İngiltere ve İsrail’i örnek almalıyız

İngiltere ve İsrail’i örnek almalıyız

Bu yıl 25’inci yılını kutlayan Reklamverenler Derneği’nin başkanı Ahmet Pura, Türk reklam sektörünün son yıllardaki büyümesini yetersiz buluyor. Pura, İsrail ve Ingiltere’de verimli bir strateji uygulandığını ve bunun örnek alınması gerektiğini düşünüyor.

FATOŞ BOZKUŞ
fbozkus@ekonomist.com.tr

Ahmet Pura, basının ve özellikle de dergilerin 2017’de reklam yatırımlarından aldıkları payı artırabileceklerini de dile getiriyor. Dünya reklam sektörünün büyüklüğü geçen yıl 529 milyar dolara ulaşırken, Türkiye’nin reklam yatırımlarının bu tutarın sadece binde 4’ü olması sektörü mutsuz ediyor. Bunun en az yüzde 1 olması gerektiği, hem reklamcılar hem de reklamverenler tarafından dile getiriliyor.

Peki reklam yatırımlarının istenen seviyeye ulaşmasının önünde ne gibi engeller var?
Bu konuda en yetkili ağız olan Reklamverenler Derneği Başkanı Ahmet Pura’nın kapısını çaldık. Ekonomik ve siyasi çalkantıların yanı sıra büyümenin önünde birtakım engellerin hala olduğunu söyleyen Pura, “Reklamı yayınlayan ve reklamı üreten reklam ajanslarının, reklamverene güvenilir ve şeffaf bir ortam oluşturmalarının, sektörün daha da büyümesi için vazgeçilmez bir unsur olduğuna inanıyoruz” diyor. Pura, İsrail ve İngiltere’deki reklam sektörü modelinin örnek alınması gerektiğini söylüyor. 2017’de mecraların reklam yatırımlarından aldığı payların fazla değişim göstermesini beklemediğini söyleyen Pura, basının özellikle de dergilerin yatırımlardan aldıkları payı artırabile-çeklerini dile getiriyor. Ahmet Pura’ya sorularımız ve aldığımız yanıtlar aşağıda yer alıyor.

Türkiye’de reklam yatırımları 2016’da yüzde 10 arttı. Bu yıl ise yüzde 10-15 arasında büyüme bekleniyor. Bunu yeterli buluyor musunuz?
Bu yıl yüzde 15’lik büyüme konusunda mutabıkım. Ancak yeterli olduğunu söyleyemeyeceğim. Geçen yıllardaki büyüme oranları kayıptır. Türkiye’nin reklam yatırımları dünya yatırımlarının binde 4’ü kadar. Bunun en az yüzde 1 olması lazım. Fakat tuhaf bir nokta şu ki; 8,5 milyon nüfuslu İsrail’in reklam yatırımları 5,4 milyar dolar, 80 milyon nüfuslu Türkiye’nin 2,1 milyar dolar. İsrail ve Türkiye’ye bakıldığında, İsrail’in verimli ve mükemmel bir strateji uyguladığını düşünüyorum. İsrail’in Reklamverenler Derneği Başkanı ile temas kurup sihirli formülü öğrenmek istiyorum. İngiltere de bu konuda örnek alınması gereken bir ülke. İngilitere Reklamverenler Derneği bizi kardeş dernek ilan etsin istiyoruz. İsrail’e de gideceğiz.

Türkiye’de bütün dünya markaları var. Yereller de reklam yapıyor. Niye hala pasta küçük? Siz bunu neye bağlıyorsunuz?
Bütün dünyada en önemli anahtar ölçümleme. Basın dışında tüm mecralarda örgütlenme tamamlandı ve başarılı sonuçlar alınıyor. Hatta tüm mecra ölçümlerini bağmısız tek çatı altında toplamak için çalışıyoruz. Basın hariç tüm mecra temsilcileriyle prensipte anlaştık. Şu anda en büyük sorun şeffaflık ve güven eksikliği.

Kimin şeffaf olması gerekiyor?
Herkesin. Özellikle de reklamı yayınlayan ve reklamı üreten reklam ajanslarının, reklamverene güvenilir ve şeffaf bir ortam oluşturmaları şart. Reklamverenden çıkıp tüketiciye ulaşan ticari trafiğin netleşmesi lazım. Bu sadece reklamverenin huzursuzluğu değil, mecralar da huzursuz. Risturn denen bir uygulama vardır. Birileri risturn işi içindeyse ya netleştirecek ya şeffaflaştıracak. Her mahallede ve şehirde ayrı uygulamalar olursa güven ortamını sağlamak mümkün değil. Dünya reklamcılığının önemli bir başka konusu, dijital medya tedarik zincirinin temizlenmesi. Reklam dolandırıcılığı, izlenebilirlik, marka güvenliği ve ölçümleme gibi konulardaki gelişmeler oldukça yavaş.

Sizinle geçen yıl yaptığımız görüşmede dijitaldeki büyümenin düşeceğinden bahsetmişsiniz. Bu yıl sizin de söylediğiniz gibi geçmişe göre büyüme oranında bir düşüş söz konusuydu. Bu yılki beklentiniz nedir?
Sadece bizde değil dünyada reklamverenlerin bazı bölgelerde dijitalden kaçıp daha güvenli limanlara sığınmaya başladığını gördük. 2017’de bunun artarak devam etmesi bekleniyor. Korkunun ecele faydası yok. “Dünyada önlem alınmasını beklemeyin, Türkiye’de biz bir önlem alalım” diyorum hep. Çünkü dijital reklam kontrol edilebilir olmaktan çıktı. Ayrıca dijital doyuma ulaştı. Büyüme hızı düşecektir. Bugünkü dijitalleşmeden kimse kaçamaz ama gazetenin psikolojik tutuculuğundan da kaçamaz. Beni gazetesiz bırakamazsınız.

Peki reklam yatırımlarında düşüşte olan tek mecra neden basın?
Altı mecra var. Beşi büyüyor, sadece basın küçülüyor. Dünyada da benzer bir tablo var. Ama dünyada ortalamada küçülen basının içinde gazete ve dergi payı orantılı. Bizde dergi daha çok küçülüyor. Bu dengesizlik niye, bunu iyi tariflemek lazım. Dünyada derginin yeri varken Türkiye’de yeri yok. Dergiler kapatılıyor. Bir araya gelip dernekleşmeye imza atamamışlar. Rek-lamvereni mecraya çekerek büyüme fırsatları var. Öyle projeler oluşturursunuz ki, reklamvereni ikna eder büyürsünüz. Böyle olursa dergilerin payının artacağını düşünüyorum. Potansiyeli kullanırlarsa gelirleri artar. Dergileri hareketlendirmek gerekiyor. Kısacası basında içerik yorgunluğu var ve heyecan yok. Buna çözüm bulunmalı.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap