|
Göstergeler yavaşlamanın başladığının işaretini veriyor.
Haber : Orhan Karaca / 19.09.2010
Yılın ilk çeyreğinde çift haneli
büyüme gösteren ekonomi
ikinci çeyrekte de bu performansını
korudu. İlk çeyrekte
yüzde 11.7 olan Gayri Safi Yurtiçi
Hasıla’daki (GSYİH) yıllık değişim
oranı ikinci çeyrekte yüzde 10.3 olarak
gerçekleşti. Ekonominin iki çeyrek üst
üste çift haneli büyüme göstermesi ekonomik
kamuoyunu heyecanlandırdı.
Fakat öncü göstergeler yılın ikinci
yarısında ekonominin epey hız kestiğinin
sinyalini veriyor. Yine de yılın ilk yarısındaki
olağanüstü hız sayesinde
2010’un tamamındaki büyüme yüzde
7.5 dolayını bulacağa benziyor. Fakat
bu hız kaybı önümüzdeki yıl büyümenin
ne olacağı konusunda soru işaretleri
yaratıyor.
Yılın ilk yarısında ekonomide yaşanan
büyümede “baz etkisi”nin büyük
katkısı var. Bu baz etkisi geçen yılın ilk
yarısının 2008-2009 resesyonuna kurban
gitmesinden kaynaklanıyor. Ekonomideki
faaliyet hacmi resesyon
sırasında normal seviyesinin çok altına
düşmüştü. Geçen yılın sonlarında ekonominin
resesyondan çıkmasıyla faaliyet
hacmi normal seviyesine yaklaşmaya
başladığı için bu yılın ilk yarısında ise
doğal olarak büyüme yaşandı. Baz etkisi
özellikle ilk çeyrekte büyümeye büyük
katkı yaptı.
Baz etkisinin sonu
Fakat ikinci çeyrekte ekonomide
baz etkisinin ötesinde de bir büyüme yaşandı.
İkinci çeyrekte baz etkisi zayıflamasına
karşılık büyümenin yine de çift
haneli olarak gerçekleşmesi bunu gösteriyor.
Ayrıca mevsimsel düzeltilmiş verilerin
ikinci çeyrekte önceki çeyrek
döneme göre yüzde 3.7’lik büyümeye
işaret etmesi de bunu ifade ediyor. Mevsimsel
düzeltilmiş verilere göre ilk çeyrekteki
büyüme ise sadece yüzde 0.4
olmuştu.
Yılın ilk yarısında büyümeye katkı
yapan baz etkisi ikinci yarıyılda yanımızda
olmayacak. Baz etkisi üçüncü
çeyrekte iyice zayıflayacak, son çeyrekte
ise tamamen ortadan kalkacak. Çünkü
geçen yılın üçüncü çeyreğinde ekonomi
sadece yüzde 2.7 küçülmüş, son çeyrekte
ise yüzde 6 büyümüştü. Baz
etkisinin ortadan kalkmasıyla ekonomideki
büyüme de çift haneli seviyelerden
aşağılara doğru yollanacak.
Öncü göstergeler
Üçüncü çeyrek döneme ilişkin ilk
öncü göstergeler, bu dönemde iç talebin
canlı olduğunu fakat dış talepte duraklama
yaşandığını gösteriyor.
İç talepteki canlılık, geçen yıl mart
ayında resesyonla mücadele için uygulanmaya
başlayan vergi indirimlerinin
önemli bölümünün geri alınmasıyla,
temmuz ve ağustos aylarında iç talebin
yerlerde sürünmesinden kaynaklanıyor.
Bu durum bu yıl üçüncü çeyrekte iç talebin
büyümeye katkısının yükseleceğine
işaret ediyor.
Fakat Avrupa’daki borç krizi korkusu
nedeniyle yaz aylarında ihracatın yavaşlaması,
üçüncü çeyrekte dış talepten
büyümeye gelen katkıyı azaltacak gibi
görünüyor. Yatırımlarda ise durum son
iki çeyrekteki gibi artış yönünde olacağa
benziyor. Üretim cephesine ilişkin öncü
göstergeler de bu nedenlerle bir yavaşlamaya
işaret ediyor. Bütün bunların
neticesinde üçüncü çeyrekte yüzde 5.5
dolayında bir büyümeyle karşılaşacağımızı
tahmin ediyoruz.
1 | 2 | 3 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|