Hesap verebilir olmak bizim işimize yaradı

Hesap verebilir olmak bizim işimize yaradı

Y&R İstanbul, son bir yıl içinde ulusal ve uluslararası yarışmalardan en çok ödülle dönen ajans oldu. Geçen yıl haziran ayında Türkiye’ye Cannes’daki ilk büyük ödülü getiren ajans, reklam etkinliğinin değerlendirildiği Effie Türkiye’de de en çok ödülü topladı.

FATOŞ BOZKUŞ
fbozkus@ekonomist.com.tr

Geçen yılın haziran ayından bu yana toplam 122 ödül aldıklarını söyleyen Y&R İstanbul Ajans Başkanı Arzu Ünal, bu başarının birbirine güvenen, pas atan ve birbirinin pasını iyi gören bir ekiple mümkün olduğunun altını çiziyor. Aldıkları ödüllerin yetenek ve müşteri çekmekte ellerini kuvvetlendirdiğini söyleyen Ünal, reklamcılığın kabuk değiştirdiği ve kendileri de buna uyum sağladığı için ödüllerin arka arkaya geldiği düşüncesinde.

Arzu Ünal, sorularımızı aşağıdaki gibi yanıtladı:

Geçen yılın haziran ayından bu yana yaratıcılık yarışmalarında toplam 122 ödül aldınız. Bu ödülleri size getiren ne oldu?
Ben reklamcılığın kabuk değiştirdiğine inanıyorum. Yeni reklamcılık anlayışı mecradan bağımsız düşünmeyi gerektiriyor. Tüketici iç görüsünün öneminin değişmediği, bu iç görülerle tüketicilere nerelerden ulaşabileceğinin değiştiği yeni bir dünya bu. İmaj ve satış reklamı arasındaki ayrım ortadan kalktığı gibi, bir iş hem kurumsal imaj kampanyası hem de kurumsal sosyal sorumluluk projesi olabiliyor.

Bizim başarımız, bu yeni reklamcılık anlayışını hayata geçirecek, özgür, sınır tanımayan, ufku geniş bakış açısına sahip yetenekleri bir araya getirmek. Biz, birbirine güvenen, pas atan, birbirinin pasını iyi gören bir ekibiz. Ben hayatta her şeyin yüzde 50’sinin şans olduğuna inanıyorum. Doğru zamanda, doğru yerde bir araya gelmiş bir ekip var. Birbirimizin kıymetinin farkına varmayıp kaybedebilirdik ama biz bunun farkında olan bir ekibiz.

Diğer ajanslardan farklı bir çalışma şekliniz mi var? Siz nasıl çalışıyorsunuz?
Öncelikle önyargısız, dinleyen ve hiyerarşiden kopuk bir yapımız var. Emir komuta zinciri yok bizim yapımızda. Yaptığımız işlerin hesap verilebilir ve sürdürülebilir olmasını ödülün önüne koyuyoruz.

449

Ödüller yeni müşterileri beraberinde getiriyor mu?
Bu yıl DeFacto, Koç Üniversitesi Hastanesi, Amerikan Hastanesi ve Doğa Koleji’ni müşteri portföyümüze kattık. Ödüller mi müşteriyi getirdi, bilmiyoruz. Ama ödüllerden sonra bizi merak edip ajansı tanımak için gelenlerin sayısı arttı. İletişimin her disiplinine hâkim ve pek çok farklı kategoride iş yapıyor olmak müşterilerimizin dikkatini çekiyor. Yeni nesil ajans modası var biliyorsunuz. Hayat neye dönüşüyorsa reklamcı da ona dönüşmeli. Bizim ekibimizdeki arkadaşlar bunu başardı ve her gün başarmaya devam ediyorlar.

Ödül aldığınız işleri beğenip, ben de böyle bir iş istiyorum diye gelenler oluyor mu?
Eskiden reklama bakıp kimin işi olduğunu söylerdiniz. Hep aynı tarzda işler yapılırdı. Yeni dönemde hayat reklamcıdan çok tüketicinin etrafında dönüyor. Mecradan bağımsız fikir düşünmek gerekiyor. Açıkçası, benzer bir şey isteyen yok ama yaptığımız işi referans olarak alıp, böyle bir kampanyayı bu ajans yapar diye kapımızı çalıyorlar.

Son iki yıldır sektörde durgunluk var. Bu yıla nasıl başlandı ve önümüzdeki dönemi sektör açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sizin de söylediğiniz gibi, sektörde bir daralma var. Konjonktür pozitif değilse, reklamcılık bundan en çok etkilenen sektör olur hep. Tek fark, uzun vadeli planlar yapmamamız artık. Çok öngörülmeyen bir süreçten geçiyoruz. Bu nedenle üç aylık planlar yapıyoruz. Tabii, master plan var, ideale erişme isteğimiz var, ama bunun değişebilir olduğunun bilincindeyiz. Kısacası, böyle dönemlerde bir anlamda satranç oynuyoruz. Ama biz ajans olarak hiç durmadık. Bu gerçeği fırsata dönüştürme yolunda akıllı ve sonuç alıcı işler yapmaya odaklandık. Bu konjonktürde hesap verebilir olmak bize yaradı.

Ajans olarak gelecek planlarınız ve hedefleriniz neler?
Zamanın ruhunu iyi keşfedebiliyoruz. Ajansta, kahramanlar, krallar ve kraliçeler yok. Önce işler ve sonra ekipler ön plana çıkıyor. İnsanların mutlu çalıştığı bir ajans olmak en büyük amacımız. Bunun için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Pozitif motivasyona inanıyoruz. Birbirine yardım eden, isimlerin değil ekiplerin öne çıktığı, demokratik bir ajans burası. Böyle bir ekibi ve çalışma ortamını bir araya getirdiğinizde, müşterisini ve müşterisinin tüketicisini merkeze alan bir ajans ortaya çıkıyor. Bu bakış açısıyla, birlikte çalıştığımız markaların tüm iletişim faaliyetlerine yön verebiliyoruz.

Bir anlamda lider ajanslık mı yapıyorsunuz?
Müşterilerin farklı üçüncü partilerle çalışırken iletişim faaliyetlerini büyük resimden kopmadan yönetmekte güçlük çektiği bu dönemde, markayı sahiplenip ilgili partileri koordine etme ve boşlukları doldurma yönünde çalışıyoruz. Tüketiciyi iyi tanıyarak, farklı mecralardaki iletişimlerden itibar yönetimine, markanın tüm temas noktalarındaki faaliyetlerine liderlik yapıyoruz. Yeni müşterilerimiz bu yaklaşım tarzına, ajansın stratejik tecrübe ve bakış açısına geliyor zaten.
MÜŞTERİYLE KOL KOLA ÇALIŞMAK ÖDÜL GETİRDİ
Y&R İstanbul, bu yıl başarının ardındaki kahramanları ödüllendirmek ve başarının devamını sağlamak için organizasyon yapısında da bir dizi değişikliğe gitti. Y&R Team Red Kreatif Direktörü Ayşe Aydın Y&R İstanbul ve Team Red’in ECD’si olurken, dört yıldan bu yana Y&R İstanbul ve Team Red’in stratejik planlamasından sorumlu olan ajans başkan yardımcısı Bediz Eker ise Y&R İstanbul Genel Müdürü oldu.

Bediz Eker, Havas CEO’su Erol Batislam’dan sonra bir ajansta yönetici koltuğuna oturmuş strateji kökenli yöneticilerden biri. Strateji odaklı düşünen, araştırmaya inanan bir ekip olduklarını söyleyen Eker, “Kendimiz için hayatı ve şartları zorlaştıran bir ekibiz” diyor. Ödüllü işlerinin farklı müşterilerle alınan işler olduğunu belirten Eker, bazen ürün fikri oluştuğunda şirketle çalışmaya başladıklarını anlatıyor.

Örneğin Cannes’da Grand Prix getiren Vodafone ‘Kırmızı Işık’ işi de bu tarz işlerden. Ayşe Aydın, bu iş için yaptıkları çalışmaları şöyle anlatıyor: “Aplikasyon üretirken Vodafone’un AR-GE şirketi Oksijen ile çalıştık. Gizlilik prensibi içinde iletişim yapalım dedik. İki yıla yayılmış bir proje. Ancak basında haberi çıkınca küllerinden yeniden doğurduk ve kendi kendini yok eden ve yeniden gelen Kırmızı Işık 2,0 ile ödül aldık. Müşteri ile kol kola ilerlememiz ve bize güvenmeleri başarıyı getirdi”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap