Satın alma liderleri

Satın alma liderleri

Satın alırken de kazanmanın yollarını arayan şirketler için satın almanın doğru yönetilmesi giderek daha önemli hale geliyor.

AYŞEGÜL SAKARYA PEHLİVAN
asakarya@ekonomist.com.tr

Bu yıl beşincisini gerçekleştirdiğimiz “Türkiye’nin en güçlü 50 satın alma yöneticisi” araştırmasına göre, 2018de satın alma yöneticilerinin gündeminde dijital dönüşüm olacak.

Tabloyu görmek için görsellere tıklayın.

Rekabetin giderek arttığı global ekonomide şirketler için kârlılık her zamankinden daha önemli. Artık şirketler satın alırken de kazanmanın yollarını arıyor.

Bu nedenle satın alma yöneticilerinin şirketler içindeki stratejik önemi giderek artıyor. Biz de bu gerçekten yola çıkarak bundan beş yıl önce “Türkiye’nin en güçlü 50 satın alma yöneticisi” çalışmasını başlattık. Bu çalışmamız sektördeki değişime ışık tutuyor. Bu çalışmanın beşincisini nihayet sonuçlandırdık.

İLK ÜÇTE KİMLER VAR?
Listenin birincisi bu yıl yine BİM’in satın alma genel müdürü Aynur Çolpan oldu. 2017’nin başında BİM’de bu birimin başına geçen Çolpan, kuşkusuz şirketin başarısının arkasındaki gizli aktörlerden biri. Çolpan, 21 milyar TL’lik bir bütçeyi yönetiyor.

Bu yıl listenin ikincisi sırasında ise Migros’un pazarlama genel müdür yardımcısı Cem Rodoslu var. Perakende sektörünün en önemli oyuncularından biri olan Migros, gıdadan kozmetiğe kadar pek çok farklı alanda yaptığı alımlarla dikkat çekiyor.

Bu yılın üçüncüsü ise geçen yıl olduğu gibi Limak Holding Satın Alma Direktörü Hakan Şahin oldu. Şahin, 2017 yılında 14,5 milyar TL’lik bir bütçeyi yönetti.

GÜRKAN HÜRYILMAZ SATIN ALMA PROFESYONELLERİ VE YÖNETİCİLERİ DERNEĞİ (TÜSAYDER) YÖNETİM KURULU BAŞKANI
“TÜRKİYE, MİLLİ SATIN ALMA 4.0 İLE DİJİTALLEŞİYOR”
“TÜSAYDER’in de üyesi olduğu Uluslararası Satmalıma ve Tedarik Yönetimi Federasyonu (IFPSM) tarafından, dünya genelinde yapılan ‘2018 yılı Satınalma Trendleri’ araştırmasında, üst düzey satın alma yöneticilerinin 2018 ajandasındaki 27 trend içinde ilk sırayı satın alma birimlerinin dijital dönüşümü aldı.

Aynı şekilde Deloitte tarafından yapılan global araştırma sonucuna göre, ‘dijital satın alma’ CPO’ların 2018 ajandasındaki ilk üç ana strateji arasında yer alıyor. Her geçen gün daha rekabetçi hale gelen dünyamızda, kurumların rekabetçi kalabilmeleri için, yeni ürünler ortaya koymaları, hizmetlerini geliştirmeleri, maliyetlerini düşürmeleri ve risklerini minimize etmeleri gerekiyor.

Tüm bunları başarabilmek için satın alma birimlerinin dijitalleşerek, hem büyük veriyi, hem yapay zekayı hem de blok zincirini satın alma süreçlerine adapte etmeleri şart. Satın almada dijital dönüşüm günümüzde kaçınılmaz bir konu ve gelecekte yer almak için bu dönüşüme ayak uydurmaktan başka çaremiz yok. TÜSAYDER olarak, 2017 yılında başlattığımız ‘Milli Satın Alma 4.0’ hareketiyle bu kaçınılmaz dijitalleşme gerçeğini ülkemizin gündemine taşıyarak, hem üreticilerimizin, hem meslektaşlarımızın hem de devlet kurumlarının farkındalığını artırdık.”

LİSTEYE YENİ GİRENLER
Bu yıl listeye ilk kez girenler arasında Kibar Holding dikkat çekiyor. Kibar Holding, yüzde 50 ve üzerinde payı olan tüm şirketleri için alımları tek noktadan gerçekleştiriyor. Grup bünyesindeki satın almalar kategori bazlı olarak yönetiliyor. Yıllık 3,5 milyar TL’lik bu dev operasyonun arkasında ise Kibar Holding Grup Satın Alma Başkanı Gonca Yılmaz Batur var.

Peugeot ve Citroen markalarını bünyesinde bulunduran PSA Groupe da listenin yeni isimleri arasında yer alıyor. 455,8 milyon Euro (1 milyar 878 milyon TL) bütçesi bulunan şirketin satın almasının başında Ufuk Bendeş bulunu- UFUK BENDEŞ yor. PSA Grubu’nun satın alma birimi şirket cirosunun yaklaşık yüzde 80’ini kontrol ediyor.

Bendeş, bunun satın alma biriminin şirketin kârlılığına etkisine dair çok önemli bir gösterge olduğunu söylüyor. Ufuk Bendeş, “Bütün şirket yöneticileri ve tabii ki patronlar ciromun ne kadarını aslında satın aldığım mal ve hizmetler oluşturuyor sorusunu sormalı. Kârlılıkta satış kadar satın alma profesyonellerinin gerçekleştirdiği maliyet kontrolü ve optimizasyonu da önemlidir” diyor.

SATIN ALMA SÜREÇLERİ ELEKTRONİK
Tüm şirketlerin gündeminde işte bu maliyet kontrolü var. Bunu sağlamanın en önemli yolu ise dijitalleşmeden geçiyor. Tüm şirketler farklı projelerle bu sürece ayak uydurmaya çalışıyor. Örneğin Teknosa, müşteri odaklı, hızlı, şeffaf ve sadeleşmiş bir tedarik süreciyle ilerliyor.

Teknosa Tedarik Zinciri Genel Müdür Yardımcısı Kayhan Ozar, “Dünyada da trendler hız ve kolaylığı ön plana çıkarıyor. ‘Stoksuz satış’, ‘click&collect’, ‘hızlı teslimat’ gibi uygulamalar tüm şirketlerin gündeminde. Sektörün öncüsü olarak biz de müşteri beklentilerini yakından takip ederek, süreçlerimizi ve uygulamalarımızı bu yönde geliştiriyoruz” diye konuşuyor.

Netaş da dijitalleşme konusunda önemli adımlar atıyor. Çalışanlar iletişimi Netaş’a özel tasarlanan Netaş Portal üzerinden yapıyor. Bu sistemle doküman onay akışı dijital sistem üzerinden yapılabiliyor, prosedürler ıslak imzalı ve kâğıt kopya olarak saklanmadan ilerliyor.

Netaş Satın Alma ve Tedarik Zinciri Direktörü Börgehan Köksal, satın alma tarafında da e-ihale uygulamalarıyla faaliyetlerine hız kattıklarını söylüyor. Köksal, “Proje yönetiminin takibi için kullandığımız PMS (Project Management System) aracımız bizzat Netaş’ın AR-GE ekibi tarafından yazıldı. Sürdürdüğümüz tüm çalışmaları bulut yönetimiyle destekleyerek, şirket süreçlerine mobil cihazlardan ulaşarak online izleme yeteneğine de sahibiz” diyor.

ELEKTRONİK ORTAMA KAYDI
Firmalarda satın almanın dijitalleşme-siyle süreçler kağıt ortamından elektronik ortama kaymaya başladı. ASELSAN da bu gelişmelere paralel olarak satın alma yapısını 201 7 yılı başı itibariyle tedarikçi portalı üzerine taşıdı. Bu portal ile satın alma sürecinde yer alan; teklif isteme, teklif verme, sipariş verme ve takip, termin güncelleme, firma performans takibi, sipariş performansı gibi süreçlerin tamamı elektronik ortama taşındı.

ASELSAN Merkezi Tedarik Direktörü Ali Rıza Kılıç, bu sistemle; işgücü, zaman, kişiye bağlı hataların en aza indirilmesi, takip ve raporlama kolaylığı, etkin ölçüm-denetleme imkanı ve sürdürülebilir bir altyapıya kavuştuklarını söylüyor.

Vodafone Türkiye ise dijital yetkinlikleri en üst seviyede kullanmak üzere yeni ERP sistemini devreye aldı. Şirket içinde satın alma süreçleriyle ilgili bilgiye erişimi kolaylaştırmak adına yapay zeka ürünü Chatbot’u kullanmaya başlayan Vodafone Türkiye, sipariş sürecini daha etkin yönetmek için ise sipariş mektuplarını robotlar aracılığıyla yönetmeye başladı.

Vodafone Türkiye Tedarik Zinciri Direktörü Cem Sonat Yüksel, diğer yandan, kategori bazlı satın alma stratejisini oluşturmak ve riskleri yönetmek üzere bulut tabanlı araçları devreye aldıklarını da belirtiyor.

TEDARİKÇİ İLİŞKİLERİ DEĞİŞİYOR
Yeni dönemle birlikte tedarikçi ilişkileri de değişiyor. Tedarikçiler ile ilişkiler alım-satım bağlantısı olarak değil, ortak bir gelecek üzerine kurulu stratejik bir işbirliği olarak değerlendiriliyor. Sarten Ambalaj Satın Alma ve Lojistik Direktörü Ümit Kurbancıoğlu, bu konuda şunları söylüyor: “Kurallarda ısrarcı oluyoruz.

Bunları uygulayan tedarikçilerle uzun süreli çalışıyoruz. Rekabet hissinin üst seviyede yaşandığı ambalaj sektöründe maliyet önemli bir kriter olmasına rağmen Sarten’de ilk sırada yer almıyor. İlk sırada yer alan kriterimiz kalite. Maliyet ikinci sırada yer alıyor.

Ucuz satın alma olgusunu satın alma el kitaplarımızdan kaldırdık. Bunun yerine en iyi kalite ile en iyi fiyatın harmanlandığı ve sonucun optimum satın alma olduğu olguyu yerleştirdik.”

2 bin 500 aktif tedarikçisi bulunan İçdaş, uygun fiyat, zamanında ve istenen kalitede teslim, hızlı hareket edebilme kabiliyeti, istenen ürün sertifikalarına haiz olması gibi kriterlere öncelik veriyor. İçdaş Satın Alma Müdürü İlker Erce, tüm belgelere sahip olan tedarikçilerle çalıştıklarını belirtiyor.

BİM’İN TEDARİKÇİ STRATEJİSİ
Satın alma bütçesini yüzde 25, mağaza sayısını yüzde 10 büyüten BİM, Türkiye’de tedarikçilerin en çok çalışmak istediği şirketler arasında yer alıyor. Şirket, şeffaf bir satın alma modeli benimsiyor. Tedarikçileri adeta şirketin bir parçası gibi konumlayan BÎM, kaliteli üretimin sağlanması için üretimin pek çok aşamasına müdahil oluyor.

Hatta şirketlerin ihracatçı olmalarını destekliyor. Ürün çeşitliliğine, inovatif ürünlere, AR-GE’ye yatırım yapmalarını teşvik ediyor. BÎM son dönemde gıda dışındaki kategorilerde daha hızlı bir büyüme gösteriyor. Özellikle gıda dışı kategoriler ve Et ve Balık Kurumu’yla yapılan anlaşma sonucunda ‘ucuz et’ kategorisi büyümede öne çıkıyor.

Büyüme trendi elbette tedarikçi sayısına da yansıyor. Aracılar, al/satçılar yerine, gerçek üreticilerle anlaşmalar yapan şirket, yeni tedarikçilere de kapısını açık tutuyor. Çok talep olması durumunda bazı kriterlere göre seçilen şirketler randevuya çağrılıyor.

BÎM, tedarikçi konusunda habersiz denetimler başlattı. Kriterlere uymayan şirketlerden alım yapmayı kriterleri tutturana kadar durdurdu.

SATIN ALMADA YENİLİKLER
Şirketler artık satın alma sürecinde yaratacakları yeniliklerle rekabette öne geçmeye çalışıyor. Bu nedenle satın almacılar farklı yöntemlerle en iyi ürünü, en uygun fiyattan, en hızlı ve teknolojik şekilde elde etmenin yollarını arıyor. Satın almacıların uyguladıkları taktikler de değişmiş durumda.

Kurların sürekli dalgalandığı bir dönemde sadece ürün pazarlığı yapmak yeterli olmuyor. Öncelikle yıllık planları doğru yapmaya çalışan yöneticiler, ardından satın alırken, stoklarken ve harcarken yapılacak projelerle süreci yönetmeye çalışıyor.

Tüm bunları yaparken dijitalleşmek şirketlerin birincil önceliği haline gelmiş durumda. Deloitte tarafından dünya çapında yapılan bir araştırmada 2018 yılında satın alma sektöründe ön planda olacak konular üç ana başlıkta toplanıyor. Bunlar işbirliğiyle değer yaratma, yeteneği yöneten liderlik ve satın almada dijital dönüşüm.

Araştırmaya göre, 2018 yılında satın alma birimleri, tedarikçi işbirlikleriyle fiyatların daha şeffaf hale gelmesini sağlayacak. Diğer taraftan eğitimlerle satın alma ekiplerinin dijitalleşme yeteneklerini artıracaklar. En önemlisi ise satın alma birimlerinde dijital dönüşümü başlatacaklar.

Aynı araştırmada 2018 yılı satın alma stratejileri önceliklendi-rildiğinde, yüzde 78 ile maliyet düşürme ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 58 ile tedarikçilerle yeni ürün geliştirme ve yüzde 54 ile risk yönetimi takip ediyor. Ardından da yüzde 48 ile yeşil satın alma, yüzde 40 ile nakit akışının iyileştirilmesi, yüzde 34 ile satın alma sosyal sorumluluk çalışmaları, yüzde 22 ile sermaye artırımına destek ve yüzde 20 ile şirket satın almalarına destek faaliyetleri geliyor.

GONCA YILMAZ BATUR KİBAR HOLDİNG GRUP SATIN ALMA BAŞKANI
“AJANDAMIZDA VERİMLİLİK VAR”
“Kibar Holding tüm satın almalarını merkezi olarak yürütüyor. Holding çatısı altında kategori bazlı olarak yapılandırılmış satın alma organizasyonu, Kibar Grubu’nun yüzde 50 ve üzerinde payı olan tüm şirketleri için alımları tek noktadan gerçekleştiriyor.

Yüzde 55-60 alım hammadde satın almaları (alüminyum, sac, kağıt, plastik, kimyasal, gıda gibi), yüzde 20 alım teknik ve işletme malzemeleri (paketleme ve ambalaj malzemeleri, boyalar, madeni yağlar, sınai gazlar, işletme sarfları, elektrik ve elektronik gibi), yüzde 20-25 alım ise kurumsal satın almalar (profesyonel hizmetler, dış kaynaklar, inşaat, makine gibi) olarak gerçekleşiyor.

Doğal olarak, bu dağılım yatırım dönemlerinde farklılaşıyor. Ajandamızda verimlilik ve operasyonel mükemmeliyetin daha da yukarı taşınması yer alıyor.”

ORGANİZASYON YAPISI DEĞİŞİYOR
Uluslararası Satınalma ve Tedarik Yönetimi Federasyonu (IFPSM) tarafından dünya çapında yapılan bir araştırmaya göre, 2018 yılında satın alma birimleri için öncelikli konular işletmelerin büyüklüğüne göre farklılık gösteriyor.

Buna göre küçük işletmelerde (1-50 arası çalışan sayısı) satın almadaki öncelikli konular, değer yaratma, maliyet düşürme ve dijitalleşme olarak sıralanıyor.

Orta büyüklükteki işletmelerde (51-250 arası çalışan) dijitalleşme, maliyet düşürme ve tedarikçi yönetimi öne çıkıyor. Büyük işletmelerde (251 ve üzeri çalışan) ise dijitalleşme, tedarikçi yönetimi ve maliyet düşürme önceliği alıyor.

Satın almanın öneminin artması şirketlerin organizasyon yapılarını da etkiliyor. Global düşünen ve global ayak izini yeni yatırımlarla büyütmek isteyen şirketler, EBIT ve Free Cash Flow (FCF) oranını yükseltmek için satın alma fonksiyonunun önemini çok iyi anlamış durumda.

Bu nedenle, öncelikle satın alma birimlerinin direkt üst yönetime yani CEO ve genel müdüre bağlı olacak şekilde organizasyon şemalarını revize ediyorlar.

BORA TARHAN ASAŞ AMBALAJ SATIN ALMA DİREKTÖRÜ
“BÜTÇEMİZ YÜZDE 40 ARTACAK”
“2016’da 800 milyon TL olan bütçemizi 2017’de 1 milyar 450 milyon TL’ye çıkarttık. 2017’de yatırımlar dahil şirketin toplam cirosunun yüzde 85’i satın almaya yönlendirildi. 2018 yılında satın alma bütçemiz yüzde 40 artacak.

Bizim için temel kriterler; şartnameye uygun kaliteyi sağlayan, müşteri memnuniyetine pozitif etkisi olan, ortak maliyet düşürme ve stratejik işbirliği yapabilen tedarikçilerle çalışmak. Son dönemde sektör değişim sürecinde.

E-satın alma uygulamaları, dijitalleşme, operasyonel mükemmellik, orkestrasyon, uberizasyon, globalleşme ve risk yönetimi konuları ön planda. Özellikle dijitalleşme zaman tasarrufu, analiz ve karar sürecine pozitif etki yaptı.”

TÜRKİYE NE DURUMDA?
Türkiye Satınalma Profesyonelleri ve Yöneticileri Derneği (TÜSAYDER) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerdeki satın alma müdürlerinin yüzde 70,7’si direkt üst yönetime, yüzde 20,1’i CPO veya satın alma direktörüne bağlı olarak çalışıyor.

İkinci olarak, bu şirketler satın alma fonksiyonlarını tedarikçi sipariş takip gibi operasyonel faaliyetlerden kurtarıp, doğru tedarikçi ve en doğru fiyata odaklanan stratejik bir karar merkezi haline getiriyor. TÜSAYDER Başkanı Gürkan Hüryılmaz, satın alma fonksiyonunu sadece üç teklif alıp son pazarlığı yapmak olarak gören şirketlerin günlerini kurtarmaya çalışırken geleceklerini kaybettiğini söylüyor.

TÜSAYDER’in araştırmasına göre, Türkiye’deki şirketlerin maalesef sadece yüzde 31,1’i satın alma birimlerini stratejik hale getirmiş durumda. Kuşkusuz önümüzdeki dönemde bu rakamın hızla arttığı göreceğiz.

SATIN ALMADA ÖNE ÇIKAN 5 TREND
1- Sektördeki en yaygın eğilim yeniden yapılanma ihtiyacı.
2- Tedarikçi sayıları azalıyor. Bu azalınca ilişkiler yakınlaşıyor ve uyum artıyor.
3- İş hacimlerinin büyümesi ve gelişen teknolojiyle tedarik yönetimi elektronik ortama taşındı. Satın alma departmanları da farklılaşmaya başladı. Lojistik departmanları satın alma ile iç içe depolama ve sevkiyat işleriyle ilgilenmeye başladı.
4- Stratejik işbirliği anlayışı benimsendi. Tedarikçilerle ilişkiler alım-satım bağlantısı olarak değil, ortak bir gelecek üzerine kurulu stratejik bir işbirliği olarak değerlendiriliyor.
5- Ortak teknoloji kullanımına başlandı. Bazı büyük şirketler ortak bir teknolojik altyapı kurarak zincirlerini tedarikçileriyle birlikte elektronik ortamda yönetiyor.

MUSTAFA IŞIK MLPCARE TEDARİK ZİNCİRİ DİREKTÖRÜ
“TEDARİK ZİNCİRİ 4.0 STRATEJİSİYLE İLERLİYORUZ”
“Sağlık sektörü gibi hayati önem taşıyan bir alanda satın alma faaliyetleri yaptığımız için temel kriterimizi ürün güvenliği ve kalitesi oluşturuyor. Bu bağlamda alım yaptığımız tüm tedarikçilerimizin ürün kalite belgelerinin olması en önemli kriterimiz. Son dönemde dijitalleşmeye ciddi yatırım yapıyoruz. Bu konuda pek çok projemiz var. Ortak teknoloji kullanımı ve stok sipariş takibinin tedarikçiyle birlikte yönetilmesi için özel bir altyapı oluşturduk. Tedarik Zinciri 4.0 stratejisiyle iş zekası uygulamaları vasıtasıyla tüm tedarik zinciri sürecinin aktif ve güncel olarak takip edilebildiği bir yapı kurarak, sürecin her aşamasında optimum verimliliği yakalayacak adımlar atıyoruz. Tedarikçi sayısının azaltılması ve çözüm ortaklığı modeli, e-ihale uygulamalarının artırılarak şeffaflaşmanın sağlanması ve ödeme vadelerinin artırılması diğer gündem maddelerimizin arasında yer alıyor.”

AYKUT ÖZÜNER ZER A.Ş. GENEL MÜDÜRÜ
“TEKNOLOJİYE YATIRIM YAPIYORUZ”
“2016’da yaklaşık 2,9 milyar TL, 2017’de ise 3,5 milyar TL satın alma bütçesi yönettik. Hangi sektör olursa olsun bugün veri hayatımızda çok önemli yer tutar hale geldi. Bu nedenle biz de şirket içerisinde veri analitiği konusunu önceliğimize aldık. Müşteri verilerini analiz ederek, müşterimiz bugün bizden ihtiyaçları doğrultusunda neler bekliyor ve geçmiş yılların trendleriyle değerlendirdiğimizde gelecek yıllardaki beklentileri nedir diye öngörüler hazırlıyoruz. Bunun yanında nesnelerin interneti odaklandığımız farklı bir teknoloji. Örneğin, personel taşıma gibi şirketlerin özellikle insan kaynakları departmanlarını ilgilendiren, bugün sahada hem tedarikçi performansı hem de hakkediş anlamında izlemesi zor olan bir hizmette bu teknolojiyi kullanıyoruz. Taşıma maliyetlerinde yarattığımız verimliliği sahada, operasyon içerisinde de müşterilerimiz açısından izlenebilir ve analiz edilebilir kılmayı hedefliyoruz. Ayrıca bu yıl içinde robotik süreç otomasyonu konusunda da birtakım yatırımlara gittik. Burada da temel olarak yönettiğimiz sipariş ve fatura operasyonlarında her gün sıklıkla yaptığımız işleri iş robotlarına öğreterek operasyonel verimlilik yaratmaya çalışıyoruz.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap