Holding’in borçlarını yapılandırmasında danışmanlık yaptı. Yapılandırmanın ayrıntılarını Ekonomist’e anlatan Semizer, “Varlık satışından iki yılda 2,5-3 milyar dolar gelecek. Bu paranın 2 milyar doları hemen bankalara gidecek” diyor.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Yıldız Holding’in borçlarını yeniden yapılandırma çalışmalarında bankacılık alanında uzman avukat Aydoğan Semi-zer’in adı öne çıktı. Semizer, Murat Ülker’in davetiyle, holdingin bankalarla yürüttüğü görüşmelerde yer aldı.

18 bankayla yapılan görüşmeler sonuçlandı ve sendikasyon kredisi imzalanarak yürürlüğe girdi. Bu süreçte aktif rol alan Semizer Avukatlık Bürosu’nun başkanı Aydoğan Semizer ile yeniden yapılandırma sürecinin ayrıntılarını konuştuk.

Yıldız Holding ile bankalar arasında yeniden yapılandırma anlaşması imzalandı. Vade ve ödemeler konusunda ayrıntılar nedir?
Öncelikle ‘yapılandırma’ kavramına bir açıklık getirmek gerekiyor. Yeniden yapılandırma, aldığı krediyi zamanında ve eksiksiz ödeyemeyen ve ödeyemeyeceği belli olan bir şirketin, bir yandan faaliyetlerine devam ederken bir yandan da anapara borcunu ödeyebilmek için bankalardan bazı imtiyazlar almasıdır. Yıldız Holding’te ise durum tamamen farklıdır. Zamanında ve eksiksiz ödenemeyen bir kredi borcu söz konusu değil. Zira Yıldız Holding’in hem mal varlığı hem de nakit pozisyonu bu borcu zamanında ödemeye yeterlidir. Nitekim bankalarla görüşmeye başlandığından bu yana dört aylık dönemde yarım milyar dolar ödeme yapılmıştır.

Anlaşmanın içeriği nedir?
Yıldız Holding, 5,5 milyar dolarlık bir sen-dikasyona imza attı. Daha önce de Akbank’tan 1 milyar dolarlık bir sendikasyon almıştı. Toplamda 6,5 milyar dolar oluyor. Grup, dört yıl boyunca ödeme yapmayacak, tamamen öde-
mesiz bir dönem olacak. Fakat dört yıl sonra toplam borç yüzde 65 düzeyine düşürülecek. Bu sırada halka açılma, varlık satışı olursa, satıştan elde edilen paranın yüzde 80’i bankalara alacakları oranında dağıtılacak. Yüzde 20’lik bölüm de işletmenin içinde kalacak. Sekizinci yılın sonunda da borç tutarı bugünkü düzeyin yüzde 50’sine düşürülmüş olacak. Alınan kredilerin tamamının ödenmesi diye bir şey yok.

Dört yıl boyunca holding elde ettiği finansmanı ne yapacak?
Anlaşmaya göre, Yıldız Holding bankalara yılda 100 milyon dolar faiz ödemesi yapacak. Geri kalan kısmı işletme sermayesi olarak kullanacak. Bu arada varlık satışı da yapılacak. Şok ve Penta halka arz ediliyor. Sadece Şok’un halka arzından 670 milyon dolar bekleniyor. Penta’nın halka arzından sonra Kümaş ve Kerevitaş şirketleri de elden çıkarılacak. Bu şirketlerin taliplileri var ve görüşülüyor. Grup, iki yıl içinde varlık satışından 2,5-3 milyar dolar gelir sağlayacak. Bu paranın 2 milyar doları hemen bankalara gidecek. Murat Bey’in düşüncesi, ileride süratle varlık satıp borcu bir an önce bitirmek. “Boşuna faiz ödemeyelim” diye düşünüyor. Asgari bir hesaptır bu. Bir kısıtlama yok.

