Zeytin çekirdeğinden marka çıkaracağız

Zeytin çekirdeğinden marka çıkaracağız

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ‘Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi’ seçilen Duygu Yılmaz, zeytin çekirdeğinden çevreci plastik üretiyor. Genç girişimci, polimer tesisini kurduktan sonra seri üretime başlamaya hazırlanıyor.

BURCU TUVAY
btuvay@ekonomist.com.tr

Ekonomist Dergisi’nin Garanti Bankası ve Türkiye Kadın Girişimciler Der-neği’nin (KAGİDER) işbirliğiyle bu yıl 11’inci kez gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ‘Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi’ Duygu Yılmaz oldu.

Yılmaz, işinden istifa edip zeytin çekirdeklerinden plastik üretme hayalini gerçekleştirmek için İTÜ Kuluçka Programı’na kayıt oldu ve ekibini kurarak çalışmalarına başladı. Yılmaz’ın kendi sağladığı finansmanla çıktığı yolculukta, laboratuvar araştırmaları iki yıl sürdü.

Vestel Ventures’tan aldığı yatırım desteğiyle kendi şirketi olan Biolive’ı kuran. Yılmaz, sorularımızı şöyle yanıtladı:

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
2013’te Aydın Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümünden mezun oldum. İTÜ’de Kimya bölümüne devam ettim. Maddi sıkıntılardan dolayı eğitime ara verip çalışmam gerekti. Bir bal şirketinde kalite mühendisi olarak çalışmaya başladım. Çalıştığım kurumda çok mutsuzdum. Aslında daha özgür bir iş istiyordum. Yapmak istediğim iş de o şirkette çalışırken belirmişti. Babam zeytin çekirdeği yutuyordu. Bunun faydasını görünce ben de zeytin çekirdeğini araştırmaya başladım.

Nedir zeytin çekirdeğinin faydası?
Zeytin çekirdeği içinde antioksidan bir madde var. Kanser oluşumunu engelleyen güçlü bir madde. Zeytin çekirdeklerini İzmit’te eski usul bir değirmende öğütmeye başladım. Öğüttükten sonra içeriğini araştırdım. Plastik ambalajların gıdalar üzerindeki olumsuz etkilerini biliyordum. Bu plastik malzemelerin bir kısmı bisphenol-A diye bir madde salgılıyor. Bu, kanserojen bir madde. Isıyla muamele gören plastik malzemelerin içerisinde salgılanıyor. ABD ve Avrupa’da tamamen biyoplastiklere yönelmeye başladıklarını fark ettim.

Biyoplastik Türkiye’de üretilmiyor mu?
Normal biyoplastikler selüloz içeriklidir. Selüloz üretimi maliyetli olduğu için biz bunu üretmiyoruz da tüketmiyoruz da… Zeytin çekirdeğinin formu ise tamamen biyoplastiğe uyumlu. Her yıl ülkemizde yaklaşık 500 bin ton zeytin çekirdeği atığı çıkıyor ve yakacak olarak kullanılıyor. Biz aslında bir atığı değerlendirmiş oluyoruz. 1 ton çekirdekten 7 ton plastik elde ediyoruz. Ürünün içerisinde antioksidan madde olduğu için anti bakteriyel özellik de gösteriyor ve yapmış olduğunuz ambalajlar gıdaların ömrünü artıyor.

Girişiminizi nasıl hayata geçirdiniz?
Hafta sonları akşamları bir dershanede öğretmenlik yaptım, oradan elde ettiğim kazancı bu iş için gereken AR-GE harcamalarına aktardım. İTÜ Çekirdek’e kayıt olup orada girişimcilik, liderlik eğitimleri aldım. İki mühendis arkadaşımla ortak oldum. Üçümüz Boğaziçi Üniversitesi’ndeki bir yarışmada fikir kategorisinde ödül aldık. Boğaziçi Üniversitesi bizi Berlin’e gönderdi. Ürünümüzün prototipi bitmişti. Ürün Berlin’de çok beğenildi. TÜBİTAK’ta 2016 yılında yılın kadın girişimcisi seçildim. Ardından Vestel Ventures bize yatırım yaptı. Bunun üzerine Yıldız Teknik Üniversitesi’nde AR-GE laboratuvarı kurduk. TÜBİTAK’tan destek aldık. Şirketimizi ise Nisan 2017’de kurduk.

Türkiye’de zeytin çekirdeği ne kadarlık bir ekosistem anlamına geliyor?
Sadece bizim ülkemizdeki zeytin çekirdeği atıklarının tamamını kullanırsanız 40 milyon dolarlık bir ekonomi yaratmanız söz konusu. Biz çekirdekleri zeytinyağı fabrikalarından ve pirinacılardan (zeytin posası) topluyoruz.

Üretim anlamında neler yapıyorsunuz?
Ürünü granül hale getirdik. Granüllerden isterseniz pet şişe basarsınız, isterseniz kapak, isterseniz buzdolabı malzemesi. Bu ürünler doğada kayboluyor ve çevreci. Şu an fason üretim yapıyoruz. Polimer tesisi için 15 milyon TL’lik yatırım gerekiyor. Üretim tesisimizi kurmak için devlet desteklerini bekliyoruz.

Hangi sektörlere yönelik üretim gerçekleştiriyorsunuz?
Vestel ile buzdolabı iç malzemesinde kullanılması için çalışmalarımız var. Bir otomobil şirketine otomobillerin içindeki kapı malzemeleri ve anti bakteriyel direksiyon ile bardak altlıkları üretiyoruz. Büyük kamyonetlerde kamyoncuların yattığı yatakların daha doğal malzemelerle üretimi için çalışmalarımız var. Kırışıklık giderici göz çevresine yönelik bir krem üzerinde de AR-GE çalışmalarımız sürüyor. 2018’de kendi markamızı kuracağız. Emzik ve biberon üzerine de çalışıyoruz. Hacettepe Üniversitesi ile ortak çalışma yapıyoruz. Çocuk daha doğduğunda aslında plastikle tanışıyor. Biz bunu daha doğal bir malzeme haline getireceğiz.

Birçok sektöre yönelik kullanım alanı söz konusu. Siz biyoplastiğe yeni bir bakış açısı getirdiniz diyebilir miyiz?
Evet. Bu ürünün Avrupa’da kullanım alanı genellikle gıda üzerine. Biz bunu sanayi alanına taşımayı hedefliyoruz. Otomotiv sektöründe biyo malzemenin kullanımı çok az. Bunu geliştirmeye çalışıyoruz. Örneğin buzdolabında bu malzeme henüz hiç kullanılmadı, ilk defa biz yapacağız.

Şu an kaç kişilik bir ekibiniz var?
Yedi kişilik bir ekibiz. Ortaklarım genetik mühendisi Ahmet Fatih Ayaş ve malzeme mühendisi Mehmet Emin Öz. Diğer tüm ekip de mühendislerden oluşuyor.

İhracat hedefleriniz nedir?
İhracata 2-3 yıl sonra başlamayı düşünüyoruz. En büyük pazarımız Asya Pasifik olacak çünkü biyoplastiklerin yüzde 89’u Asya Pasifik ülkelerinde kullanılıyor. Daha sonra Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Avusturya’ya ihracat hedefliyoruz. Üretimimizin yüzde 40’ını ihraç etmeyi planlıyoruz.

Cirosal hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?
2017 yılında 1 milyon TL ciro elde ettik. Bu yılki hedefimiz 4 milyon TL. Beş yıl sonra 40 milyon dolarlık ekosistemin yüzde 10’unu hedefliyoruz. Yani ciro hedefimiz beş yıl sonra 4 milyon dolar diyebilirim.

“GIDA MÜHENDİSLERİNİN İMAJINI DÜZELTTİK”
TÜRKİYE’NİN GELECEK VAAT EDEN KADIN GİRİŞİMCİSİ ÖDÜLÜ’NÜ ALDIĞINIZDA NELER HİSSETTİNİZ?
“Daha öncesinde çok ödül aldım. Ancak o akşamki gibi heyecanlandığımı hatırlamıyorum. Bu ödülü kazanmayı çok istiyordum. Çünkü kadın girişimciye doğrudan hitap ediyor. Bu ödülü almak benim için çok önemliydi. Kadın girişimcilere verilen desteği gördüğüm için çok mutlu oldum. O günden sonra işlerim çok açıldı. Üretim için üç markadan teklif aldım. İnsanlar sosyal medyadan beni mesaj yağmuruna tutmaya başladı. Nedense gıda mühendislerinin aşçı olduğuna dair bir algı var. Gıda mühendisleri odası beni arayıp, ‘Siz bu algıyı kırdınız, gıda mühendislerinin de AR-GE yaptığını gösterdiniz’ dediler.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap