Sosyal girişim öncüleri

Sosyal girişim öncüleri

Son yıllarda sosyal girişimci kavramını daha sık duyar olduk. Sosyal geri dönüşü olan bir hizmet ya da ürün üreten bu iş modelleri, gıdadan modaya, sanattan spora kadar dokundukları her alanda önemli bir sosyoekonomik etki yaratıyor. Artık bu girişimlere Zorlu, Borusan, Vodafone gibi büyük şirketler de destek vermeye başladı.

BURCU TUVAY
btuvay@ekonomist.com.tr

Koç ve Sabancı gibi dev holdingler ise üniversiteleri aracılığıyla bu girişimcilere hem maddi hem de eğitim, mentorluk gibi desteklerle manevi katkı sağlıyor. İş dünyasının yüzünü değiştiren girişimciler gibi, sosyal girişimciler de toplumsal dönüşümün değişim araçları.

Tabloları görmek için görsellere tıklayın.
Tıpkı ticari girişimciler gibi sosyal girişimciler de başkalarının ihmal ettiği alanlarda yeni fırsatlar yaratıyorlar, sistemleri değiştiriyorlar ve yeni yaklaşımlar bularak toplumun önemli sorunlarına olumlu katkılar sağlıyor.

Sosyal girişimcileri ticari girişimcilerden ayıran temel fark, kâr amacı gütmemeleri, bunun yerine sosyal fayda gütmeleri. Burada ince bir ayrım var ki bu da şu şekilde açıklanıyor: İktisadi faaliyetleri olabilir, kâr edebilirler ancak esas nokta, kârın sosyal girişimciler için amaç haline gelmeyip araç olarak kalması…

Kapak haberimizde Türkiye’nin öncü 16 girişimine yer verdik. Bu girişimlerin yarattığı etki ve gelecek hedeflerini okuyacağınız kapak haberimizde, bu alanın kanaat önderlerine de bir sosyal girişimin nasıl başarıya ulaşabileceğini sorduk.

HOLDİNGLER DE DESTEKLİYOR
Yapılan pek çok araştırma sonuçları gösteriyor ki yeni kuşaklar için yaptıkları işin bir anlam yaratması büyük önem taşıyor. Bu nedenle son dönemde sosyal sorumluluk projeleri kapsamında sivil toplum kuruluşları ve sosyal girişimlerle yapılan işbirlikleri de yaygınlaştı. Bu anlamda holdingler de sosyal girişimcilerle daha sık bir araya gelerek işbirlikleri kurmaya özen gösteriyor.

Zira bir tarafın alan, bir tarafın veren olduğu ve sosyal etkisi hemen her zaman kısıtlı kalan klasik sosyal sorumluluk ya da sponsorluk projelerinin ötesine geçilmesi bu sayede mümkün olabiliyor. Sosyal girişimci ve şirket ortaklıkları doğru kurgulandıklarında her ikitaraf için de kazan-kazan işbirliklerine dönüşebiliyor.

Örneğin Tülin Akın’ın sosyal girişimi TABİT, Vodafone Türkiye’nin desteğiyle mobil teknoloji platformu olarak kuruldu. Bu platform ile Türkiye’deki 1,4 milyon çiftçiye bilgi, beceri ve yeni pazarlara erişim sağlanıyor ve daha iyi bir tarım mümkün kılınıyor.

Bugün bu girişim Kenya, Hindistan gibi ülkelerde de küçük çiftçilerin dertlerine derman oluyor. Akın, Vodafone altyapısını kullanarak normalde erişebileceğinin çok üstünde sayıda çiftçiye ulaşabiliyor. Vodafone ise Türkiye kırsalındaki en önemli telefon operatörlerinden biri olma fırsatını yakalıyor.

Borusan da sosyal girişimciliği destekleyen holdingler arasında yer alıyor. Örneğin Ingiltere’de göçmen kız çocukları ve kadınların hayatın aktif bir parçası olabilmeleri için Müjde Esin tarafından kurulan ve uzun zamandırkodlama eğitimleri veren bir platform olan KızCode ile bir işbirliğine gidildi. Borusan’ın Gemlik ve Halkalı’daki fabrikalarında çalışanların kız çocuklarına yönelik olarak tasarlanan projeyle 200’e yakın kız çocuğuna kodlama eğitimi verildi.

