|
Dünya devlerini yöneten 25 Türk'ten kriz dersleri
Haber : Fatoş Bozkuş / 13.09.2009
Dünyada Ağustos
2008’de ABD konut
sektöründe başlayan
ve giderek uluslararası
kredi ve güven
krizine dönüşen global
kriz, birçok ülkenin
ekonomisini
olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Ülkelerin ekonomi yönetimleri, finansal
sektörün uğradığı zararların reel
ekonomi üzerindeki etkilerini hafifletmek
ve hasarı asgariye indirmek için
kurtarma paketleri açıklasa da güvenin
henüz tam olarak yeniden kazanıldığı
söylenemez. Bugün hala global krizin
işlevini tamamlayıp tamamlamadığı ve
krizin biraz daha derinleşip derinleşemeyeceği tartışılıyor.
Ülkeler krize karşı bol likiditeli önlemler
alırken, şirketlerin yönetiminde
bulunan kişiler de krizle baş etmeye
ve bu zorlu süreçten şirketlerini en
az zararla çıkarmaya çalışıyorlar.
Zira bilinen bir gerçek var ki bu
tür değişkenlerin çok olduğu ortamlarda
şirket yönetmek büyük bir beceri
istiyor. Tüketicinin alımlarını kıstığı
ve nakit sıkıntısının oluştuğu bir dönemde
şirketi krizden korumak, rakiplerinin gerisine düşmesini engelleyecek
stratejik önlemler almak sanıldığından daha zor.
Bir de o ülkede yabancı bir yöneticiyseniz
işiniz çok daha güçleşir.
Biz Ekonomist olarak bu gerçekten
yola çıkarak, dünyadaki büyük şirketlerin
zirvesinde olan Türk yöneticilere
krizle nasıl mücadele ettiklerini sorduk
ve Türkiye’deki yöneticilerin bu
mücadelelerden alabilecekleri dersleri
araştırdık.
Nakit kraldır
Coca Cola’dan Pfizer’e, Unilever’den
Philip Morris’e bu dünya devlerini
yöneten 75 civarında Türk yönetici
ile gerek yüz yüze gerekse elektrik
ortamda iletişim kurduk. Sorularımızın tümüne yanıt veren 25 yöneticinin
düşüncelerini ve krize karşı reflekslerini
aldık. Şunu vurgulamak gerekiyor.
Birincisi tüm yöneticilerin birinci gündeminde
finansal yönetim var. Yani
birçoğunun iş ve operasyonel süreçlerini
değiştirerek geleceğe fon yaratacak
modeller haline getirme konusunda
çalışmalar yaptığı gözleniyor.
Bu krizde ticaretin tanımının tamamen
değiştiği görüşünde olan birçok
yönetici “Nakit kraldır” teriminin krizle
beraber yeniden ortaya çıktığını ve
daha uzun süre firmaların politikalarını belirleyen ana etken olarak kalacağını söylüyor.
Şirketlerin aldığı bir diğer önlem ise harcamaları azaltacak
hızlı bazı kararlar almak olmuş. Örneğin birçok yönetici
şirketlerde delegasyona gitme ya da video konferans sistemi
sayesinde seyahat giderlerini kısma yönünde karar almış. Ayrıca masrafları sıfır bazlı olarak yeniden değerlendiren
şirket yöneticilerinin yanında stok seviyelerini düşüren,
yatırımlar ve harcamalar konusunda ön onay sistemine geçen
ve alacaklarının teminat oranlarını artıran yöneticiler
de mevcut.
1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|