6,5 milyar dolarlık kredinin ne kadarı döviz ne kadarı TL? Faiz oranları ne oldu?
Mevcut yapıda borçların yüzde 60’ı TL, yüzde 40’ı ise döviz cinsinden. Faiz ortalaması yakalayalım diye yurtdışındaki döviz kredisiyle buradaki döviz kredisini birlikte getirip grubun tüm yapısını yüzde 50 döviz, yüzde 50 TL haline getirmeye çalıştık. Bu dengeyi gözettik. Ortalama döviz cinsi olarak yüzde 6 gibi bir oran
yakaladık. TL krediler için de faiz yüzde 17’yi geçmedi. Faizlerde indirim söz konusu olmadı. Aksine cari faiz olduğu için biraz yükselme oldu. Onu da grup rahatlıkla kabul etti. Bankalar da bu anlaşmayı istiyor. Böyle kârı nerede bulacaklar? Bankaların burada istedikleri başka bir şey daha var. Bu süreç boyunca bankalarla bugüne kadar hangi hacimle çalışılıyorsa ticari anlamda o hacimle çalışılmasının devamı isteniyor. Her banka belli oranda kredi vermeyi taahhüt etti.

Teminat olarak ne verildi?
Eskiden bu kredilerde hiçbir teminat yoktu. Şimdi ise Murat Ülker ve aile kefil oldu. Ayrıca, işletmeye dahil olmayan gayrimenkuller, bazı şirketlerin bir bölüm hisseleri teminat olarak verildi. Hisseler verilirken de şu esas tutuldu: Birincisi, borsaya açık şirketlerdeki hisselerin değer düşmesine neden olmayacak oranda verildi. İkincisi, şirketlerin yönetimini elden kaçıracak oranda hisse verilmedi. Dolayısıyla yönetim hala gruptadır.

Pladis de teminat verilen hisselerden mi?
Yurtdışındaki yatırımların kaynağı, yurtdı-şındaki bankaların verdiği sendikasyonlar. Bu krediler Türkiye’ye göre hem uzun vadeli hem de düşük faizli. Çok kısa vadeli krediler alınmış. Orada yüzde 3 ile alınmış. Burada ise iki katı faiz var. Üstelik orada geri ödemesiz üç yıllık bir dönem var. Dolayısıyla Ülker Türkiye’den kredi alıp da dışarıda bir şey yapmış değil.

Yıldız Holding ve Doğuş Grubu’ndaki yapılanmaların devamı gelecek mi?
Devamı derken, bu çok yeni bir şey değil. Bankacılık sektöründe hep olan bir şeydir. Ama ortaya çıkmıyordu. Rakamlar küçük oluyordu. Şimdi rakam ve isimler büyük olunca çok konuşuldu. Diğer gruplar “Ülker’e yaptılar biz de istiyoruz” şeklinde görüyorlarsa çok yanlış düşünürler. Bir kere Yıldız Holding’te ödenemeyen bir kredi yoktu. İkincisi, bu görüşmeler başladığında kasasında 1 milyar 250 milyon dolar olan bir gruptu.

O zaman neden ödeme yerine yapılandırma istendi?
Yıldız Holding, 6,5 milyar dolarlık krediyi vadesinde yani 2018 yılı sonuna kadar ödeseydi, her yıl 5 bin kişi istihdam etmesi sonucunu doğuracak yatırımları durdurmak zorunda kalacak, belli oranda küçülecek ve özellikle de yurtdışındaki rekabet gücünü kısmen de olsa kaybetmiş olacaktı. 45 bin kişi istihdam eden, 20 milyar dolar ciro hedefleyen Yıldız Holding’in küçülmek zorunda kalması, ülke ekonomisi için de hiç hayırlı sonuçlar doğurmayacaktı. Bu yüzden bankalar kredinin ‘tahsili’ yerine yeniden ‘tahsisi’ yoluna gittiler.

“İFLAS ERTELEMEYE ASLA GİTMEYİN”
Kredi borçlarında zorlanan, nakit akışı sıkıntılı olan şirketlere ne öneriyorsunuz?
Kredilerini zamanında ödeme güçlüğüne düşen firmalar için söyleyebileceğim ilk şey, bankaların bu gibi olaylarda samimiyet ve gerçekliğe çok önem veriyor olmasıdır. İş sahiplerinin günü kurtarmak peşinde olmamaları ve en önemlisi işin gerçekten para kazanıp kazanmadığını bilmeleri ilk koşuldur. Bu gibi firmalara benim ilk tavsiyem ise iflas ertelemesi, konkordato, aktifleri başka şirket veya kişilere kaydırma gibi yollara asla gitmemeleridir. Ege Cansen’in çok doğru tespitiyle borçlunun en büyük dostu alacaklısıdır. Borçlu firmaların kendilerine uzun yıllardır kredi kullandırmış bankalardan başka bir yerde kurtuluş aramaları çok yanlıştır.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap