|
Yeni bir gıda krizinin işaretleri gelmeye başladı.
Haber : Ekonomist Online / 27.02.2011
Dünya, farklı bölgelerinde farklı
etkililerle de olsa 2007’den
beri ikinci kez küresel bir gıda
kriziyle karşı karşıya. Buğday,
mısır, şeker ve soya fiyatlarındaki
artışlarla gıda fiyatları ocak ayında
küresel çapta rekor seviyelere çıkarken,
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler birbiri
ardına enflasyonist baskılardan koruyucu
önlemleri gündemlerinin ilk sıralarına yerleştiriyor.
Son bir yıl içerisinde buğdayın fiyatı
Chicago borsasında yüzde 83 arttı. Mısır fiyatları yüzde 73 artarken, Amerika'da
mısır stokları son 15 yılın en düşük
seviyesine indi. Kakao fiyatı 31 yılın,
pamuk fiyatları da 140 yılın zirvesine
çıktı.
Ortadoğu’da fakir halk üzerinde
acımasız etkilerini daha çok hissettiren
yükselen gıda fiyatları, aynı zamanda
üzerinde uzman ve gözlemcilerin hemfikir
olduğu üzere temel gereksinimlerini
karşılamakta güçlük çeken halkları
isyan noktasına getiren önemli bir faktör
oldu.
Neden yükseliyor?
Çinliler, ABD’li sağ eğilimli politikacılar ve bazı analistler, bu durumun sorumlusunu
ABD Merkez Bankası’nın
(FED) nicel gevşeme para politikası olarak
gösterirken, Fransa Cumhurbaşkanı
Nicolas Sarkozy ve Tarım Bakanı
Mehdi Eker gibi yetkililer de hedge fonlardan
yeterince verim alamayan kâr
düşkünü spekülatörlerin etkili olduğunu
söylüyor.
ABD’nin düşük faiz politikasını
sorumlu gören analistlerden RDQ Economics’in
kurucusu ekonomist John
Ryding, konuya gıda dışındaki emtia fiyatlarında da bir artış olması açısından
bakılması gerektiğine dikkat çekerek,
“Emtia fiyatlarındaki yükselişin önemli
nedenlerinden biri FED’in sıfıra yakın
faiz ve niceliksel gevşeme politikası. Bu
politika Çin ve ABD dolarının değerine
bağlı diğer ülkeler tarafından uygulanıyor. Bu mekanizma ile ABD’nın enflasyonist
para politikası küresel bir nitelik
kazanıyor” diyor. Başta ABD ekonomisi
konusunda olmak üzere küresel makroekonomik
danışmanlık hizmeti veren
RDQ Economics’in başekonomisti
Ryding, gıda fiyatlarını kontrol etmenin
topluma zarar veren bir politika olduğunu vurgulayarak, “Yeni gıda arzını
desteklemeli ve etanol üretimi için mısır ekim alanlarının sınırlandırılması gibi
politikalardan vazgeçilmeli” önerisinde
bulunuyor. Her ne kadar Avrupa
Merkez Bankası Başkanı Jean Claude
Trichet, geçen haftaki açıklamasında
“Petrol ve emtia fiyatlarındaki artış için
yapabileceğimiz bir şey yok” dese de
suçu yalnızca küresel iklim değişikliğinde
görmeyenlerin de sayısı çok.
Talep artışı ve kötü
politikalar
Talep açısından bakıldığında ise
özellikle 2009 yılı başından itibaren gelişmekte
olan ülkelerdeki hızlı büyümenin
alüminyumdan çinkoya kadar çeşitli
hammaddelere olan talebi artırdığı
aşikar. Bu duruma bağlı olarak başta
pamuk olmak üzere hammadde üretimi
için daha fazla toprak ayrılması, tarım için ayrılan alanları azaltıyor. Ayrıca Çin gibi ülkelerde tüketimin ve dolayısıyla et tüketiminin artmasıyla, hayvanları otlatmak
için daha fazla yer ayrılıyor. Öte yandan
Ryding’in belirttiği gibi bioyakıt üretiminde kullanılan etanol için mısıra ayrılan alanlar azaltılıyor. Kısacası
iklim gibi ekonomik
büyüme ve kötü enerji politikaları
da gıda fiyatlarındaki
artışın önemli bir etkeni.
Kısa vadede gıda emtiası
fiyatlarının arza bağlı,
yani hükümetler tarafından
belirlendiğini düşünen
ING Bank Başekonomisti Mark
Cliffe, “Serbest ticaretin olduğu söylenemez;
ithalat, ihracat yasakları, siyasi
faktörler etkili. Para politikaları gıda fiyatlarını kontrol etmekte pek efektif değil” diyor.
1 | 2 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|