İhracatı artırmanın yolları

İhracatı artırmanın yolları

Dünya ekonomisi, FED’in faiz artırımı kararı ve ticaret savaşları ile zorlu bir döneme girdi. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için para bulmak giderek daha da zorlaşıyor.

ARAM EKİN DURAN
eduran@ekonomist.com.tr

İç talepteki gerileme ve rekor seviyelere ulaşan döviz kurları ise yeni dönemde Türkiye’deki şirketleri tek bir hedefe yönlendiriyor: Daha fazla ihracat…

Ekonomist Dergisi olarak, başta KOBİ’ler olmak üzere ihracatçı şirketlerin yeni dönemde odaklanması gereken pazarları, bu pazarlarda en çok talep edilen ürün gruplarını ve ihracatçı şirketlere yönelik finansal destek paketlerini sizin için araştırdık.

Tabloyu görmek için görsele tıklayın.

ünya ekonomisi açısından her geçen gün daha fazla endişe yaratan küresel ticaret savaşları, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. ABD, Çin ve AB gibi dev ekonomilerin gümrük duvarlarını yükseltmesi ile patlak veren ticaret savaşları, artık aralarında Türkiye’nin de olduğu pek çok ülkeyi de içinde almış durumda.

Türk şirketler ise bir yandan yeni dönemin kodlarını çözmeye uğraşırken, diğer yandan gerileyen iç talep ve rekor kıran döviz kurlarının baskısı altında üretime devam etmeye çalışıyor. Dolayısıyla küresel ticaretteki yerini kaybetmek istemeyen, iç piyasada yavaş yavaş kendini gösteren durgunluğu aşmaya çalışan şirketler için ihracat her zamankinden çok daha önemli hale geldi.

Biz de bu haftaki kapak dosyamızda yeni dönemde ihracatını artırmak isteyen şirketlere yol gösterecek bir çalışmaya imza attık. Başta KOBİ’ler olmak üzere ihracatçı şirketlerin yeni dönemde odaklanması gereken pazarları, bu pazarlarda en çok talep edilen ürün gruplarını ve ihracatçı şirketlere yönelik finansal destek paketlerini sizin için araştırdık.

ÖNE ÇIKAN PAZARLAR
Ayrıca kapak dosyamız için özel olarak, ülkelerin ve bölgelerin ihracattaki risk ve fırsat karnesini ortaya koyan bir araştırma yapan İş Modeli Danışmanı Cem Şengezer tarafından hazırlanan ülke ve bölge bazlı tabloları sayfalarımızda bulabilirsiniz.

Bu tablolarda Orta Avrupa, Güney Asya ve Pasifik ülkeleri, yeni dönemde ihracata en uygun bölgeler olarak öne çıkarken, Avrupa Birliği ülkeleri ve Afrika’nın da önemini koruduğu görülüyor. Şengezer, bugün için fazla cazip gözükmese de Brezilya, İspanya ve Japonya’nın da birkaç yıl içinde ihracatçılar için önemli pazarlar haline gelebileceğine dikkat çekiyor.

ALİBABA FAKTÖRÜ
Bu noktada ilk kez ihracat yapacak ya da ihracatını artırmak isteyen şirketlerin izleyeceği yol çok önemli. Akla ilk gelen, ihracata yönelik desteklerden şirketlerin nasıl faydalanacağı. İkinci önemli konu ise yükselen hedef pazarların hangileri olduğu ve hangi sektörlerde hangi ürünlere daha çok talep olduğu.

Gerek Ekonomi Bakanlığı, gerek KOSGEB, gerekse Eximbank ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) üzerinden ihracat yapmak isteyen veya ihracatını artırmak isteyen şirketlere yönelik pek çok teşvik ve hibe veriliyor. Bu desteklere ilişkin ayrıntılara ilgili kurumların internet sitelerinden ulaşmak mümkün.

Özellikle e-ticaret alanında verilen destekler ilgi çekici. Bu desteklerden belki de en önemlisi son dönemde gündeme gelen dünyanın lider e-ticaret platformu Alibaba.com’la yapılan anlaşma.

Ekonomi Bakanlığı himayesinde, TOBB, Alibaba.com, Halkbank ve Vakıfbank tarafından geliştirilen yeni e-ticaret projesine göre, Alibaba.com’a “Global Gold Supplier” üyesi olmak isteyen Türk şirketler için üyelik ücretlerinin yüzde 80’i devlet tarafından sağlanırken, yüzde 20 oranındaki teşvik ise Halkbank ve Vakıfbank tarafından karşılanacak. Böylelikle ürünlerine yeni pazarlar arayan KOBİ’ler, hiçbir ücret ödemeden Alibaba.com’da mağaza açarak 190 ülkeden üyelere ürünlerini tanıtma ve satış yapma fırsatı bulacaklar.

“TÜRKİYE AVANTAJLI ÇIKABİLİR”
ABD ile Çin arasında başlayan ve tüm dünyaya yayılan ticaret savaşlarının tüm ülkelerin ticaretini etkileyeceğini kaydeden Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı (TİM) İsmail Gülle’ye göre, tüm olumsuzluklara karşın küresel ticaret bu yıl büyümeyi sürdürecek. 2015 ve 2016 yıllarında gerileyen dünya ticaretinin 2017’de tekrar toparlanarak 17,4 trilyon dolara ulaştığını ifade eden Gülle, “Bu yıl ise küresel ticaretin 19 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor” diyor.

İhracatçı firmaların yeni döneme hazırlıklı olması gerektiği uyarısında bulunan Gülle, “Bu süreçte doğru adımlar atarak ihracatımızı artırmaya devam edebilir, yeni pazarlara açılarak pazar çeşitlendirmesi yapabiliriz. Tüm firmalarımızı TİM’in bu konudaki çalışmalarını takip etmeye, küresel ve bölgesel gelişmeleri yakından izlemeye davet ediyorum” diye konuşuyor.

TİCARET SAVAŞLARI
ABD Başkanı Donald Trump’ın çelik ithalatında getirdiği yüzde 25’lik vergi, tüm dünyada ticaret savaşlarının başlamasına neden olmuştu. Çelik ve alüminyum ile başlayan bu restleşme, diğer sektörleri de içine alarak adeta bir çığ gibi büyüdü. Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Adnan Aslan, “Maalesef Çin ve ABD’nin karşılıklı olarak attığı korumacı adımlar, dünya ticaretini bir bütün olarak tehdit ediyor” şeklinde konuşuyor.

Türk çelik ihracatçılarının da bu dönemde yeni pazar arayışlarına hız verdiğinin altını çizen Aslan, “İhracatımızı artırmak için odaklandığımız hedef pazarlar; Güneydoğu Asya, Batı Afrika, Orta ve Güney Amerika bölgeleri” diye konuşuyor.

Türkiye’nin ihracatını doğrudan etkileyecek olan ticaret savaşlarının hem olumlu hem olumsuz yönleri olduğunu dile getiren İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİBİ) Başkanı Tahsin Öztiryaki de, “Ticaret savaşlarının gidişatı cazip pazarları ve ihracat stratejilerinin yönünü de belirliyor.

ABD’nin, AB’nin veya diğer ülkelerin Çin özelinde uygulayacağı yaptırımlar ihracatımızı olumlu etkiler. Çünkü Çin hemen hemen dünyanın her ülkesinde ve her ürün çeşidinde rakibimiz konumunda” diyor.

“TEKSTİL ETKİLENMEZ”
Tekstil sektörünün zaten uzun zamandır uygulanan yüksek vergi oranları nedeniyle mevcut ticaret savaşından çok fazla etkilenmeyeceğini dile getiren İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı Ahmet Öksüz ise şunları söylüyor:

“Son 12 aydır 10,5 milyar dolar değerinde ihracat gerçekleştirdik ve her yıl dış ticaret fazlası veriyoruz. Buna rağmen Türkiye’de üretilmeyen tekstil ürünlerinin, yeni yatırımlarla Türkiye’de üretilmesine yönelik çalışmalarımız da sürüyor. Yeni dönemde geleneksel pazarımız AB’deki etkinliğimizi kaybetmeden özellikle Kuzey Afrika, Orta – Güney Amerika ve Asya ülkelerinde de daha etkin olmalıyız.”

ÇİN’İN ÖNEMİ
ABD, Türkiye menşeli demir-çelik ve alüminyum ürünlerine ek vergi uygularken, diğer taraftan Çin ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerde son yıllarda büyük ilerleme kaydediliyor. 2007’de 14.2 milyar dolar olan karşılıklı ticaret hacmi 2017’de 26.3 milyar dolara ulaştı. Çin, son yıllarda Türkiye’nin ikinci büyük ticaret ortağı haline geldi.

Bu nedenle ticaret savaşlarının giderek şiddetini artırdığı yeni dönemde, Türkiye’nin Asya-Pasifik pazarı ve özellikle Çin ile yaklaşık 20 milyar dolar olan dış ticaret açığını kapatması büyük önem taşıyor.

Önümüzdeki dönemde Çin’in bankalarını, e-ticareti ve perakende ticareti gibi alanları geliştirmek için dev yatırımlar yapacağı bilgisini veren Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Murat Kolbaşı, Türk ihracatçılarının Çin’de yakalayabileceği fırsat alanlarına ilişkin şunları söylüyor:
“Çinliler ciddi anlamda tüketici durumundalar. Kişisel bakım, dışarıda yemek, ev almak, aldıkları evin yeri ve dekorasyonu onlar için önemli. Dijitale ve eğitime ciddi miktarlar ayırıyorlar. Çünkü çocuklarının gelişimi çok önemli.”

“BÜYÜME TRENDİ SÜRECEK”
Euler Hermes Türkiye CEO’su Özlem Özüner, tüm sıkıntılara rağmen küresel ekonomideki büyüme trendinin devam ettiğini söylüyor.

Özlem Özüner, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere ilişkin ise şöyle konuşuyor: “Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik temellerin iyileşmesi, politika yapıcıların ticari çekiciliğe ve rekabetçiliğe odaklanmasına izin verecek. Böylelikle bu ülkelerin de ticarete katkısı hızlanacak.”

TAHSİLAT RİSKİNE DİKKAT!
İhracat işlemlerinde yaşanabilecek en büyük risk ise alacak tahsilatı. Tahsilatlarda sorun olduğunda, çok sağlıklı firmaların bile finansal rasyolarının bozulduğunu dile getiren Coface Türkiye Genel Müdürü Emre Özer, “İçinden geçtiğimiz dönemde kurlardaki ve faizlerdeki artışların üretim ve finansman maliyetlerini artırdığını görüyoruz.

Ayrıca ticaret savaşları nedeniyle her gün yeni bir gümrük vergisi ya da yaptırım uygulaması söz konusu olabiliyor. Risklerin bu kadar arttığı dönemlerde, alacak tahsilatının önemi daha da artıyor” diye konuşuyor. Bu dönemde şirketlerin ticari risklerden korunmak için mutlaka ticari alacak sigortası gibi ürünleri kullanması gerektiğinin altını çizen Emre Özer, ihracatçı şirketlere şu önerilerde bulunuyor:

“Firmaların borçlanmalarına, üretim kapasitelerine, ürettikleri mal ve hizmetin satış potansiyeline dikkat etmeleri gerekiyor. Pazara ve alıcıya ilişkin bilgiler de bu dönemde riskleri azaltmak açısından büyük önem taşıyor. Özellikle ihracat yapılan ülkenin durumu, mevcut ticari ilişkileri ve mevzuatları yakından takip edilmeli.

FİNANSAL DESTEKLER NELER?
Türkiye’deki özellikle KOBİ’lerde yaşanan sorunların başında dış ticaret işlemleri ile ilgili deneyim eksikliği ve bilgiye ulaşma ihtiyacı bulunuyor. Bu konuda yoğun mesai harcayan sektörlerden biri de bankacılık sektörü.

Bankalar özellikle ihracatçı KOBİ’lere dış ticaret işlemlerinin hızlı ve sağlıklı ilerlemesi, şirketlerin ihtiyaçlarını doğru zamanda karşılayabilecek yurtiçi ve yurt dışındaki şube ağlarının kurulması gibi konularda çeşitli hizmetler veriyorlar.

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Şahismail Şimşek, ihracatçılara yönelik olarak gerçek yurtdışı ithalatçı firma verileri sağlayan e-ticaret sitesi Trade Atlas ile işbirliğine gittiklerini söylüyor. Trade Atlas, 228 ülkeden

10,5 milyondan fazla ithalatçı firma ve 700 milyondan fazla yurtdışı gümrük ve konşimento bilgilerine dayalı yurtdışı piyasa istihbaratı sistemi ile tüm dünyada ihracat yapmak isteyen şirketler için çok önemli bir kaynak oluşturuyor.

Banka ayrıca e-ihracat hacmini büyütmek ve Türk firmalarının yurtdışına açılmasına destek olmak amacıyla lojistik firması DHL Express ve e-ticaret altyapı çözümleri sunan IdeaSoft ile önemli bir işbirliğine imza attı.

Şimşek, “Sektörde bir ilk olan bu yeni hizmet sayesinde, yerli firmalar satışlarını geleneksel mecralardan dijital platformlara taşıyabilme ve yurtdışında yeni pazarlara ulaşma fırsatına sahip oluyor” diye konuşuyor.

YURTDIŞINDA İSKONTO HİZMETİ
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile imzaladıkları işbirliği protokolüyle ihracatçı firmalara finansman desteği sağladıklarını anlatan Akbank Nakit Yönetimi ve Dış Ticaret Bölüm Başkanı Erdoğdu Paker de “Hem kendi kaynağımızdan, hem Eximbank, hem Merkez Bankası hem de uluslararası bankalar kaynaklı tüm kredi türlerine aracılık ediyoruz” diyor.

TİM ile işbirliği protokolü çerçevesinde ihracatçılara özel kredi desteğinin yanı sıra sigorta ve factoring gibi risklere karşı koruyucu finansal ürünlerle de çözüm önerileri sunduklarını anlatan Paker, “Ayrıca Almanya’da bulunan iştirakimiz Akbank AG ile ihracatçılarımızın özellikle Avrupa desti-nasyonlu satışlarına uygun maliyetli kaynak ile değiştirilemez iskonto hizmeti vererek destek oluyoruz” diye konuşuyor.

Garanti Bankası Genel Müdürü Yardımcısı Selahattin Güldü ise ihracatçılara özel kredi ve masraf çözümleri, Türk Lirası ve yabancı para cinsinden nakit ihracat kredileri, ihracat akreditifleriyle hizmet verdiklerini kaydediyor. Güldü, “Bankamız nakdi kredilerle finansman desteği sunarken, gayri nakdi çözümlerle de ihracatçı firmaların yeni pazarlara girmelerine, mevcut pazarlardaki konumlarını güçlendirmelerine olanak sağlıyor” diyor.

ŞİRKETE ÖZEL ÇÖZÜM
İhracat yapan ya da yapma hedefinde olan firmalara yurtdışında ihracat yapmalarını kolaylaştıracak dijital bir servis olan www.tebledisticaret.com ile hizmet verdiklerini vurgulayan TEB KOBİ Bankacılığı Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Müdür Vekili Turgut Boz ise şöyle konuşuyor: “Bu hizmeti alan firmalar, ürün kodu, pazar verileri, potansiyel müşteri listesi, güncel fuar bilgileri, nakliye sürecinde gerekli evraklar, ticaret yapılacak ülkede uygulanan vergi oranları gibi kapsamlı bilgilere kolayca erişebiliyor.

Site üzerinden 160’dan fazla ülke, bin 500’den fazla firma, 20 binden fazla tedarikçi ve 10 binden fazla sektörel rapor bilgisine de güncel olarak ulaşılabiliyor.”

Şirketlere TL/YP krediler, sigortalı ihracat finansmanı, ihracat alacaklarının iskontosu, ihracat faktoringi gibi sevk öncesi ve sevk sonrası finansman imkanları sunduklarını dile getiren Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Erhan Adalı da, “Hermes, SACE, EKF gibi geleneksel ihracat kredi kuruluşlarının desteği dışında Japon Exim, Kore Exim, Tayvan Exim gibi ülke kredisi kuruluşları ile çerçeve anlaşmaları veya projeye özel anlaşmalar imzalıyoruz.

Böylece ihracata yönelik bu yatırımlar için ülke kredileri kapsamında özel çözümleri ve uzun vadeli uygun yurtdışı kaynak alternatiflerini müşterilerimizle buluşturuyoruz” diye konuşuyor.

ÖZLEM ÖZÜNER EULER HERMES TÜRKİYE CEO’SU
“TEKSTİL, KİMYA, OTOMOTİV VE TARIM AVANTAJLI”
“Küresel ticaret temkinli de olsa büyümeye devam edecek. Emtia fiyatlarının baz etkisinin azalmaya başlaması ve otoritelerin finansal riske odaklanması nedeniyle Çin’de büyüme yavaşlamaya devam edecek ve ticaret finansmanı biraz daha maliyetli hâle gelecek.

Yeni dönemde tekstil, makine, kimya, otomotiv ve tarım Türkiye’de en yüksek potansiyele sahip sektörler olarak öne çıkıyor ve ihracatın Asya, Kuzey Afrika ve Avrupa’daki iyileşmelerden faydalanacağını tahmin ediyoruz.

Şirketlere önerimiz yeni pazarlara girmeden önce pazarın yerel dinamikleri, hukuk sistemi, tahsilat performansı gibi özelliklerini öğrenmeleri. Biraz peşin çalıştıktan sonra yeni pazardaki müşterilere vadeli satış yapılacak ise alacak sigortasının mutlaka düşünülmesi. Bununla birlikte dijitalleşme küreselleşme için önemli avantajlar sağlıyor; hizmet ihracatının yükselişi, bilgi ve ödeme sistemlerine daha fazla ulaşım, verimli tedarik zincirleri, daha kapsamlı havzalar ve yapay zekanın optimize ettiği online satış platformları…

Genç ve küçük şirketler lojistik tabanlı küreselleşmeyi her yerde ileri taşıyor. Örneğin Alibaba ve eBay gibi platformlar dış pazarlarda büyümek isteyen KOBİ’lere fırsatlar sunuyor.”

EMRE ÖZER COFACE TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ
“AB VE AFRİKA PAZARLARI ÖNE ÇIKIYOR”
“Dünya genelinde ticaret savaşlarının yaşandığı ve jeopolitik gelişmelerin Türk ihracatçıları açısından çok önemli olabilecek İran gibi bazı pazarları tehdit ettiği bir dönemden geçiyoruz.

Türk ihracatçıları açısından Avrupa Birliği her zamanki gibi en fazla önem teşkil eden pazar olma özelliğini koruyor. Bu bölgede büyümenin kuvvetli olması da Türk ihracatını destekler nitelikte.
Petrol fiyatlarının yükselmesi, Ortadoğu ülkelerini yine gündeme getiriyor.

Burada bölgenin en büyük ekonomisi olan Suudi Arabistan’da ödemelerde hala sıkıntılar mevcut. Ancak BAE, Katar, Kuveyt gibi ülkelerde ekonomik canlılık devam ediyor. Afrika Bölgesi de özellikle gıda, makine, mobilya, mücevher, otomotiv gibi sektörler açısından öne çıkan bir pazar. Nitekim yılın ilk beş ayında Türkiye’nin bu bölgeye ihracatı yıllık bazda yüzde 19 arttı.

Katma değeri yüksek ürünlerin ihracat içindeki payı yaklaşık yüzde 4 ile hala çok sınırlı. Dolayısıyla yeni dönemde de ihracatta öne çıkan sektörler geleneksel sektörler olacak. Otomotiv, metaller, mobilya, kimya ve plastik sektörleri lider konumlarını koruyacaklardır.”

 

MURAT PALOĞLU KPMG TÜRKİYE GÜMRÜK VE DIŞ TİC. HİZ. BÖLÜM BŞK. “
ÇİN VE ARAP YARIMADASINDA FIRSAT VAR”
“Korumacılık, Trump politikaları ve Brexit gibi gelişmeler ‘Ticaret Savaşları’nı öne çıkardıkça,
Serbest Ticaret Anlaşması (STA) bulunan ülkeler arasında görece olarak ticaretin daha kolay ve daha düşük maliyetli olmasını beklemek doğal.

Geleneksel pazarımız, AB’nin büyüklüğü dikkate alındığında öncelikli olmaya devam edeceği öngörülebilir. Bunun yanında korumacı Trump politikaları ile daha da zor hale gelmekle birlikte, hacmi itibariyle ABD ve Güney Amerika hedefte olmaya devam edecek.

İhracatımızın yarısından fazlasının AB, Ortadoğu ve Afrika’ya yapıldığını dikkate almamız gerekiyor. Dünyada artan dolar ile artık satın alma gücü daha artmış bir ABD pazarının da cazibesini göz ardı etmemek gerekiyor. Bununla beraber pazar payı artışında AB ve Rusya, pazara girişte ise Çin ve Arap Yarımadası öne çıkıyor.

Döviz kredileri, vadeli işlemler, forward işlemleri ve opsiyonlar ile döviz pozisyonlarında riski yönetmeye çalışan şirketler, dış pazarlardaki dalgalanmadan en az etkilenmek için pazar genişliklerini artırmayı hedeflemeliler.

Bunun yanında lojistik, hız ve ithalat-ihracat süreçleri gibi operasyonel maliyetlerini minimize etmek isteyen şirketlerin uluslararası geçerliliği olan sertifikalardan faydalanmaları büyük önem taşıyor.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap