İhracatta Latin Fırsatı

İhracatta Latin Fırsatı

Türkiye’de holdinglerden KOBİ’lere kadar irili ufaklı on binlerce şirket, artan döviz kuru baskısı nedeniyle ihracata daha fazla ağırlık vermeye çalışıyor. Bu nedenle ihracatta alternatif pazarlara olan ilgi de her geçen gün artıyor.

ARAM EKİN DURAN
eduran@ekonomist.com.tr

600 milyonu aşkın nüfusu ve yıllık 1 trilyon dolarlık ithalatıyla öne çıkan Latin Amerika pazarı, ihracatçıların yeni gözdesi. ABD ve Kanada pazarlarına yakınlığıyla da cazip olan Orta ve Güney Amerika ülkelerine ihracat ve yatırım fırsatlarını sizin için araştırdık.

Tabloları görmek için görsellere tıklayın.
Türkiye’de ihracat, son dönemde döviz kurlarında yaşanan artışla birlikte çok daha önemli hale geldi. Artan enflasyon nedeniyle azalabilecek yurtiçi talebi öngören şirketler için, yeni dönemde en önemli gelir kalemi ihracat olacak.

Döviz kurlarındaki artışın da etkisiyle 2018’in güçlü bir ihracatla tamamlanmasına kesin gözüyle bakılıyor. İhracatın ilk aylardaki performansı da bu görüşü doğruluyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) verilerine göre, yılın ilk dört ayında ihracat yüzde 10,4 artışla 54,7 milyar dolara ulaştı.

Son 12 aylık ihracat da yüzde 10,7 artarak 161,1 milyar dolara yükselmiş durumda. Peki, yeni dönemde ihracatçılar için en cazip pazarlar hangileri olacak?

Elbette Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 50’sinin gerçekleştirildiği Avrupa Birliği (AB) pazarı ilk sırada yer almaya devam ediyor. Bununla birlikte Ortadoğu ve Körfez ülkeleri, Afrika, Rusya ve Türki Cumhuriyetler de ihracat açısından büyük öneme sahip. Öte yandan son yıllarda barındırdığı fırsatlarla öne çıkan bir başka alternatif pazar da Amerika kıtası.

Özellikle Orta ve Güney Amerika’dan oluşan Latin Amerika pazarı, hem döviz kurunun olumsuz etkilerinden korunmak hem de pazar çeşitliliğini genişletmek isteyen ihracatçı şirketler için önemi giderek artan bir bölge. Son dönemde gerek ihracatçı birlikleri gerekse risk analizi yapan danışmanlık şirketleri, Türk ürünlerinin Latin Amerika pazarında kendine daha fazla alan açması gerektiği görüşünde.

Biz de Ekonomist Dergisi olarak, ihracatta esmeye başlayan ‘Latin rüzgarı’nı sizin için araştırdık. Ülke ülke ihracat fırsatlarını, bölgedeki mevcut Türk yatırımlarını, pazarda dikkat edilmesi gereken püf noktalarını ve uzman tavsiyelerini kaleme aldık.

1 TRİLYON DOLAR İTHALAT PAZARI
Latin Amerika bölgesi yaklaşık 630 milyon nüfusu ve 5 trilyon doları aşan gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) ile tüm küresel yatırımcılar açısından her geçen yıl daha dikkatle izleyen bir pazar haline geldi. Brezilya ve Meksika gibi yükselen ekonomileri, sahip olduğu zengin doğal kaynaklarıyla önemli fırsatlar sunan bölge, Türk şirketlerin de yeni gözdesi.

Türkiye’nin bölgeye olan ihracatı 10 yıl önce yani 2007 yılında 870 milyon dolar civarındayken, bugün bu rakam yüzde 134 artışla 2 milyar doları aşmış durumda. Ticaret hacmindeki artış dikkat çekici olmakla beraber, bu seviyenin çok daha yukarılara taşıyabilme potansiyeli yüksek. Meksika, Venezuela ve Brezilya gibi büyük ekonomilerde geçtiğimiz yıllarda yaşanan ekonomik kriz son yıllarda ihracatın bir miktar azalmasına yol açsa da, bölgenin ihracat anlamında gerçek potansiyelinin 10 milyarlarca dolara ulaştığını söylemek mümkün.

ÖNE ÇIKAN ÜLKELER
Bölge ülkeleri tarafından gerçekleştirilen toplam ithalat küresel ithalat hacminin yüzde 6’sını temsil ediyor. Başlıca ithalat ürünleri arasında elektronik ekipmanlar, makine ve makine parçaları, maden ve mineraller, araç ve araç parçaları, plastik ürünler, optik ve ölçüm aletleri, organik kimya gibi ürün grupları öne çıkıyor.

Güney Amerika bölgesi son dönemde yaşanan emtia fiyatlarındaki artış ve bölge ülkeleri genelinde görülen iç tüketimdeki toparlanmayla dikkat çekiyor. Türk şirketlerinin bölgedeki ticari varlığına bakıldığında en fazla, demir-çelik, motorlu kara taşıtları, makineler, meyveler ve sentetik lif ihracatı yapılıyor. Türk şirketlerin bu bölgede ihracat yaptığı ülkeler arasında Brezilya, Arjantin, Meksika ve Şili ön plana çıkıyor.

Ayrıca dünyanın üçüncü büyük ekonomik entegrasyonu da bu bölgede yer alıyor. 1991 tarihinde imzalanan anlaşmayla Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay tarafından Güney Ortak Pazarı adı verilen MERCOSUR kuruldu. Böylece AB ve NAFTA’nın ardından dünyanın üçüncü büyük ekonomik entegrasyonuna hayat verildi. Bu entegrasyonun yanı sıra 2012 yılında Pasifik İttifakı’nın Şili, Peru, Kolombiya ve Meksika tarafından kurulmasıyla da Latin Amerika’daki ikinci büyük ticaret paktı tesis edilmiş çoldu.

Sayfa: 1 2 3 4 5 6



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap