|
"2012'de yüzde 2 büyüme olur."
Haber : Sibel Atik / 20.11.2011
Türkiye demir çelik sektörü
için 2010 ve 2011’i yatırım
dönemi olarak değerlendirmek
yanlış olmaz. Üretici firmalar
yeni yatırımlarıyla sektörde
sadece bu yıl 5 milyon tonun
üzerinde yeni kapasiteyi devreye aldı.
Hatırlatmak gerekirse 2010 yılının en
büyük yatırımına imza atan Tosçelik’in
ardından en son Atakaş 2.5 milyon
ton ham çelik üretim kapasitesini
devreye soktu. Sektörde yassı çelik
üretimine dönük bu girişimlerin yanı
sıra İsdemir, Kardemir, Habaş Demir
Çelik ve Özbal Çelik AŞ’nin Mersin
Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’nde
kurduğu entegre çelik boru üretim tesisi
yatırımlarını da unutmamak lazım.
Dünya demir çelik piyasalarında
geçen yıl 29 milyon tonluk üretimle
10’uncu sırada yer alan Türkiye’nin
gelecekteki yeri ve yatırımların seyri
ne olacak? Bu soruyu Dünya Çelik
Konferansı’na konuşmacı olarak katılan Dr. Werner Kreuz’a sorduk. Almanya
merkezli A. T. Kearney GmbH
şirketinin başkanı Dr. Werner Keruz,
çelik alanında dünyanın lider firmalarına stratejik danışmanlık yapmış bir
isim. Şu ana kadar dünyanın lider 10
şirketinin 6’sıyla çalışan Kreuz, ile
Türkiye’nin yanı sıra dünyanın çelik
sektörü ve geleceğini konuştuk. Kreuz’un
sorularımıza yanıtları şöyle:
Ekonomist: 2011 dünya demir çelik
sektörü için nelere sahne oldu?
Werner Kreuz: Dünya genelinde
2008 yılında yaşanan ekonomik kriz
çelik endüstrisini ciddi şekilde etkiledi.
Tabii, dünyadaki en büyük çelik
üreticisi Çin, yüzde 10’un üzerinde
büyümeye devam etti. Dolayısıyla
Çin’deki bu büyümenin yansıması olarak
burada üretilen ucuz çelik Avrupa’ya
fazlaca gelmedi. Eğer bu olsaydı,
kriz Avrupa çelik firmalarını daha
kötü etkilerdi. Krizi takiben, bazı alanlar
ise çok iyi performans gösterebildi.
Türkiye’de bu iyi performans gösteren
ülkelerden oldu. Türkiye çelik
tüketiminde yüzde 6-7’lik bir artışlar
gündemde. Bu Ortadoğu ve Kuzey Afrika
için de geçerli diyebiliriz. Dolayısıyla bunu bilen birçok çelik şirketi
Türkiye ve Ortadoğu’da kapasite artışlarına gidiyor.
Yeni yatırımlarla birlikte kapasite
artışlarında bakıldığında bu rüzgar esmeye
devam eder mi?
Türkiye ve çevresindeki alandaki
tüketim artışı dikkat çekici. Türkiye
zenginleştikçe, çelik tüketimi de bir o
kadar hızlı büyüyor. Araba, beyaz eşya
gibi kullanıcı sektörlerdeki gelişim de
bunun tetikliyor tabii. Uzun vadeli bakılacak olursa Ortadoğu bölgesinde
petrol ve gazda sona geliniyor artık.
Dolayısıyla bu bölgedeki insanlar ekonomiyi
ayakta tutmak için başka sektörlere
de yönelmeliler. Bunlardan biri
de çelik sektörü.
Şu an net bir rakam yok fakat yurtdışından yapılacak yatırım araştırmamıza göre, gelecek dönemde Türkiye
yatırım alacak ülkeler arasında ilk
20’de değil. Suudi Arabistan ve Arap
Birliği ülkelerine daha fazla yatırımlar
yapılacak. Birincisi Çin, hem yatırım
yapan hem de yatırım yapılacak ikincisi
ABD, üçüncüsü Almanya ve ardından
Brezilya.
Gelecek 20 yılda yatırımlar neden
Türkiye’ye değil?
Etraftaki ülkelerdeki daha avantajlı
imkanlar nedeniyle böyle. Enerji ve alt
yapı, liman gibi imkanları daha iyi sağlayabilen
ülkeler var. O nedenle önemli
yatırımlar bu ülkelerde olacaktır. Örneğin Katar’da serbest ticaret alanları
oluşturuluyor. Liman ve alt yapı konusunda
önemli gelişmeler var bu ülkede.
İran ve Irak’ta barış sağlandığında bu
bölge daha hızlı çiçeklenip daha çekici
hale gelecek diye düşündüğümüz için
yatırımların önemli bir kısmının buralara
yapılacağını öngörüyoruz.
Dışarıdan bir göz olarak Türkiye’nin
üretim performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Burada sorun üretim değil, ne tür
çelik ürettiğiniz. Dolayısıyla çeliğin türüne
ve sınıfına göre her zaman ithalat
ve ihracatınız var. Örneğin bir otel yapısı için kullanılması gereken çelik
farklıdır, otomotiv için farklı. Görünen
o ki, Türkiye kendi kendine yeten
bir ülke orta seviyedeki çelikler için.
Türk çeliği çok önemli bir şekilde gelişiyor.
Bu şu anlama gelir, Türkiye artık
çeliği belli bir kalitede sürekli üretme
yeteneğini kazanmış durumda.
1 | 2 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|