|
Gürkaynak'a göre, Türkiye'de iki endişe kaynağı var.
Haber : Kıvanç Özvardar / 21.08.2011
Doç. Dr. Refet Gürkaynak, kariyerine
genç yaşta ABD Merkez
Bankası’nın (FED) şimdiki
başkanı Ben Bernanke’nin
dört yıllık asistanlığı,
FED’de dört yıllık iktisatçılık, Avrupa
Merkez Bankası için iki yıl danışmanlık, TCMB danışmanlığı gibi önemli
görevler sığdırmış bir bilim insanı. Halen
Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü’ndeki
öğretim üyeliği ve Ekonomik
Araştırmalar Merkezi’ndeki görevini
sürdüren Gürkaynak, aralarında
Avrupa Merkez Bankası tarafından 36
yaşın altındaki iktisatçılara verilen
Lamfalussy Fellowship, TCMB Genç
İktisatçı Ödülü, TÜBİTAK Teşvik
Ödülü de bulunan birçok ödüle sahip.
Türkiye’nin sayılı akademisyen ve iktisatçılarından olan Gürkaynak’la küresel
ekonomide iyice yüzeye çıkan sorunlar
ve hızlı büyümesiyle yere göğe
sığdırılamayan Türkiye’deki gerçekçi
yansımaları konuştuk.
Ekonomist: 2008 kriziyle bugün yaklaştığı
düşünülen krizi karşılaştırır mısınız?
Refet Gürkaynak: İkisi arasındaki
benzerlik şu: Borçlanmadan kaynaklı
sorunlar. 2008 krizi ABD’de ve İngiltere,
İspanya gibi ülkelerde gayrimenkul
almak için yüksek borçlanan hane halkının bu borçları ödemekte zorlanması
temelliydi. Bu kez aynı şeyi devletler
bazında görüyoruz. 2008’de bunlar başımıza ilk geldiğinde ne olduğunu pek
anlamıyorduk. Ama özellikle Türkiye
gibi gelişmekte olan ülkeler, şu anda
gelişmiş ekonomilerde yaşanan devlet
bütçesi kaynaklı sıkıntıları geçmişte
çok yaşadıkları için ne olup bittiğini
anlamak bu sefer daha kolay.
ABD ile Avrupa ekonomisini nasıl
ayrıştırmalı?
İki bölgede yaşanan gelişmeleri
nasıl değerlendiriyorsunuz?
Büyük sıkıntı, iktisadi risk olmaktan
öte siyasidir. ABD’nin not düşürümüne
baktığımızda, ‘ABD’nin iktisadi
durumu çok kötü olduğu için düşürdük’
demiyorlar. ‘ABD ekonomisinin
sıkıntıları var, bunlarla baş edecek siyasi
iradenin var olmayacağını düşündüğümüz için düşürdük’ diyorlar. İktisat
politikasının oluşturulamayacağı
bir siyasi ortam var. Bunun için doğru
bir maliye politikası yapılamadığı için
tüm işi FED yapmaya çalışıyor. Avrupa’da ise öngörüde bulunmak çok zor.
Mali uyumu olmayan bir para birliği,
temiz yürüyecek bir iş değil. AB’nin
bir para birliğine gitmesi, iktisadi değil, siyasi bir projeydi. Bu siyasi projenin
çok önemli iktisadi gereksinimleri
var ve para birliğini bu tür amaçlar
için kullandıkları zaman aldıkları riskin
ne olduğunu siyasetçiler bilmiyorlardı,
ya da aldırmıyorlardı.
Önümüzdeki döneme ilişkin öngörüleriniz
neler? Küresel ekonomide uzun
bir durgunluk dönemi yaşanabilir mi?
Bütün dünyada maliye politikalarının sürdürülebilir olduğuna dair bir
inanç oluşması lazım. Bu da tercihen
şu anda talebi hızla kısmayacak şekilde
olmalı. Bu AB için koordineli maliye
politikası gerektiriyor ki bu şu anda
mevcut değil. Almanya biraz yavaşlarsa
diğer ülkeler gibi onlar da kısa vadede
talep artırıcı önlemler istemeye başlayabilirler.
Fakat arkasından mutlaka
AB çapında bir mali konsolidasyon
gelmesi gerekiyor.
ABD’de ise AB’nin aksine karar alma
mekanizmaları mevcut ama siyasi
olarak bu yapılamıyor. Borç limitinin
arttırılması sorunu buna örnek. Ancak
son dakikada güven vermeyen bir şekilde
becerilebildi. Eskiden, her yerin
çivisi çıksa ABD hazine bonoları güvendedir,
denebiliyordu. Artık o da eskisi
kadar güvenli değil. Biz hiçbir
menkul kıymetin risksiz olmadığı bir
dünyanın nasıl bir yer olduğunu bilmiyoruz.
Bunu öğrenmek zorunda kalırsak
da çok sevimsiz olacak. AB ve ABD
aynı anda yavaşlarsa bunun bütün
dünyada durgunluk yaratma ihtimali
çok yüksek.
1 | 2 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|