Paranın rotası

Paranın rotası

Yılın ilk iki ayındaki pozitif ortamın ardından mart ayı piyasalar açısından oldukça hareketli geçti. Borsa düşerken, döviz, faiz ve altında yükselişler gözlendi. Ayın son günlerinde kırılganlık biraz azalmış olsa da paranın rotası konusunda belirsizlikler var.

TALİP YILMAZ
tyilmaz@ekonomist.com.tr

İşte bu belirsiz ortamda finans sektörünün CEO’larından döviz, borsa, faiz ve altındaki beklentilerini sorduk. Bahar aylarına girilirken portföy önerilerini aldık. Bu dönemde daha dengeli bir portföy önerisi olduğunu gördük. Buna göre, uzmanlar, hisse, döviz ve mevduatın dengeli dağıtılmasını öneriyor.

Tabloları görmek için görsellere tıklayın.

 

 

 

 

 

Geçen ay dolar/TL’de sert bir yükseliş yaşandı. TÜFE’nin beklendiği ölçüde gerilememesi, cari açık, Moody’s’den gelen not indirimi, yabancı yatırımcıların tahvil piyasasından ve TL pozisyonlarından çıkış yapması hareketliliği hızlandırdı.

Bu ortamda dolar kuru 4 TL seviyesinin üzerini zorladı. Borsa endeksi 120.000’lerden 115.000’lere geriledi. Gösterge faiz yüzde 14 seviyesinin üzerine tırmandı. Gram altın ise ons fiyatındaki ve dolardaki yükselişle 170 TL direncini zorladı.

İşte böyle bir ortamda bahar aylarına giriyoruz. Son günlerde düzeltmeler olsa da paranın rotası ile ilgili belirsizlikler var. Buradan yola çıkarak 11 finansçı CEO’nun yeni dönem portföy önerilerini aldık. CEO’lara döviz, altın, faiz, borsa ile ilgili beklentilerini de sorduk. Yapılan değerlendirmelerde hisse, döviz ve TL mevduat ağırlıklı bir portföy ortaya çıkıyor.

PORTFÖY NASIL OLMALI?
Portföyde, geçen ayki önerilere göre bu ay önemli değişiklikler olduğunu gördük. Bu değişimleri haberimizdeki portföy grafiklerinde görebilirsiniz. Genel olarak bakıldığında, hisse ve mevduat oranının biraz düşürüldüğü, döviz tarafında ağırlığın artırıldığını görülüyor. Bunun yanında tahvil/bono tarafında da yüzde 14 seviyelerinin cazip hale gelmeye başladığı ve bu üründe oranların artma eğiliminde olduğu dikkati çekiyor. Altın tarafında da beklentilerin pozitif olduğu görülüyor.

Gedik Yatırım Genel Müdürü Metin Ayı-şık, temel ekonomik göstergelerde önemli bir bozulma görmedikçe, dönem dönem oynaklıklar artacak olsa da, küresel ekonomide olduğu gibi küresel piyasalardaki toparlanma eğiliminin de sürmesini bekliyor.

Ayışık, bu ortamda seçici yaklaşılması kaydıyla hisse senedi piyasalarının orta ve uzun vadede ön planda kalmaya devam etmesini bekliyor. Bu nedenle de portföyde yüzde 35 hisse önerisi yapıyor.

Enflasyondaki baz etkili geri çekilmenin etkisinin faizlerde görülmesini bekleyen Turkish Yatırım Genel Müdürü Berra Doğaner, “Mevcut faiz seviyelerinin fırsat yarattığını düşünüyoruz. Bu nedenle yüzde 15 ÖST ve yüzde 15 tahvil-bono öneriyoruz” diyor. Doğaner, yüzde15’lik kısmın ABD’nin Çin ve İran politikalarına bağlı olarak altında tutulmasını, yüzde 15’lik kısmın da dövizde kalmasını öneriyor.

BES FONLARDA NE YAPMALI?
Portföy dağılımı demişken, önemli bir konu da BES fonları. Hem BES’te hem de otomatik katılım tarafında BES fonlarının dağılımı getiri açısından önemli. BES’te katılımcıların yılda altı kez fon dağılımlarını değiştirme imkanı bulunuyor.

Deniz Portföy Genel Müdürü Fatih Ara-bacıoğlu, BES’te temel stratejiyi şöyle açıklıyor: “Uzun vadede şirket kârlarının her zaman mali getiriyi yenmesi gerektiği ilkesinden yola çıkarak, emekliliğine uzun süre kalmış olan yatırımcıların hisse senedi ağırlıklı fonları her zaman tercih etmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Emekliliğe kalan süre kısaldıkça yatırımcılar ağırlığı, ekonominin önünde gördükleri risklere göre tedricen sabit getirili menkul kıymet fonlarına kaydırabilirler.” Fatih Arabacıoğlu, kısa vadede ise yurtdışı hisse piyasalarında aşağı hareket başlamış olması nedeniyle, hisse fonlar aleyhine, tahvil fonlar lehine biraz dengeleme yapılabileceğini söylüyor.

TKYD Başkanı ve TEB Portföy Genel Müdürü Selim Yazıcı ise emeklilik portföylerinde Eurobond ve altın fonlarına ağırlık verilirken hisse senedi ve esnek fonların paylarının bir miktar azaltılabileceğini ifade ediyor.

Yazıcı, Borçlanma araçları fonları arasından da, katkı fonlarına kıyasla portföylerinde daha fazla ve çeşitli özel sektör tahvil ve bonolarına yer veren standart emeklilik yatırım fonlarının, yatırımcıların emeklilik portföy getirilerine
olumlu yönde katkı sağlayacağını düşünüyoruz” diyor.

KUR HAREKETLENDİ
Son dönemde en çok dikkat çeken döviz piyasası oldu. TL sadece dolara karşı değil gelişmekte olan ülke para birimlerine göre de değer kaybına uğradı. FED’e yönelik beklentilerin yanı sıra yakın dönemde yapılan not indirimi ve cari dengedeki bozulma sonrasında tahvil faizlerinde gözlenen yükseliş eğilimiyle birlikte kur tarafında da yukarı yönlü önemli bir hareket gözlendi.

Dolar kurunun mart ayı ortalarında bulunduğu 3,80 TL’li seviyelerden başlayan soluksuz yükselişle 4 TL’nin üzerini test ettiğini gördük. Sonrasında gelen düzeltmelerle ise 3,95 TL seviyelerine gerileme oldu. Yukarı harekette döviz tevdiat hesaplarında ciddi bir bozulma olmaması, yani kur yükselirken yerli yatırımcının çok fazla döviz satmaya yanaşmaması, kurdaki yukarı hareketi destekledi.

Kurdaki artışların da etkisiyle birlikte 2016 yıl sonunda DTH’ın TL mevduata oranı yüzde 67,4 seviyelerindeyken, TCMB’nin son açıklamasına göre bu oran yüzde 75,4 seviyelerine kadar yükseldi. Kurdaki yukarı hareketin yavaşlamasında TCMB’nin olası faiz hamlesi kadar, TDH yatırımcısının tavrı da bu anlamda yakından izlenecek.

DOLARDA NE BEKLENİYOR?
Bu hatırlatmaları yaptıktan sonra dolarda yılın ilk yarısı için beklentilere bakıldığında, uzmanların 4 TL seviyeleri test edilmesine rağmen iyimser olduğu görülüyor. Genel beklenti 3,90-4,00 TL aralığına işaret ediyor. Ancak dolar kurunun 4 TL’nin üstüne hareket edeceğini düşünen uzmanlar olduğu gibi 3,90 TL’nin altını işaret eden uzmanlar da bulunuyor.

FED, mart ayı toplantısında beklendiği gibi faiz oranlarını 25 baz puan artırdı. Ancak FED üyeleri bu yıl üç faiz artırımı yapılacağı beklentilerini korudu. Böylece 2018’de beklenenden daha hızlı faiz artırımı yapılmayacağı sinyalinin verilmesiyle dolar endeksinde düşüş yaşandı.

Berra Doğaner, bundan sonra Trump’ın vergi politikalarının etkisiyle dolar kurunda 3,8750-3,98 bandında bir hareket bekliyor. Burada da Euro/dolar paritesinin 1,22-1,2471 bandında salınım yapmasını bekleyen Doğaner, ABD’de devam eden Halkbank davasının etkisinin olmamasını ise baz senaryo olarak dikkate alıyor.

4 TL’NİN ÜSTÜ OLUR MU?
Dolar/TL için 3,90-4,00 bandında tahminde bulunan ALB Yatırım Genel Müdürü Cihan Aluç, 4 TL’nin üzerinde 1-2 hafta kalınması durumunda 4,20 TL seviyelerinin gündeme gelebileceğini söylüyor. Aluç, enflasyon ve cari açık verilerinin TL’de baskı yarattığı kanaatinde.

TL’nin diğer para birimlerine karşı da değer yitirdiğine dikkat çeken Aluç, “Gelişmekte olan ülke kurları dolar karşısında değer kaybetmeye devam edecekse, TL buna ayak mı uyduracak yoksa diğer kurlar TL ile kıyaslandığında ara mı kapanacak, bunu da izleyeceğiz” diyor.

Dolar/TL için 3,90-4,00 aralığını öngören Yatırım Finansman Genel Müdürü Ömer Eryıl-maz, TCMB faiz artırımı konusunda esneklik sinyali verirse, burada bir revizyonun olmayacağını söylüyor. Eryılmaz, ancak olumsuz bir veri gelmesi durumunda TCMB’den tepki gecikirse, kur beklentisini yukarı yönlü revize etmek durumda kalacaklarını ifade ediyor.

Garanti Yatırım’dan Zeki Şen, dolar/TL kurunun pozisyon ayarlamalarının etkisiyle TL özelinde görülen hareketin küresel eğilimle birleşmesi neticesinde aşırı seviyelere ulaştığını düşünüyor. Şen, kurun bir süre 3,80-3,90 aralığında hareket edeceğini tahmin ediyor.

BORSADA YENİ HEDEFLER
Son dönemde yurtiçinde enflasyonda gözlenen katılık, cari dengedeki bozulma, not indirimi ve jeopolitik riskler kaynaklı gelişmeler ile yurtdışında FED ve ABD kaynaklı gelişmeler, küresel borsalardaki oynaklığı artırdı.

Bu gelişmeler BİST endeksi üzerinde de kısa vadede aşağı yönlü baskı kurdu. Kurda yaşanan yükselişlerle dolar bazında iskontonun artmasına rağmen endeks 120.000’lerden 115.000 desteğine indi. Bundan sonrası için uzmanların ilk yarı tahminlerinde 115.000125.000 aralığı öne çıkıyor.

Metin Ayışık, “Enflasyondaki olumlu baz etkisinin yaz aylarına doğru azalacak olması ile mayıs ayında beklenen halka arzlar dikkate alındığında, kısa vadede endeks üzerindeki baskının devam etmesi beklenebilir” diyor. Ayışık, bu gerekçelerle BİST-100 Endeksi’nin ilk yarının sonunda 110.000-120.000 civarında olacağını düşünüyor.

Küresel volatiliteyle birlikte yurtiçinde yükselen faizlere ve yılın ilk yarısında halka arz trafiğinin artacağı beklentisine dikkat çeken Zeki Şen, BİST’in bu aşamada gelişmekte olan piyasalara göre zayıf performans sergilediğini söylüyor. Şen, küresel tarafta iyimserliğin arttığı ortamda yılın ilk yarısında BİST-100 açısından 120.000-125.000 bölgesinin direnç olarak ön planda olacağı görüşünü taşıyor.

TEŞVİKİN ETKİSİ
Yılın ilk yarısı için 120.000-125.000 bandını öngören Berra Doğaner, hisse tarafında hükümetin açıklayacağı teşviklere dikkat çekiyor. Başbakan Binali Yıldırım, geçen hafta stratejik yatırımlar kapsamında 128 milyar TL’lik yatırım teşvikinin onaylandığını ve önümüzdeki günlerde açıklanacağını söyledi.

Doğaner, “Cari açığı azaltıcı teşviklerin enerji, petro-kimya, sağlık, madencilik, tarım teknolojilileri, savunma ve haberleşme sektörlerini olumlu etkileyeceğini düşünüyoruz” diyor.

Dalgalı seyirde yükselişlerde değil düşüşlerde alım yapılmasını ve ikinci yarı beklentisi tatminkar hisselerin tercih edilmesini tavsiye eden Deniz Portföy Genel Müdürü Fatih Arabacıoğlu, perakende, holding ve otomotiv hisselerine dikkat çekiyor. Arabacıoğlu, aşağı hareketlerde ise ucuzlukları nedeniyle bankaların defansif kalabileceğini söylüyor.

FAİZDE NE BEKLENİYOR?
Gösterge tahvil faizinde enflasyondaki katılık, cari işlemler açığındaki artış, yabancının satışı, Libor faizlerindeki yükseliş, bu yıl yüzde 13,50-14,30 bandında salınım yapılmasına neden oldu. Mart ayı PPK toplantısında, çekirdek enflasyon göstergelerinin yüksek seyretmesi ve enflasyon görünümündeki bozulmaya dikkat çekildi ve gerekirse daha fazla faiz artışına gidebileceği sinyali verildi.

Buna paralel olarak Merkez Bankası’nın TL’de kısa sürede yaşanan değer kaybının ardından faiz artırımına gidebileceği beklentileri arttı. Kurda yaşanabilecek kayıplar devam ederse mayıs ayında bu olasılık göz ardı edilmiyor.

Sonuçta iki yıllık gösterge tahvil faizi yüzde 14 seviyesinin üzerine çıktı. Uzmanların yılın ilk yarısı için gösterge faiz beklentilerine bakıldığında ağırlık yüzde 13-14 aralığında bulunuyor.

Garanti Yatırım’dan Zeki Şen, tahvil piyasasındaki satış baskısının son günlerde yerini görece olumlu bir seyre bıraktığını söylüyor. Hazine’nin düzenlediği ihalelere güçlü talep gelirken ihalelerin ardından yabancı yatırımcıların özellikle uzun vadeli tahvillere alım ilgisine dikkat çeken Şen, “Son haftalarda görülen çıkışların ardından yabancı yatırımcıların tahvilleri mevcut seviyelerde cazip bulmaya başladığına işaret eden bu gelişmeyi yapıcı buluyoruz” diyor.

Merkez Bankası’nın 16-23 Mart haftasına yönelik yabancı işlemleri verisi de yabancıların alıma geçtiğini gösteriyor. Bu dönemde hisse tarafında 25 milyon dolar, DİBS’de ise 234 milyon dolar net alış gözlendi.

ALTIN GÜCÜNÜ KORUYOR
Altın da son dönemde dikkat çeken yatırım araçları arasında yer alıyor. Hem yatırım fonları hem de BES fonları tarafında altına dayalı olanlar mart ayında yüzde 5’in üzerinde getirileriyle dikkat çekti. 2018’de dört faiz artırımına gidebileceğine yönelik fiyatlamalara karşılık FED’in mart toplantısında bu yönde bir sinyal vermemesi ve FED Başkanı Powell’ın gümrük vergilerine ilişkin açıklamalarının ticaret savaşları konusundaki endişeleri artıracak yönde olması altına talebi yükseltti.

Son günlerde bir düzeltme yaşansa da ons altın 1.300 dolar/ons seviyesinin üzerinde seyrediyor. Gram tarafında 170 TL’nin üstü test edilse de ons ve dolar tarafındaki düzeltme gram fiyatını da 170 TL’nin altına çekti.

Gram altın ile ilgili haziran sonuna kadar olan dönem için tahminde bulunan uzmanlar, 160 TL’nin altını öngörmüyor. Ankete katılan iki katılımcı 170 TL’nin üzerinde hareket bekliyor. Bu isimlerden biri olan Berra Doğaner, “Bundan sonraki süreçte Çin’e yönelik vergilerin ne olacağı ve İran konusunda yeni dışişleri bakanının tavrı altının yönünü belirleyecek ana etmenler olacak” diyor.

Dalgalı seyirde yükselişlerde değil düşüşlerde alım yapılmasını ve ikinci yarı beklentisi tatminkar hisselerin tercih edilmesini tavsiye eden Deniz Portföy Genel Müdürü Fatih Arabacıoğlu, perakende, holding ve otomotiv hisselerine dikkat çekiyor. Arabacıoğlu, aşağı hareketlerde ise ucuzlukları nedeniyle bankaların defansif kalabileceğini söylüyor.

FAİZDE NE BEKLENİYOR?
Gösterge tahvil faizinde enflasyondaki katılık, cari işlemler açığındaki artış, yabancının satışı, Libor faizlerindeki yükseliş, bu yıl yüzde 13,50-14,30 bandında salınım yapılmasına neden oldu.

Mart ayı PPK toplantısında, çekirdek enflasyon göstergelerinin yüksek seyretmesi ve enflasyon görünümündeki bozulmaya dikkat çekildi ve gerekirse daha fazla faiz artışına gidebileceği sinyali verildi. Buna paralel olarak Merkez Bankası’nın TL’de kısa sürede yaşanan değer kaybının ardından faiz artırımına gidebileceği beklentileri arttı. Kurda yaşanabilecek kayıplar devam ederse mayıs ayında bu olasılık göz ardı edilmiyor.

Sonuçta iki yıllık gösterge tahvil faizi yüzde 14 seviyesinin üzerine çıktı. Uzmanların yılın ilk yarısı için gösterge faiz beklentilerine bakıldığında ağırlık yüzde 13-14 aralığında bulunuyor.

Garanti Yatırım’dan Zeki Şen, tahvil piyasasındaki satış baskısının son günlerde yerini görece olumlu bir seyre bıraktığını söylüyor. Hazine’nin düzenlediği ihalelere güçlü talep gelirken ihalelerin ardından yabancı yatırımcıların özellikle uzun vadeli tahvillere alım ilgisine dikkat çeken Şen, “Son haftalarda görülen çıkışların ardından yabancı yatırımcıların tahvilleri mevcut seviyelerde cazip bulmaya başladığına işaret eden bu gelişmeyi yapıcı buluyoruz” diyor.

Merkez Bankası’nın 16-23 Mart haftasına yönelik yabancı işlemleri verisi de yabancıların alıma geçtiğini gösteriyor. Bu dönemde hisse tarafında 25 milyon dolar, DİBS’de ise 234 milyon dolar net alış gözlendi.

ALTIN GÜCÜNÜ KORUYOR
Altın da son dönemde dikkat çeken yatırım araçları arasında yer alıyor. Hem yatırım fonları hem de BES fonları tarafında altına dayalı olanlar mart ayında yüzde 5’in üzerinde getirileriyle dikkat çekti.

2018’de dört faiz artırımına gidebileceğine yönelik fiyatlamalara karşılık FED’in mart toplantısında bu yönde bir sinyal vermemesi ve FED Başkanı Powell’ın gümrük vergilerine ilişkin açıklamalarının ticaret savaşları konusundaki endişeleri artıracak yönde olması altına talebi yükseltti.

Son günlerde bir düzeltme yaşansa da ons altın 1.300 dolar/ons seviyesinin üzerinde seyrediyor. Gram tarafında 170 TL’nin üstü test edilse de ons ve dolar tarafındaki düzeltme gram fiyatını da 170 TL’nin altına çekti.

Gram altın ile ilgili haziran sonuna kadar olan dönem için tahminde bulunan uzmanlar, 160 TL’nin altını öngörmüyor. Ankete katılan iki katılımcı 170 TL’nin üzerinde hareket bekliyor. Bu isimlerden biri olan Berra Doğaner, “Bundan sonraki süreçte Çin’e yönelik vergilerin ne olacağı ve İran konusunda yeni dışişleri bakanının tavrı altının yönünü belirleyecek ana etmenler olacak” diyor.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap