Markaların tanıtımında dizileri kullanamıyoruz

Markaların tanıtımında dizileri kullanamıyoruz

Türkiye, yılda 300 milyon dolarlık dizi ihracatı yapıyor. Bu yıl ciro içinde ihracat payını yüzde 40’lara çıkardıklarını söyleyen Ay Yapım CEO’su Kerem Çatay, 130’a yakın ülkeye dizi ihraç ettiklerini anlatıyor.

FATOŞ BOZKUŞ
fbozkus@ekonomist.com.tr

Öncelikle Türkiye için dizi ürettiklerini belirten Çatay, dünyada 600 milyon kişinin izlediği Türk dizilerinin Türk markalarının tanıtımında yeterince kullanılamadığını ifade ediyor.

Sadece Türk izleyicisinin değil yurtdışında 130’un üzerinde ülkede seyircinin kalbine taht kurmuş durumda olan Ay Yapım dizilerinden biri, Kara Sevda geçen ay Uluslararası Emmy Ödülü alan ilk Türk dizisi oldu. Ay Yapım CEO’su Kerem Çatay, iyi hikaye ve senaryonun dizilerin başarısının en önemli unsuru olduğunu söylüyor.

Bugün Türkiye’nin 300 milyon dolarlık dizi ihracatı yaptığını anlatan Çatay, Ay Yapım olarak toplam ciroları içindeki ihracat gelirlerinin payının yüzde 30’lardan bu yıl yüzde 40’lara çıktığının altını çiziyor. Çatay ile iyi bir dizinin sırlarını, Türkiye’deki dizi ekonomisini ve Ay Yapım’ın gelecek projelerini konuştuk.

Ay Yapım dizilerinden biri olan Kara Sevda Uluslararası EmmyÖdülü alan ilk Türk dizisi oldu. Bu sonucu bekliyor muydunuz?
Emmy’ye ilk olarak 2014 yılında kadın oyuncu kategorisinde “20 Dakika” dizisindeki performansıyla Tuba Büyüküstün ile başvurduk. Bir Türk içeriğinin Emmy ile tanışması ilk böyle oldu. O zaman Türkiye’den hiç başvuru yoktu. Sonraki yıl erkek oyuncu kategorisinde Engin Akyürek ile katıldık. Bu yıl ise farklı içeriklerle başvurduk ve finale kalan dizimiz Kara Sevda oldu. Biz, ne zaman aday olsa kazanan bir Brezilyalı içerik üreticisiyle aynı kategoride adaydık. Kimse de bir Türk yapım şirketinin ödül almasını beklemiyordu. Ama ödül bize geldi. Emmy’nin hem başvuru hem değerlendirme aşamasında epey kural var. Dünyanın her yerinden 600’e yakınsektör çalışanının yer aldığı bir jüri sistemi var. Bu, her final aşamasında farklı kişilerin oyladığı güvenilir bir sistem. Ödül töreninin sunucusu ‘Bu yarışma dizilerin Dünya Kupası’ dedi. Orada bunu almak tabii ki keyifliydi.

Son yıllarda üretilen dizi sayısı artıyor mu?
Aslında 1998-2001 arasında TV kanallarındaki dizi sayısı 100’ü aşmıştı. Dizi süreleri kısaydı ve aynı gece iki dizi yayınlanıyordu. Bugün baktığınızda 35-45 diziden söz ediyoruz. Ama şu anda diziler içeride ve dışarıda daha çok ses getiriyor.

Türkiye’de dizi ekonomisi nasıl bir büyüklüğe sahip?
Bir dizinin bölüm başı maliyeti 700 bin TL’den başlıyor ve 1 milyon TL’nin üzerine çıkabiliyor. Prime time’a dizi üreten 30’a yakın yapım şirketi var. Sektörde çalışan kişi sayısı ise kamera önü ve arkasında 10 bin dolayında. Son yıllarda yapımcılar için en önemli gelir kalemlerinden biri hiç şüphesiz dizi ihracatı. 300 milyon dolarlık dizi ihracatı yapılıyor.

Bir sezonda kaç dizi yapıyorsunuz?
Geçen sezon altı iş ürettik ve 10 bölümde kalkan hiçbir işimiz olmadı. Şu anda üç dizimiz var; Fi, Çukur ve Ufak Tefek Cinayetler. 40 kişilik bir idari kadromuz var. 4-5 dizi yaptığımızda ekibimiz 600 kişiye ulaşabiliyor.

“Kendi izlemediğimiz dizileri yapmıyoruz”
Ay Yapım 12 yıldır prime time için diziler yapıyor. Yaptığınız işler genellikle çok izleniyor. Bir sırrınız var mı? İşin sırrı, kendi izlemediğimiz dizileri yapmıyoruz ve iyi koku alıyoruz. Farklı bir şeyler yapmayı denemezsek, zorlamazsak da zevk almamaya başlarız. Yaprak Dökümü zamanı edebiyat uyarlaması yapmak bir fikirdi, yaptık. Ardından Aşk-ı Memnu geldi. Flashbackli dizilerin tutması zordur, Türkiye’de biz risk aldık ve Ezel’i yaptık. Bu sezon mesela Ufak Tefek Cinayetler isimli bir dizimiz var. Meriç Acemi’nin kendi senaryosu, Ali Bilgin de çok güzel uyarladı. Dizinin farklı bir dili ve üslubu var. Fi örneğimiz var. İlk ücretsiz dijital dizi. Tabii kaliteli işler yapmaya çalışıyoruz. Önemli olan kalıcı olması. Bu başarıda çalıştığımız insanların da payı var elbet. Eskiden 5-6 sezon süren diziler vardı. Şu anda ortalama yayın sezon süreleri kısaldı. Bunları iyi takip etmek gerekiyor. Tabii bir dizinin başarısındaki en önemli unsurun da hikaye ve senaryo olduğu unutulmamalı.

Cironuz içinde ihracatın payı nedir?
Geçen yıl yaklaşık 300 milyon TL’lik ciro elde ettik. Ciro içinde ihracatın payı yüzde 30’lardaydı. Yurtdışından elde ettiğimiz gelirle kârlı hale geliyoruz. Örneğin geçen yıl yaptığımız diziler arasında bölümünden kâr ettiğimiz tek dizi Içerde’ydi. Ratingi yüksek bir işti. Bu yıl ise ihracatımız arttı. Hem yeni işler hem de eski işlerin satışından elde ettiğimiz gelirle birlikte ciro içinde ihracatın payı yüzde 40’lara çıktı.

Yapılan dizilerin yurtdışında satılabilmesi için hangi kriterlere sahip olması lazım?
Öncelikle Türkiye’de dizinin tutması şart. Çünkü biz diziyi Türk izleyicisi için yapıyoruz. Burada başarılı olacak ki yurt-dışına satılsın. Pusulamız Türk izleyicisi. Öyle bir beğeni algısı var ki, Türk izleyicisinin beğendiği dizi dünyanın pek çok yerinde tutuyor. Bizim izleyicimizin beğenisi de iki yılda bir değişiyor. Bunu iyi koklamak önemli. Yurtdışında bizim 120 dakika süren dizilerimizi bölerek günlük yayınlıyorlar. Mesela 60 dakika olan diziler yurtdışı örneklerle rekabet avantajı getiriyor. Fi, bu anlamda rekabet edebileceğimiz bir dizi. Şu anda 20-25 ülkeye sattık. Batı Avrupa ülkelerinde kolaylıkla yayınlanabilir nitelikte. Eskiden Türk yapımcılar olarak Cannes’a içerik almak için giderdik. Şimdi pazarın yüzde 40’ı Türk içeriklerden oluşuyor. Bugün Ay Yapım dizileri toplam 130’a yakın ülkede gösteriliyor.

Türk markalarının tanıtımı açısından size göre dizileri yeterince kullanabiliyor muyuz?
Türk dizileri 600 milyon insana ulaşıyor. Başka ülkede olsa çok güzel kullanılırdı. Ama bizde RTÜK kuralları nedeniyle bazı kısıtlamalar söz konusu. Her şeyi mozaiklemek zorunda kalıyoruz. istiklal Caddesi’nde tabelalar görünecek diye sahne çekemiyoruz. Halbuki bizim neslimiz Amerikan filmlerini izleyerek New York’u öğrendi. Biz böyle yaşayabiliriz ama Türk şirketlerinin yurtdışında tanıtımı anlamında diziler daha iyi kullanılabilir. Bunun önünü açmak lazım. Ülke tanıtımı konusuna gelirsek, mekanların çekim için istediği ücretler giderek artıyor. Oysa Paris Belediyesi Amerikan içeriklerine ücret iadesi bile yapıyor. Oralarda biraz yavaşız. Bu işin çarpanı yüksek ama tadını çıkaramıyoruz.

Markaların ilgisini yeterli buluyor musunuz?
Bugün Türkiye’de ürün yerleştirme alışkanlığı olan 25 firmadan bahsedebiliriz. Perakende, hızlı tüketim, otomobil, meşrubat, GSM, elektronik ve beyaz eşya sektöründeki şirketler ağırlıkta.

2018’e ilişkin hedef ve projeleriniz neler?
Yeni yılla beraber başlayacak dizilerimiz olacak. 8’inci Gün isimli bir dizimiz ATV’de başlayacak. Puhu TV’ye yeni bir dizi hazırlıyoruz Mart ayında yayınlanmaya başlayacak. Bizim içeriklerimizi alan yapım şirketlerinin bir kısmı bunu kendi oyuncularıyla yeniden çekiyordu. Şimdi Amerikalı bir ortakla birlikte daha önce çektiğimiz bir işi Amerikalı oyuncularla çekmeye yönelik bir projemiz var. Gündemimizde yeni sinema filmleri de var. Örneğin Kürk Mantolu Madonna’yı çekeceğiz.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap