|
Türkiye'de toplam işletmelerin yüzde 99,9'unu KOBİ'ler oluşturuyor.
Haber : Ekonomist Online / 24.04.2011
Bütün dünyayı etkisi altına alan
küresel ekonomik krizden sonra
dünya ekonomisi eski dengelerine
dönmek için uğraş veriyor. Ancak
görünen o ki, hem ulusal, hem de
küresel düzeyde artık eskisi gibi olmayacak
pek çok şey var. Bunların başında küçük ve
orta ölçekli işletmelere (KOBİ) yönelik
algının geldiği söylenebilir. Her ne kadar
geçmişten bugüne KOBİ’ler ulusal
ekonomilerin dinamoları olarak gösterilse
de yaşanan değişimler bugün KOBİ’lerin
ekonomik rolünü eskisinden daha önemli
hale getiriyor.
Bugün dünyadaki değişimin eksenine
yenilikçilik yani inovasyon, araştırma geliştirme
(Ar-Ge), bilgi ve iletişim
teknolojileri, kaliteli, hızlı ve düşük
maliyetle üretim ile girişimciliğin
yerleştiğini görüyoruz. Bu da KOBİ’lerin
yeni küresel ekonomideki rollerinin
önemini daha da artırıyor.
Dünya ekonomisinin dinamoları
Keza dünya ölçeğinde KOBİ’lere
bakıldığında birçok ülkede küçük ve orta
boy işletmelerin ekonomi içinde önemli bir
ağırlığı var. Gelişmiş ve gelişmekte olan
birçok ülkede işletmelerin büyük bir
çoğunluğu KOBİ’lerden oluşuyor.
KOBİ’lerin toplam işletmelere oranı
ABD’de yüzde 97,2, Almanya’da yüzde 99,8,
Hindistan’da yüzde 98,6, Japonya’da yüzde
99,4, İngiltere’de yüzde 96, Güney Kore’de
yüzde 97,8, Fransa’da yüzde 99,9, İtalya’da
yüzde 97.
Dünya genelinde işletmelerin önemli
bir kısmının KOBİ’lerden oluşmasına
rağmen, istihdam içindeki payları daha
düşük. KOBİ’lerde çalışanların
istihdama oranı ABD’de yüzde
50,4, Almanya’da yüzde 64,
Hindistan’da yüzde 63,2,
Japonya’da yüzde 81,4,
İngiltere’de yüzde 36, Güney
Kore’de yüzde 61,9, Fransa’da
yüzde 49,4, İtalya’da yüzde 56 ve
Türkiye’de yüzde 76,7.
Türkiye’de ise KOBİ’lerin
istihdama katkıları Japonya
dışındaki diğer ülkelere göre
daha yüksek.
Ekonominin temel taşlarını
oluşturan KOBİ’ler üretim,
istihdam, ihracat ve yarattığı
katma değer açısından
ekonominin büyümesinde adeta
katalizör görevini görüyor.
Ekonomik ilişkilerin giderek
daha birbirine bağımlı haline
geldiği küresel ekonominin en
önemli büyüme motorlarının
KOBİ’ler olduğunu
söyleyebiliriz. Peki, son yıllarda yaşanan
değişimler ve krizler sonrasında KOBİ’ler
bugün Türkiye’de nasıl bir tablo çiziyor?
KOBİ tanımına ayar
2006 yılından önce KOBİ'lere yönelik
çalışan kurumların her biri kendine göre
bazı tanımlar yapıyordu. Kimi kuruma göre
KOBİ'lerde çalışan kişi sayısının 250'nin
altında olması gerekirken, bazıları bu sayıyı
150 olarak veriyordu. Bu genel ölçüte ek
olarak bazı kuruluşlarca farklı kriterler de
kullanılıyordu.
Avrupa Birliği’nde (AB) ortak KOBİ
tanımına geçilmesi ve üye - aday ülkelere
tavsiye niteliğinde yayınlanması sonrasında
Türkiye’de tüm kurumlar için geçerli olacak
ortak bir KOBİ tanımı belirlendi.
Türkiye’de de KOBİ’lerin
sınıflandırılmasında AB’de olduğu gibi
çalışan sayısı, bilânço ve satış
büyüklüklerini esas alan tanım
uygulanmaya başlandı. Böylelikle,
KOBİ’lere ilişkin mevzuatın
uygulanmasında tüm kurumlar için geçerli
olan ortak bir tanım getirildi ve bu kesime
yönelik destek, teşvik gibi düzenlemelerden
sadece bu tanıma uyanların
yararlandırılması sağlandı. Yönetmeliğe
göre, 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam
eden ve yıllık net satış hasılatı ya da mali
bilançosu 25 milyon lirayı aşmayan
işletmeler KOBİ olarak tanımlandı.
İhracattaki payları arttı
Ancak Türkiye’de hala KOBİ’lere ilişkin
istatistiki bilgilerin yeterli seviyede
olmadığını söyleyebiliriz. Zira bu durum,
Avrupa Komisyonu’nun 2010 yılında
yayınlamış olduğu Türkiye İlerleme
Raporu’nda da KOBİ’ler hakkındaki
verilerin kalitesinin ve sıklığının halen
yetersiz düzeyde olduğu şeklinde belirtildi.
TÜİK Yıllık İş İstatistikleri 2009 yılı
verilerine göre, ülkemizde 250’den az
çalışanı olan 3.2 milyon girişim bulunuyor.
Buna göre Türkiye’de toplam işletmelerin
yüzde 99,9’unu KOBİ’ler oluşturuyor. 1 ile
9 çalışana sahip mikro ölçekli işletmeler,
tüm işletmelerin yüzde 95,62’sini, 10 ile 49
çalışana sahip küçük ölçekli işletmeler
1 | 2 | 3 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|