Yine kırsalda yaşayan çocukları sinema başta olmak üzere sanatın tüm renkleri ile tanıştırmak üzere Enes Kaya tarafından kurulan Sinemasal Kültür Sanat Derneği ile de “Borusan Gemlik Çocuk Festivali” düzenlendi. Bu sayede 3 bin 500’e yakın çocuk hayatlarında ilk kez açık havada film izleme deneyimi yaşadı.

SOSYAL GİRİŞİMCİ OLMANIN ÜÇ KRİTERİ
1- Sosyal girişimciler ticari bir girişimci gibi çalışmalarından elde edecekleri kârı cebe atmaz ve dağıtmaz, yine çözmeye uğraştığı sosyal soruna yönlendirir.
2- Kendilerine ve çalışanlarına piyasa üzerinde maaşlar ödemez, kişisel zenginleşmeyi amaçlamaz, şirket hissedarlarının ekonomik çıkarlarını sosyal etkisinin üzerinde tutacak faaliyetlerde bulunmaz.
3- Sosyal girişimciler işin herhangi bir alanında insan hakları, işçi hakları ve çevreye zarar verecek herhangi bir faaliyette bulunmaz.

ZAMAN KUMBARASI KURDU
Meltem Şendağ ve Ayşegül Güzelin kurduğu Zumbara, Türkiye’de bilinen ilk sosyal girişimlerden biri. Zumbara yani zaman kumbarası, kişilerin bilgi, beceri, yetenek ve tecrübelerini para yerine zaman kullanarak paylaştıkları bir sosyal ağ. Zumbara’da yaklaşık 50 bin kullanıcı var. Bu kişilerin sistemde listeledikleri, almak ve vermek istedikleri servisler bulunuyor.

Servis aldıkça zaman kazanıyor, servis verdikçe zaman harcamış oluyorsunuz. Örneğin bir kişiye 2 saatlik bir iş planı hazırlama servisi verirseniz, karşılığında o kişiden 2 saat kazanıyorsunuz. Bunun 1 saati ile dans dersi, diğer 1 saati ile de tadilat hizmeti alabilirsiniz.

Zumbara’nın temellerini dayandırdığı zaman bankası sistemi dünyada 36 ülkede uygulanıyor. Meltem Şendağ, bu konuda şunları söylüyor: “Bizim getirdiğimiz yenilik bu anlayışı web 2.0 teknolojisiyle birleştirerek sosyal bir ağ kurmak oldu. Bu sayede de dünyanın en büyük ve en aktif zaman bankası olduk. Bu konuda farklı ülkelerden talepler alıyoruz. Onlarla tecrübelerimizi paylaşmak ve Zumbara’yı globale açmak planlarımız arasında.”

SABUNLA UMUT VERDİ
‘Teknolojiyle kendin üret’ sloganıyla ortaya çıkan Maker hareketiyle ortak çalışmalar yapan Özge Özmen, sosyal girişimi Social MakerLab ile beş yaştan başlayarak binlerce kişinin yeni teknolojileri deneyimlemesine ve harekete geçmesine destek oluyor. 3 boyutlu yazıcıları, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, insansız hava araçları, yazılım ve robotik dünyasındaki gelişmeleri sosyal inovasyon odağında kullanıyor.

Manisa’nın Yırca Köyü’nde zeytin ağaçları kesilip ekonomik özgürlükleri ellerinden alınan halkla beraber 3 boyutlu yazıcılarla sabun üretimi yaparak onlara destek olduklarını söyleyen Öz-men, 3 boyutlu yazıcılardan sonra köy halkının gelir elde etmeye ve yeniden güçlenmeye başladığını belirtiyor.

Özge Özmen, görme engelliler ilköğretim okulunda da 3 boyutlu yazıcıları kullanmaya başladıklarını vurguluyor. Özmen, “Eğitim süreçlerini kolaylaştırmak için materyalleri 3D bastık ve sınıflara koyduk” diyor. Özge Özmen, iki yılda etki ettikleri kişi sayısının 2 binin üzerinde olduğunu kaydediyor.

Sürdürülebilir moda alanında inovatif çözüm getiren Chapputz, Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Yasin Sert’in bir sosyal girişimi. Chapputz, Yörüklerin günümüzde unutulan bir kültürü olan ‘çaput kilim dokumacılığı’nı metot olarak benimseyerek kullanılmayan kıyafetleri geri dönüştürmeyi hedefliyor.

Kullanılmayan kıyafetler toplanıyor, çaput kilim kültürünün devam ettiği Anadolu’nun çeşitli köylerine gönderiliyor ve kadınlar tarafından kilim haline getirilmesi sağlanıyor. Sonrasında ise bu kilimler çeşitli tasarım ürünlerine dönüştürülüyor.

