|
ABD ekonomisindeki yavaşlama belirtileri dünya ekonomi kamuoyunu ikiye böldü.
Haber : Ekonomist Online / 12.09.2010
Önceki haftalarda başta
ABD’nin yüzde 1.6’ya revize
edilen yüzde 2.4’lük ikinci
yarı büyüme verileri olmak
üzere, üst üste gelen kötü
veriler ile ABD Merkez Bankası
FED ve Hazine’nin ekonominin
potansiyelin altında işlediği ve yeni
bir teşvik paketi için ciddi bir bozulma
bekledikleri yönünde olduğu
açıklanan toplantı raporları, ikinci
dip korkusunu harekete geçirmişti.
Ancak geçen hafta ABD’de açıklanan
ISM imalat sanayi ile ekonomik
krizden çıkışın en önemli verilerinden olan tarım dışı istihdam verileri
beklentilerin üzerinde gelerek
piyasalarda yeniden olumlu bir hava
esmesine neden oldu. Bu rüzgarla
doların Euro karşısında hafif değer
kazanarak, 1.2856 seviyesini görmesi
de dikkatlerden kaçmadı.
Kriz kahini olarak bilinen Rubini
ikinci dip olasılığını yüzde 40 olarak
tahmin ediyor. Ancak ‘İkinci dip’
korkusunu zayıflatan iki grafik öne
çıkıyor. Dünya sanayi öğretim ve ticaret
endekslerinin neredeyse kriz
öncesi seviyelere gelmesi ‘ferahlatıcı’
iki önemli gösterge.
Baskın yorumlar
Piyasalardaki verilerin yanı sıra,
asıl belirleyici olan yorumlara bakıldığında
ise; gerek rezerv para olan
dolarla finansal anlamda, gerekse
yüksek üretim ve tüketim potansiyeliyle
reel anlamda halen küresel ekonominin
yönünü belirleyen ABD’de,
kriz politikaları konusunda ayrışmalar
belirgin.
Ayrışmaların temelinde ise kriz
sonrası finans sektörünü kurtarmak
için sağlanan likiditenin bol, ancak oldukça
değişken olduğu ve reel sektördeki
büyümeye yetmediği düşüncesi
bulunuyor. Kimileri ihracat, üretim,
şirket harcamaları gibi verilerin
korkulduğu kadar kötü olmadığı, kimileri
de yüzde 9,5 olan işsizliğe yönelik
öncelikli tedbirler alınmadan
krizin çözülemeyeceği değerlendirmesinde bulunuyor. Bununla birlikte
krizin ‘merkez üssü’nün dışındakilerin
yorumlarında ise finansal ve reel
sektörde istikrar ve paralellik sağlayan
politikalar kadar, spekülatör baskıların
önem kazandığı ortaya çıkıyor. Kısacası
“En dibe batan en yüzeye çıkar”
sözünün küresel ekonomide ne kadar
geçerli olacağı bilinmez, ancak bütünlüklü
bir makro ekonomik istikrarı
sağlayacak tek bir evrensel reçetenin
olmadığı açık.
“W” ve farklı görüşler
Ekonomist Mahfi Eğilmez, yaptığı
değerlendirmede ABD’den parlak verilerin
gelmemesine ve bu durumun
ABD halkı üzerinde tüketimin azalması
açısından olumsuz bir etki yaratmasına
dikkat çekerek şu önemli tespitte
1 | 2 | 3 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|