Yasin Sert’in bundan sonraki asıl hedefi ise Chapputz’u bir geri dönüşüm modeli haline getirmek ve global anlamda bu modelin alternatif bir model olarak benimsenmesini sağlamak.

BURS ALMAYI DEMOKRATİKLEŞTİRDİ
Mesut Keskin ve sosyal girişimi e-bursum, öğrenciler için burslara kolay, adil ve masrafsız bir erişim yolu sağlıyor. e-bursum sadece iki yılda 3 binin üzerinde öğrenciye 1 milyon TL tutarında burs dağıttı. e-bursum, burs veren destekçileri ve öğrencileri bir araya getiren tüm burs verme ve edinme aşamalarını dijitale taşıyıp, bursu daha ulaşılabilir, eşitlikçi, adil ve demokratik yapan bir sosyal girişim. Bunun yanında burs alan öğrenciler için online mentorluk sistemi, temel finansal okuryazarlık eğitimleri gibi hizmetleri de var.

Mesut Keskin, “Burs veren kurumlar, onlar için hem insan gücü hem zaman hem de maddi kaynak tasarrufu sağlayan sistemlerimiz için bize aylık bir kullanım ücreti ödüyor. Bunun yanında bireysel destekçilerden de bir hizmet bedeli alıyoruz” diyor. Keskin, bu sistemi Avrupa’ya açacaklarını sözlerine ekliyor.

GIDA BAĞIŞI BAŞLATTI
Sabancı Üniversitesi Ön Kuluçka Merkezi SUCOOL’un desteklediği sosyal girişim Fazla Gıda, iklim değişikliği ve açlık ile mücadele etmek amacıyla kuruldu. Fazla Gıda, öncelikle gıda atığını önlemeyi hedefleyen bir gıda atığı yönetim platformu. Şu an Migros ve CarrefourSA ilk iş ortakları olarak Fazla Gıda platformunu aktif olarak kullanmaya başladı.

Günlük olarak çıkan fazla gıdalar mağaza bazlı olarak Fazla Gıda platformuna ilan olarak giriliyor ve ilana başvuru yapan dernek ya da gıda bankaları ürünleri yerinden teslim alabiliyor.

Platformu kullanmaya başlayanmağazaların atık oranlarını yüzde 70 seviyesinde azalttıklarını söyleyen platformun kurucularından Olcay Silahlı, “Hiç gıda yardımı alamamış olan 2 binden fazla ihtiyaç sahibi günlük olarak gıda yardımlarından faydalanmaya başladılar. Önümüzdeki üç ay içinde bu sayının 10 bine çıkmasını hedefliyoruz” diyor.

Platformun diğer kurucusu Arda Eren ise iş ortakları çoğaldıkça karlılığın da artacağını belirtiyor. Eren, “Kâr elde ettiğimizde ise kurucu ortaklar olarak kârımızı gıda atığını önlemek üzere teknoloji geliştirmek ve aynı zamanda ülkemizde gıda bankacılığını geliştirmek üzere kullanmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

OTİZMLİ ÇOCUKLARA EĞİTİM
Otsimo, otizm sendromlu çocuklara ücretsiz eğitsel oyunlar ve bu çocukların ailelerine yapay zekaya dayalı kontrol imkanı sunan mobil bir platform. Otsimo, iki farklı uygulamadan meydana geliyor: Otsimo Çocuk ve Ot-simo Aile. Otsimo Çocuk, otizmli çocukların sayılar, harfler ve duygular gibi temel kavramları öğrenmelerini sağlayan 20’den fazla oyun sunuyor.

Otsimo Aile ise ailelere çocuklarını daha yakından tanımaları ve kabiliyetlerini gözlemlemeleri için ihtiyaçları olan verileri sunuyor. Otsimo Çocuk ve Otsimo Aile’yi indirmek tamamen ücretsiz. Ancak daha fazlasını isteyen ve karşılayacak durumda olan aileler için Otsimo Aile Premium mevcut.

Otsimo Kurucu Ortağı ve CEO’su Hasan Zafer Elçik, Otsimo’nun Türkiye’de ve ABD’de 10 binden fazla aktif kullanıcısı bulunduğunu söylüyor. Elçik, “Berkeley Üniversitesi tarafından dünyanın en iyi 4’üncü sosyal girişimi seçildik ve Apple’ın global otizm sayısında önerilen uygulamalardan birisi olduk. ABD’deki kullanıcı sayımızı artırmayı ve Otsimo’nun özel eğitim müfredatının bir parçası olmasını sağlamayı hedefliyoruz” diyor.

STK’LARI MOBİLLE DESTEKLİYOR
givin, Türkiye’nin sivil toplum kuruluşlarını (STK) desteklemek için oluşturulmuş ilk mobil uygulaması ve alışveriş platformu. Kişilerin ve markaların STK projelerine fon yaratmak için herhangi bir ürün ya da hizmet satışı gerçekleştirdiği, tüm gelirlerin eğitim için bağışa dönüştüğü bir pazaryeri.

givin, Başak Süer ve Ali Aksakarya tarafında kuruldu. Uygulama iki ay içinde 3 binin üstünde kayıtlı kullanıcıya ulaştı. Süer, “givin’i sürdürüp büyüterek daha fazla destek yaratabilmek için, yurtiçinde ve yurtdışındaki benzer pazaryerlerinden referans alarak yüzde 20 servis bedeli alıyoruz” diyor. Aksakarya ise Türkiye’de ürün ve
hizmetlerini en iyi hale getirmeyi, sonrasında da en geç üç yıl içerisinde yurtdışındaki ilk pazara giriş yapmayı hedeflediklerini söylüyor.

MODADAN SOSYAL ETKİYE
Reflect, tasarımcı ve sürdürülebilir tasarım modeliyle modayı sosyal etki için araca dönüştüren bir giyim markası. Her koleksiyonunda ilk olarak Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Hedefler’de yer alan başlıklarla ilgili bir sosyal meseleye odaklanıyor ve bunlardan olumsuz etkilenen dezavantajlı kişilerle sanat terapisi atölyeleri düzenliyor.

Sanat terapisi sonucunda ortaya çıkan ifadeler, farklı disiplinlerden tasarımcıların ve genç sanatçıların yorumlamalarıyla ürünlere aktarılıyor. Üretimin her aşamasında adil ticaret koşullarının gözetildiğinden ve kullanılan her materyalin çevre dostu olduğundan emin olunarak, üretimden paketleme ve dağıtıma kadar bütün süreçler sürdürülebilir bir çerçevede yapılıyor.

Reflect kurucu ortağı Egemen Filiz, bugüne kadar 120 Suriyeli mülteci çocuğun hayatına dokunduklarını belirtiyor. Filiz, hedeflerini ise “Önümüzdeki günlerde Kuzey Avrupa ve ABD’de yer alan sürdürülebilir moda odaklı mağazalarda ve e-ticaret sitelerinde ürün satışlarımızı gerçekleştirmeye başlayacağız. 15 farklı ülkeye açılacağız” diye anlatıyor.

HAYVANLAR İÇİN ÇALIŞIYOR
Cats of İstanbul ve kardeş projesi Pups of İstanbul, kullanıcılarının çektiği resimlerden hikayeler çıkararak, resmin sergilediği durumlar üzerinden insanları sokakta ve evlerde yaşayan hayvanlarla empati kurmaya teşvik etmeyi ve onlara karşı davranışlarımızı iyileştirmeyi hedefliyor.

Girişimin kurucusu Rana Babaç, “Artık İstanbul kedileri ve köpekleri doğaya zarar vermeden üretilmiş kullanılabilir ürünlerin üzerini süsleyecek ve
bu ürünlerin satışından oluşturulacak bir sosyal etki havuzu her ayın sonunda barınak hayvanlarımızın tedavisi için bağışlanacak” diyor.

KUTUDAN SANAT ÇIKARIYOR
Kutuda Sanat Var’ın kuruluş hedefi, sanatın herkese ait bir alan olduğuna dikkat çekmek, herkesin bir sanatçı olduğunu fark etmesini sağlamak ve bu anlamda herkese üretme ve yaratma olanağı sunan bir kolaylaştırıcı rolü üstlenmek. Üyelere her ay bir ilham kaynağı, el ısıtma çalışmaları ve sanat üretmek için gerekli malzemeler sağlanıyor.

Üyelerin ürettiği işler #içimde-sanatvar hashtagi ile toplanıyor ve sosyal medya hesapları üzerinden paylaşılıyor. Bu hashtag ile yapılan paylaşımlar arasından seçilen bir çalışma ise bir sonraki ayın sanat kutusunda “öne çıkan sanatçı” /ilham kaynağı olarak yerini buluyor.

Girişimin kurucusu Sarp Süerdaş, “Bu ay 100 abonenin üzerine çıktık. Kutuda Sanat Var’ın sanatı yaygınlaştırma konusunda etki alanını genişletmek için kurumsal işbirlikleri projelerini inceliyoruz” diye konuşuyor.

ÇOCUKLARA HAYAL GÜCÜ
Elif Atmaca ve Ögeday Uçurum’un sosyal girişimi olan Toyi, temel bilgiye, beceriye ve sağlıklı gelişim için yeterli kaynağa ulaşamayan çocukların oyun aracılığı ile hayal güçlerini desteklemeyi hedefliyor. Bunun için çocukların oyuncak üretimine dahil olduğu, ucuz maliyetli, uzun kullanımlı ve dönüşüm hedefleyen bir oyun kiti tasarlandı. Kit aracılığıyla çocuklar etraflarındaki nesneleri oyuncağa dönüştürebiliyor.

Elif Atmaca, “Hedef kitlemiz mülteci çocuklardan başlayarak, dar gelir grubundaki çocuklar ve konum itibariyle yaratıcı oyuncaklara ulaşamayan çocuklar” diyor. Devlet okulları, özel okullar, toplum merkezleri ve mülteci çocuklara yönelik çalışmalar yapan STK’larda atölyeler yaptıklarını belirten Ögeday Uçurum ise okullara, çocuk çalışmaları yapan müze ve kitabevlerine kit satışları yaparak sürdürebilirlikleri sağlamayı hedeflediklerini ifade ediyor.

ORTADOĞU’NUN GÜNEŞİNİ TOPLUYOR
Solarheap, Ortadoğu ve Türkiye odaklı bir Güneş Enerjisi Santrali (GES) projeleri yatırım platformu. Bu bölgenin mevcut güneş potansiyelinden faydalanmak üzere kurulmuş ve kurulacak olan GES projelerinin uzmanlarını, yatırımcılarını, finansörlerini ve tedarikçilerini içeren Ortadoğu güneş ekosistemi, bu platform aracılığıyla bir araya geliyor. Özellikle farklı finansman kaynaklarına erişim güçlüğü çeken orta ve küçük ölçekli GES projeleri bu sayede hayata geçebiliyor.

Bu girişimin kurucusu Hakkı Ercosman, platforma bugüne kadar 100 farklı proje sahibinin, yaklaşık 500 MW’lık proje büyüklüğüyle katıldığını söylüyor. Bu talebi karşılamak için dünyanın önde gelen enerji ve altyapı odaklı yatırım bankaları ve yatırım fonlarıyla anlaşmalar imzaladıklarını belirten Ercos-man, “GES projelerine dijital altyapımız aracılığıyla finansman kaynakları sunmayı hedefliyoruz” diyor.

DÜNYANIN ÖNDE GELEN 5 SOSYAL GİRİŞİMİ
1- Mikrofinans hareketinin babası Muhammed Yunus, milyonlarca yoksula küçük ölçekli krediler sağlayarak içinde bulundukları yoksulluk döngüsünü kırma fırsatı veriyor.
2- Kailash Satyarthi, dünyada çocuk işçiliğine karşı başlattığı “çocuk işçi olmayan işyeri” sertifikasyon sistemiyle bugün bu konunun küresel kanaat önderi haline gelmiş durumda.
3- Jimmy Wales, kamusal katılım ile oluşturulan ve güncellenen, farklı dillerde online olarak ve ücretsiz yayınlanan bir ansiklopedi olan Vikipedi’yi oluşturarak bilgi toplama ve paylaşma pratiklerinde devrim yarattı.
4- Danimarkalı Specialisterne, çalışanlarının çoğuna otizm spektrum bozukluğu teşhisi konulan sosyal açıdan yenilikçi bir şirket. Çalışanlar, kamu ve özel sektör için yazılım testi, programlama ve veri girişi gibi görevlerde iş danışmanları olarak çalışıyor. Şirket, şu anda 15 ülkede bin otizmli kişiyi IT sektöründe çalıştırıyor.
5- d.light, elektriğe ulaşımı olmayan 2 milyondan fazla kişiye hizmet vermek üzere tasarlanan güvenilebilir, ulaşılabilir ve erişilebilir güneş ışığı ve güç ürünleri üretiyor. Afrika, Çin, Güney Asya ve ABD’deki saha ofisleriyle, yaklaşık 60 ülkede 6 milyon güneş ışığı ve güç ürünü sattı ve 30 milyon insanın yaşamını iyileştirdi. 2020 yılına kadar 100 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyor.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap